Terörsüz Türkiye sürecine yönelik Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş ile Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum'dan geçtiğimiz günlerde dikkat çeken açıklamalar gelmişti.
ÖNCE UÇUM SONRA KURTULMUŞ
Önce Uçum, bir yazı kaleme almış ve üstü kapalı şekilde terör örgütünü uyarmış ve daha önceki hiçbir süreçte konunun kanun aşamasına gelmediğini hatırlatarak bu eşiğin hafife alınmaması gerektiğini belirtmişti. Uçum, yasal düzenlemenin Meclis tatile girmeden önce çıkarılmasının beklendiğini ifade etmişti.
Uçum'un bu çıkışının ardından da TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Bu yaz ayları bitmeden bu raporun gereği olan işler yapılacak. Terör örgütünün silahlarını tamamen bırakması, tasfiyesiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıkarılacak yasalarla artık bu iş tamamen geride kalacak, bu ülkede birlik ve beraberlik hakim olacak." şeklinde konuşmuştu.
"BU SÜREÇ 'YAPTIM OLDU' OLMAZ" VE "SADECE SİLAH BIRAKMAK YETMEZ" ÇIKIŞI
PKK terör örgütünün çatı yapılanması KCK'nın sözde yürütme konseyi üyesi Mustafa Karasu'dan ise Uçum ve Kurtulmuş'a yanıt niteliğinde açıklamalar geldi.
Karasu, "Soruna gelenler, gelmeyecekler sorunu olarak bakmak zaten bir çözüm projesi ortaya koymamaktır. Sorunu sadece silah bırakma olarak ele almaktır. Sorun zaten sadece silah bırakma olarak ele alınırsa zaten nasıl kabul edecek bunu halk, örgüt, savaşçılar nasıl kabul edecek? Soruna gerçekten böyle bakılmaması gerekiyor. Daha bütünlükle bakılması gerekiyor. Böyle muğlaklık yaratacak, kafa karıştıracak bir yaklaşım içinde olmamak gerekiyor. Çünkü böyle önemli bir sorun ancak toplumsal destekle çözülür. Siyasi partiler arasındaki bir uzlaşmayla çözülür. En önemlisi de önderlikle bizim böyle bir yasa konusunda evet dememizle çözülür. Bu süreç böyle, yaptım oldu olmaz. Ben yaptım, böyledir. İster kabul edin ister kabul etmeyin demekle olmaz. O zaman niye bir buçuk yıldır bu süreç sürüyor? Niye önderlikle görüşmeler yapılıyor? Bize önderlikten mesaj gelmesi konusunda aracı oluyorlar. Bu bakımdan ve bu sürece yaklaşım konusunda ciddiyet olması gerekir” dedi.
SÜREÇTE TIKANIKLIĞIN GÖSTERGESİ Mİ?
Karasu'nun Uçum ve Kurtulmuş'a yapılacak yasal düzenlemeler hakkında bu şekilde göndermede bulunması dikkat çekerken, bu tablo yasal düzenleme yapılsa da süreçteki tıkanıklık devam mı edecek sorusunu akıllara getirdi.
ERDOĞAN "MİT TAKİP EDECEK" DEMİŞTİ, KARASU SİLAH BIRAKILMADIĞINI İTİRAF ETTİ
Karasu'nun "Sorun zaten sadece silah bırakma olarak ele alınırsa zaten nasıl kabul edecek bunu halk, örgüt, savaşçılar nasıl kabul edecek?" sözleri ise silah bırakılmadığının bir itirafı olarak dikkat çekti. Bu ifadeler, Erdoğan'ın bir yıl önce silah bırakma ve fesih sürecini MİT'in titizlikle takip edeceği ve gelecek rapora vurgu yapan sözlerini hatırlattı.
Karasu sözlerinin devamında ise, "Strateji değiştirdik. Artık halk savaşı gerilla yoluyla değil de demokratik siyaset yöntemini tercih ettik." dedi.
BAHÇELİ İLE PKK AYNI TALEPTE BULUNDU
Karasu, yapılacak yasal düzenlemelerin terörist başı Öcalan'ı kapsamaması seçeneğini eleştirerek, "Bu bakımdan ilk önce bir daha altını çizerek söylüyorum. Önder Apo’nun özgür, çalışır, yaşar konumda olması lazım. Herkesle görüşmesi lazım, ilişkiyi sürdürmesi lazım, ikna etmesi lazım. Toplumsal desteği artırması lazım. Sadece Kürt halkının değil, Türkiye halkının da Önderliğin ne istediğini bilmesi lazım. Hala Önderliği Türkiye halkına bilmem ne gösteriyorlar. Nasıl olacak o zaman, çözüm nasıl olacak? Önderlik açıkça Türkiye halkına da seslenmeli, ilişki kurmalı..." dedi.
Bu sözler ise, terörist başı Öcalan'a umut hakkı vadeden ve Meclis'e gelip konuşma yapmasını isteyen Bahçeli'nin PKK terör örgütünün sözde yöneticileri ile aynı talepte bulunduğunu ortaya koydu.
"YANLIŞ HESAP KÜRT İRADESİNDEN DÖNER"
Karasu meydan okumasını şu sözlerle sürdürdü:
"Kürtler eskisi gibi güçsüz değil. Kürtleri de eskisi gibi öyle feda etmek kolay değil. Kürtler de örgütlü gücüyle, ilişkileriyle bunları boşa çıkaracak bir şeye sahip. Boşa çıkarabilir. Bu yönüyle evet, Türkiye düşünebilir, dış güçlerin desteğini alarak yine böyle Kürtler üzerine egemenlik pozisyonu sürdürebilir ama Kürtler eski Kürtler değil. Türkiye böyle bir hesap yaptığında şunu söyleyebilirim; yanlış hesap yapar. Derler ya yanlış hesap Bağdat’tan döner. Yanlış hesap da Kürt halkının iradesinden döner. Bunu Türk devletinin bilmesi gerekiyor.”