SHOW TV'nin MF Yapım imzalı sevilen dizisi 'Muhtemel Aşk', Ayça Ayşin Turan, Ekin Koç ve Feyyaz Şerifoğlu'nu buluşturan kadrosu, sıcak anlatımı ve romantik hikâyesiyle bu akşam saat 20.00'de yeni bölümüyle izleyiciyle buluşacak.
Dizideki eğlenceli ve enerjik tavırlarıyla izleyicinin dikkatini çeken Hayal Köseoğlu, hayat verdiği 'Melis' karakteriyle ilgili konuştu. Köseoğlu; avukatlık rolü için gerçekleştirdiği hazırlık sürecinden set ortamındaki çalışma temposuna, evlilik heyecanından sektördeki deneyimlerine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu.
"ONU OYNAMAK ÇOK EĞLENCELİ"
* Canlandırdığınız Melis karakterini bize nasıl anlatırsınız? Onu ilk okuduğunuzda sizi en çok etkileyen özelliği ne olmuştu?
Melis saf, naif ama bir yandan da kafası gerektiğinde kurnazlığa çalışan bir kız. Sadece insanlara çok çabuk güveniyor. Sevmek, sevilmek, eğlenmek, gülmek ve hayatın tadını çıkarmak onun karakterinin en önemli parçaları. Bir de tabii sinirlenince içinden çıkan bir canavar var. Hafif bir gamsızlığı var, o beni çok etkiliyor açıkçası. Ben genelde her şeye çok takarım ve gamsız insanlara da özenirim. O yüzden onu oynamak çok eğlenceli.
"HUKUK CAMİASINA UZAK DEĞİLİM"
* Melis hırslı, açık sözlü ve başarılı bir avukat. Karakterin hukukçu kimliğini oluştururken nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?
Benim bir dedem hâkim, diğeri avukattı. Şimdi de kayınvalidem avukat. Yani hukuk camiasına çok uzak değilim. Bir sorum olduğunda veya karaktere bir ekleme yaptığımda hemen arayıp onlara danışıyorum.
* Melis'in spontane ve flörtöz tavırlarıyla kendi karakterinizi kıyasladığınızda, hangi yönleriniz benziyor, hangi yönleriniz ayrışıyor?
Ben Melis'i sanki kendi teenage hâllerime benzetiyorum. 15-19 yaşlarım arasında böyle biriydim bence. Yay burcuyum zaten ama insan büyüdükçe yükselenine dönüyor derler. Benim yükselenim Akrep; ben büyüdükçe akrepleştim.
"BAŞINA BELA AÇIYOR"
* Melis karakterinde "İyi ki bu özelliği var" dediğiniz ya da "Keşke bu yönü olmasaydı" diye düşündüğünüz bir tarafı var mı?
Yani iyi ki böyle bir neşesi var ve iyi ki hayattaki önceliği dostlukları; ama herkese bu kadar kolay güvenmesi başına bela açıyor. Gerçi o huyu biraz düzeldi sayılır. Üstelik sadece kendi başına değil, en sevdiklerini de sürekli belaya sürüklüyor ama işte hepimizin hayatında böyle tatlı belalar olmuştur. En azından sonrasında toparlamak için elinden geleni yapıyor.
*Eğer Melis karakterinden günlük hayatınıza üç özellik taşıyabilecek olsaydınız, bunlar hangileri olurdu?
Gamsızlık, yardım isteyebilme, yattığı her yerde uyuya kalabilme özelliği.
*Gerçek hayatta Melis ile arkadaş olur muydunuz? Sizce nasıl bir arkadaş olurdu?
Ben kesinlikle olurdum; ama benim enerjimden iki tane olunca çevreye fazla gelebilirdi. Yine de birbirimizi dengelerdik kesin.
"HERKESİN NİYETİNİ HİSSEDERİM"
* Melis ile bir kahve içip uzun uzun sohbet etme fırsatınız olsa, ona en çok hangi konuda tavsiye vermek isterdiniz?
Melis'e, "Kızım, herkese güvenme! Bak, benim yükselenim de Ay burcum da Akrep; ben herkesin niyetini hissederim. Madem sen anlayamıyorsun, herkesi önce benimle tanıştır" derdim.
"ÇOĞU YÖNÜMÜZ BENZİYOR"
* Ayça Ayşın Turan ile ekrandaki arkadaşlığınız izleyiciden olumlu yorumlar aldı. Set dışındaki uyumunuzun bu kimyaya katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?
Kesinlikle oldu. Açıkçası biz Ayça’yla tanıştığımız an hemen ısındık. Dışarıdan bakıldığında benzemiyor gibi duruyoruz ama bence çoğu yönümüz benziyor. O da oldukça neşeli ve enerjik biri. Benim için önemli olan omurgalı, dürüst, iş ahlakı ve disiplini olan, saygılı ve sevgi dolu bir insan olması; Ayça da tam olarak böyle. Bir de espri anlayışımız ve komedi zamanlamamız uyduğu için, Defne ve Melis’i oynamak bana çok rahat ve eğlenceli geliyor.
"BAL GİBİ EĞLENİYORUZ"
* Set ortamındaki çalışma temposunu ve ekip arasındaki iletişimi nasıl tanımlarsınız?
Arı gibi çalışıyoruz ama bal gibi de eğleniyoruz diyebilirim. Benim ekipten de oyuncu arkadaşlarımdan da daha önceden çalıştığım veya tanıştığım bir sürü insan var, bu yüzden hiç yabancılık çekmedim. Altan Hoca ve Orkun Hoca’yla çalışmak çok güzel çünkü hem çalışmak kadar eğlenmeyi de bilen hem de insanlığı önceleyen yönetmenler. Görüntü yönetmenimiz Hakan Gencan çok komik ve dinamik biri. Uygulayıcı yapımcımız Erdal Bali ile ise ikinci işim; o da zaten disiplin ve eğlenceyi çok iyi dengeleyen biridir. Tam olarak baştaki cümleye dönüyorum: Arı gibi çalışıyoruz, bal gibi eğleniyoruz.
"KOMEDİ MATEMATİKSEL BİR İŞ"
* Daha önce dram ağırlıklı projelerde de yer aldınız. Bir yaz dizisinin çalışma temposunu sezon dizileriyle kıyasladığınızda sizce en büyük farklar neler?
Bence aynı; hiçbir farkı yok. İkisi de aynı ciddiyeti gerektiriyor. Komedi matematiksel bir iş olduğu için kimi zaman daha bile zorlayıcı olabiliyor. Sadece hava çok sıcak oluyor. Benim saçlarım normalde dalgalı, sıcakta fön falan dayanmıyor, hemen kıvır kıvır oluyor ama onu da el vantilatörüyle çözdüm.
"ÇOĞU OYUNCU İSTER İSTEMEZ MERAK EDİP BAKIYORDUR"
*Karakterinizle ilgili sosyal medyada yapılan yorumları takip ediyor musunuz? Bu yorumlar oyunculuğunuza veya karaktere bakış açınıza etki ediyor mu?
Vallahi ediyorum, ne yalan söyleyeyim. Bence çoğu oyuncu ister istemez merak edip bakıyordur. Çünkü oyunculuğun temeli sahneden gelir ve oyuncu aslında yapısal olarak seyircisinin anlık reaksiyonunu almak ister. Bizim de seyirciyle anlık temas kurabildiğimiz yer bence sosyal medya. Nasıl ki bir tiyatro oyununda en çok alkış alan yeri devam ettirmeniz gerektiğini bilirsiniz, bence onun gibi bir şey. Ama dengesini bulmanız lazım; reaksiyon, alkış ya da kahkaha almak için karakteri hiç etmemek lazım. O bana çok itici geliyor.
"HOŞUMA GİDİYOR"
*Sosyal medyanın oyuncular üzerinde oluşturduğu baskı ve etkileşim hakkında neler düşünüyorsunuz?
Açıkçası ben, çıktığı günden beri X bağımlısıyım; yapacak bir şey yok. Ekran süremin yüzde 99'u X'te geçiyor. Oradayken de görüyorum tabii ki. Algoritma kendimle ilgili şeyleri önüme düşürüyor ama ben onları hemen geçiyorum. Karakterle ilgiliyse bakıyorum çünkü çok genç yaştan beri oyunculuk yapıyorum. Beni tanımayan insanların şahsıma ait iyi ya da kötü çıkarımlarının beni tanımlamasına izin vermemeyi erken öğrenmek zorunda kaldım. Ama dediğim gibi, karakterlerle ilgiliyse veya TikTok editiyse falan bakıyorum. Hoşuma gidiyor, yalan yok.
"BUNU BAŞKASINA ANLATAMAZSINIZ"
* Partnerinizin de aynı sektörden olması ilişkinizi nasıl etkiliyor? Birbirinizi mesleki anlamda daha iyi anlamanızı sağladığını düşünüyor musunuz?
Kesinlikle öyle. Mesela geçen hafta ben çalışmaktan neredeyse eve giremedim; birbirimizin yüzünü görmedik. Bunu başkasına anlatamazsınız. Setin eğlencesini dışarıdan görenler, orayı rahat bir yer zannedebilirler. Oysaki set, benim hayatımda gördüğüm en disiplinli, en hızlı ve en hata affetmeyen yerlerden biri. Partnerim de bunu bildiği için "Ay ne yaptın, taş mı taşıdın sanki?" mantalitesinde olmuyor. Eve geldiğim zaman hem mental hem de fiziksel olarak ne kadar yorulduğumu biliyor ve hemen beni şefkatle sarıp sarmalıyor.
"SIRTIMI YASLAYABİLDİĞİM TEK ADAM"
* Yakın zamanda evlilik hazırlığında olduğunuzu biliyoruz. Hayatınızdaki bu yeni dönemin kariyerinize ve çalışma temponuza nasıl yansıyacağını düşünüyorsunuz?
Biz sevgili olduğumuzdan beri beraber yaşıyoruz; 2,5 sene oldu. 'Evlilik dinamiği' denen şeyi öyle ya da böyle yaşadık bence. Birlikte çok büyük zorluklar da atlattık. O benim en büyük yardımcım ve hayatımda sırtımı yaslayabildiğim tek adam. O yüzden daha hızlı çalışmaya ve daha ağır tempolara daha fazla cesaret edebilir hâle geldim çünkü hayatta ilk defa artık yükümü paylaşabiliyorum.
*Oyunculuğa başladığınız ilk dönemle bugünü kıyasladığınızda, 'Artık bu konuda tamamen farklı düşünüyorum' dediğiniz en büyük değişim ne oldu?
Vallahi uzun uzun düşündüm ama değişen bir şey yok sanırım. Ki bu iyi bir şey galiba.














