Ana içeriğe geç

Devlet Bahçeli'den "Turan Koridoru" çıkışı! "Zengezur Türkiye Yüzyılı'nın stratejik anahtarı olacaktır"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik sözlerine tepki göstererek, "Cumhurbaşkanımızı hedef alması, Netanyahu'nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır" dedi. Hürmüz Boğazı ve Zengezur hattına ilişkin mesajlar veren Bahçeli, “Zengezur değil, artık adı Turan Koridoru’dur” ifadelerini kullandı.

Devlet Bahçeli'den "Turan Koridoru" çıkışı! "Zengezur Türkiye Yüzyılı'nın stratejik anahtarı olacaktır"
Haberet
16

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlenen partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.

Bahçeli, İsrail’e sert tepki göstererek Netanyahu yönetimini bölgenin huzurunu hedef alan “kriz makinesi” olarak niteledi. ABD-İran mutabakatını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Bahçeli, Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine dikkat çekti.

Gazze, Lübnan, Hürmüz Boğazı ve Zengezur hattına ilişkin mesajlar veren Bahçeli, “Zengezur değil, artık adı Turan Koridoru’dur” diyerek hattın Türkiye ve Türk dünyası için stratejik fırsat olduğunu söyledi.

Bahçeli'nin konuşmasının satırbaşları şu şekilde;

"Bugün karşımızda bulunan, bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş, kan delisi bir kriz makinesi olan İsrail, ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırmakta, söylem ve demeçleriyle dünya milletlerinin dört gözle beklediği ABD-İran mutabakatının karşısında durmakta, Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs çerçevesinde taşkın hevesleri okşayan bir istikrarsızlık merkezi olmaya devam etmektedir.

7 Ekim sonrasında İsrail yönetiminin izlediği politika sabır taşlarını çatlatmıştır. İsrail, ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür. Netanyahu yönetimi bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır.

NETANYAHU'NUN ERDOĞAN'A YÖNELİK SÖZLERİNE SERT TEPKİ

Siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağlayan, koltuğunu muhafaza etmek için yangına körükle giden, iftira ve propaganda perdesiyle Orta Doğu'da yarattığı mezalimi örtmeye çalışan bu melun zihniyetin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alması, Netanyahu'nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır.

Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihî ve kültürel doku bombalarla yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak, akıl karargâhlarının teslim bayrağını çekmesidir.

Türkiye'ye ahlak dersi vermesi ve çeşitli söylemleri bizim için yok hükmündedir. Bu zavallı söylemlere aynı çukurdan cevap verecek değiliz.

"BM 3 MAYMUNU OYNUYOR"

Dünyanın içinde bulunduğu bu hazin tablo karşısında sorguya çekilmesi gereken kurumlardan biri Birleşmiş Milletlerdir. Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken Birleşmiş Milletler üç maymunu oynamaktadır.

Gazze'de acil ve koşulsuz ateşkes talebi ve sivillerin can emniyetini sağlama talebi yine ABD'ye toslamıştır. Bu mahviller zulme zaman kazandırmaktadır.

Lahey'de Netanyahu için yakalama kararı çıkarılmıştır. Bu kararın icrası devletlerin siyasi iradesine bırakılmaktardır. UCM'nin kendi kolluk kuvveti yoktur. Bu Netanyahu'yu koltuğa oturtacak olan devletlerdir.

İcraat vakti gelinde köşelerine çekilmektedir. İsrail hükümetinin hesap vermesi ufukta görülünce Netanyahu'ya koruma kalkanı çekilmeye çalışılmaktadır. Bu imtiyaz kimin hukukudur. Burada İsrail'in açtığı bir kıyım düzeni var ve savaş hukuku ayaklar altına alınmıştır. Ve ahlaki iflas vardır.

2. Dünya Savaşı'nın yıkıntıları üzerinde barışı tesis etmek için kurulan BM vazifesini yerine getirememektedir. Gazze'de çocuklar ölürken yazılan raporların anlamı yoktur. Gazze ve Lübnan'da işlenen insanlık suçları raflara kaldıracak suçlar değildir.

"HÜRMÜZ HERHANGİ BİR SU YOLU DEĞİLDİR"

Hürmüz Boğazı herhangi bir su yolu değildir. Hürmüz, enerji arzının, küresel ticaretin, deniz güvenliğinin, gıda fiyatlarının ve bölgesel istikrarın nabzının attığı stratejik bir geçittir. Bu hattaki gerilim yalnızca Körfezi değil Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Akdeniz'e kadar geniş bir coğrafyayı ekonomik ve siyasi türbülans içine sürüklemiştir."

"ABD İLE İRAN ANLAŞMASI MEMNUNİYET VERİCİ"

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. İsviçre'de atılacağı açıklanan imzaların, bölgemizde sulh ve sükûnun hâkim kılınması, Hürmüz hattında seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da ateşi büyüten oyunların boşa çıkarılması adına önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Söz konusu bu gelişme memnuniyet vericidir. Ancak memnuniyetimiz bizi rehavete sürükleyecek değildir.

"NETANYAHU SÜKÛNETİ TEHDİT OLARAK GÖRÜYOR"

Netanyahu yönetimi, Orta Doğu'da sükûnet ihtimalini kendi siyasi gelecekleri için tehdit görmektedir. Uluslararası hukuku ayaklar altına alan, barışın önünde aşılmaz duvarlar örmeye kalkan bu çıban başı, döktüğü her damla kanın, yıktığı her hanenin hesabını er ya da geç, ama mutlaka ve mutlaka tarihin ve milletlerin huzurunda teker teker verecektir. Tavrımız açık, mevkimiz ayan beyan ortadadır. Cümle âlem bilsin ve duysun ki, Türk milleti barış düşmanlarının karşısında, mazlumların, masumların ve mağdurların ise ebediyen yanındadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak temennimiz odur ki, kanla beslenen Siyonist şer odaklarına inat, bu kadim coğrafyanın her bir köşesinde huzura, sükûnete ve adalete dayalı bir barış, Türk-İslam mührüyle ebediyen temin ve tesis edilecektir.

"ZENGEZUR HATTI TURAN KORİDORUDUR"

Türk dünyasının batıyla doğu arasındaki stratejik irtibatı olan Zengezur hattı üzerinde ayrıca ve dikkatle durmak gerekir. Nahçıvan'ın ana vatan Azerbaycan'la bağını güçlendirecek, Türkiye'yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar'a, Hazar'ın ötesinde Türkistan'a ulaştıracak tarihî bir geçittir.

Zengezur, Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı olacaktır. Bu, iki devlet tek millet şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır. Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım. Bu hat, Turan Koridoru'dur. Turan Koridoru, Kars'tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihî ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek, Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak, Turan ufku daha berrak, daha yakın ve daha kudretli hâle gelecektir.

"TURAN KORİDORU'NUN AÇILMASI BÖLGEMİZ VE TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK BİR FIRSATTIR"

Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, Kuzey Hattı'nın savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, Güney Deniz Yolları'nın Hürmüz'den Kızıldeniz'e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru'nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır. Güncel badireler dikkate alındığında bu hat, Türkiye'nin ve bölgemizin ihracat güzergâhlarını şekillendirecek, ülkemizin lojistik kabiliyetini artıracaktır. Böylesine çetin bir dönemde, bölge devletlerinin ekonomik kıskanç içinde sıkıştığı şartlarda Turan Koridoru'nun açılması, Ankara'dan Türkistan'a uzanan iktisadi ve jeopolitik bir sıçrama olacaktır. Kars'tan Iğdır'a, Nahçıvan'dan Bakü'ye dek Türk yurtlarına ekonomik canlılık kazandıracak, yeni yüzyılın ana ulaşım ve ticaret güzergâhlarından birini teşkil edecektir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler