Ana içeriğe geç

Ali Babacan'dan Erdoğan'a sahte vekil imzası için sert sözler! Bu olanları nasıl izah edeceksiniz?

TBMM Genel Kurulu'nda 4 AKP milletvekilinin bulunduğu salondan 79 oy pusulası çıktı. Erdoğan'a seslenen DEVA Partisi lideri Babacan, "Pusula var, vekil yok. Bu sahteciliğe nasıl izin verirsiniz?" diye sordu.

Ali Babacan'dan Erdoğan'a sahte vekil imzası için sert sözler! Bu olanları nasıl izah edeceksiniz?
Halk TV
16

TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan oy pusulası vakası, Yeni Yol Partisi'nin haftalık grup toplantısında konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın gündemindeydi. AKP milletvekilleri adına 79 pusula verilmesine rağmen salonda sadece 4 milletvekilinin bulunmasına dikkat çeken Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve iktidara seslendi.

PUSULA VAR VEKİL YOK: MECLİS'TE 79 İMZAYA KARŞILIK 4 KİŞİ

Meclis'teki tabloyu "açık bir ciddiyet krizi" olarak tanımlayan Babacan, iktidarın yasama yetkisini kullanım biçimini şu sözlerle eleştirdi:

"Ey Erdoğan. Meclis'i ne hale getirdiniz yahu. 86 milyonluk ülke böyle mi yönetilir Allah aşkına. Yüce Meclis'in çatısı altında böyle bir sahteciliğe nasıl izin verirsiniz? Bu olanları nasıl izah edeceksiniz? Hangi gerekçeyle normalleştireceksiniz? Bir tarafta, bu aziz milletten alınan vekaletle kullanılan yasama yetkisi, diğer tarafta, boş koltuklar adına oy kullandıran bir yönetim kafası. Hey yavrum hey. Nerede vekilleriniz? Bu, millete karşı sorumluluk duygusunun sıfırlanmasıdır. Ve en önemlisi, millet iradesine karşı bir saygısızlıktır. Çünkü Meclis, sorumluluk taşınan bir yerdir. Ama bugün görüyoruz ki karar var, sorumluluk yok. Pusula var, vekil yok. İmza var, temsil yok. Biz yıllardır uyarıyoruz. 'Bu iş böyle yürümez' diyoruz. 'Devlet ciddiyet ister' diyoruz. Ama maalesef aynı hikaye tekrar ediyor. Buradan açıkça söylüyorum: Bu ülke bu lakaytlığı, bu sorumsuzluğu, bu kurumsal çürümüşlüğü hak etmiyor. İktidara sesleniyorum kendinize gelin. Meclis, göstermelik bir yapı değildir. Millet iradesinin tecelli ettiği en yüksek mercidir. Ve o irade, salonda 3 kişiyle temsil edilemez."

"1 TEMMUZ'U ES GEÇMEK KUL HAKKINA GİRMEKTİR"

Türkiye'nin yoksulluğun ve yolsuzluğun yeniden konuşulduğu bir ülke haline geldiğini belirten Babacan; pazarda fileyi yarısına kadar dolduran emeklilere, çocuğuna kıyafet alamayan babalara, fiyat etiketlerine bakıp uzaklaşan annelere, iş bulamayan üniversite mezunlarına ve atanamayan öğretmenlere dikkat çekti.

Asgari ücrete ara zam çağrısını yineleyen Babacan, iktidarın bu konuyu gündemden çıkardığını vurgulayarak, "İlk beş ayda yüzde 16 enflasyon varken, ilk altı ayın enflasyonu yüzde 20'ye yaklaşacakken, 1 Temmuz'u es geçmek, halk gaspıdır, kul hakkına girmektir" dedi.

Vatandaşların temel ihtiyaçlara erişemediğini ve kredi kartlarının artık bir ödeme aracı olmaktan çıkıp geçim aracı haline geldiğini ifade eden Babacan, ekonomi yönetiminin faiz politikalarını şu verilerle aktardı:

"Enflasyonun yüzde 30'a düştüğü bir ülkede faiz nasıl olur da yüzde 70 olur? Merkez Bankası hala 'politika faizi sabit tuttum' diyor. Siz niye gizlice faizi yüzde 37'den yüzde 40' çıkardığınızı söylemiyorsunuz. İnsanları aldatmayın. Çıkın, 'ben faizleri artırdım' deyin. KOBİ'lerimizin, esnafımızın mecburen kullanmak zorunda kaldığı faizlere bakın. Aylık yüzde 4'ün altında bir şey yok. Aylık yüzde 4 faiz, yıllık bileşik yüzde 60 ediyor. Yüzde 4,5 aylık faiz, yıllık yüzde 70 ediyor. Herkes ağır faiz yükünün altında eziliyor. Yüzde 60-70 faiz ödeyen bir işletmenin ayakta kalması mümkün olmaz. Üç yıl boyunca yüksek faiz altında esnafımızın, sanayicimizin, KOBİ'mizin altından kalkması mümkün değil. Bu kadar uzun süre, yüksek faiz demek, ülkede üretimi, ticareti tamamen bitirmek demek."

HAZIR GİYİMDE 390 BİN KİŞİ İŞSİZ KALDI

İktidarın iş dünyasına "yatırımla, üretimle uğraşmayın, paranızı faize yatırın" mesajı verdiğini söyleyen Babacan, faiz gelirlerine uygulanan düşük stopaj ile üreten kesimin ödediği yüksek KDV, ÖTV ve kurumlar vergisi arasındaki duruma dikkat çekti.

Türkiye'nin giderek üretmeyen, sadece tüketen ve borçlanan bir ülkeye dönüştüğünü belirten Babacan, tarım ve sanayideki verileri paylaştı:

"Kırmızı etin şu anda yüzde 25'ini dışarıdan ithal eder hale geldik. Hazır giyimde işten çıkarılanların sayısı 390 bine e ulaştı. Etiketlerde artık 'Türkiye'de üretilmiştir' yerine başka ülkeleri görüyorsunuz. Bir fabrikayı kapatmak anlık bir karardır ama yeniden kurmak on yılların emeğini ister."

Babacan ayrıca hasat mevsiminde zarar eden çiftçilerin ve iş bulamadığı için ülkenin farklı bölgelerine göç etmek zorunda kalan on binlerce mevsimlik tarım işçisinin barınma, sağlık ve eğitim sorunlarına da değindi.

"ÜLKEDE GÜVEN BİTTİ"

Yabancı yatırımlar için TBMM'den uluslararası anlaşma yoluyla teşvik çıkarılmasını da eleştiren Babacan, bu uygulamanın Türkiye tarihinde bir ilk olduğunu ifade etti.

Geçmişte Hazine Müsteşarlığı tebliğleriyle milyarlarca dolar yatırım çekildiğini hatırlatan Babacan, sözlerini şöyle noktaladı:

"Eğer siz bir başka ülkeden yatırımcı getirmek için bu Meclis'ten uluslararası sözleşme geçirmek zorunda kaldıysanız bu ülkede güven bitmiştir demektir. Bunlar güveni yok ettiği için 'uluslararası sözleşmeyi geçirmezseniz, gelmeyiz' diyorlar. Böyle bir yöntem olamaz. Her bir yabancı yatırım için bundan sonra Meclis'ten anlaşma geçirin diyecekler. Bunlar ülkeyi çok yanlış yerlere sokuyorlar."

Kaynağa Git

İlgili Haberler