Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, TUSAŞ’ta yaşanan terör saldırısı, helikopter kazası ve çalışanlardan geldiğini belirttiği güvenlik bildirimleri üzerinden kurumun fiziki güvenlik, uçuş emniyeti ve yangın tedbirlerinin kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini savundu.
TUSAŞ’ın yalnızca uçak ve helikopter üreten bir kuruluş olmadığını vurgulayan Erdağı, kurumun yetişmiş insan gücü, stratejik projeler, mühendislik birikimi ve kamu yatırımları nedeniyle Türkiye’nin en kritik teknoloji merkezlerinden biri olduğunu ifade etti.
Terör saldırısının ardından helikopter kazası
Erdağı, 23 Ekim 2024’te TUSAŞ’ın Kahramankazan yerleşkesine düzenlenen terör saldırısında beş kişinin hayatını kaybettiğini ve 22 kişinin yaralandığını hatırlattı. Saldırganların tesisin kritik bölümlerine kadar ulaşabilmesinin fiziki güvenlik, çevre emniyeti, giriş kontrolleri ve istihbarat koordinasyonu bakımından sorgulanması gerektiğini belirtti.
Yazıda ayrıca, 22 Temmuz 2026’da TUSAŞ tesislerinden eğitim uçuşu amacıyla havalanan R-44 tipi helikopterin Ankara’nın Sincan ilçesine bağlı Temelli Mahallesi’nde kaza kırıma uğraması ele alındı.
Kazada yaralanan öğretmen pilot Emekli Albay Yasa Özden Bakkal’ın hastanede hayatını kaybettiğini, diğer pilot Binbaşı Bilgehan Kurtoğlu’nun ise yaralandığını aktaran Erdağı, kesin nedenin teknik ve adli incelemelerin ardından ortaya çıkacağını vurguladı.
“Soruşturma sürerken soru sormaktan vazgeçilemez”
Kazaya ilişkin bakım, pilotaj veya kurumsal sorumluluk konusunda soruşturma tamamlanmadan kesin hüküm verilmemesi gerektiğini belirten Erdağı, buna karşılık olayın tüm yönleriyle incelenmesinin zorunlu olduğunu söyledi.
Erdağı, R-44 tipi helikopterin bakım kayıtları, uçuşa elverişlilik durumu, son teknik kontrolleri, eğitim programının kapsamı, pilot görevlendirmeleri, meteorolojik şartlar ve acil durum müdahale planlarının şeffaf biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu incelemelerin amacının suçlu belirlemek değil, benzer olayların tekrarını önlemek olduğunu kaydetti.
Çalışanların bildirimleri araştırılmalı
Erdağı, TUSAŞ ve bağlantılı tesislerde çalışan bazı kişilerden kendisine özel mesajlar ulaştığını, bu mesajlarda özellikle sigara kuralları ve yangın güvenliği konusunda çeşitli iddiaların dile getirildiğini belirtti.
Söz konusu iddiaları bağımsız biçimde doğrulamadığını açıkça ifade eden Erdağı, bunların kesinleşmiş bilgiler değil, araştırılması gereken çalışan bildirimleri olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yakıt, yağ, kimyasal maddeler, kompozit malzemeler, elektrik sistemleri ve yüksek değerli hava araçlarının bulunduğu stratejik tesislerde küçük görülen ihlallerin dahi ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
“Güvenlik kapıdaki görevliden ibaret değildir”
Erdağı, tesis güvenliğinin yalnızca duvar, kamera, turnike ve silahlı koruma tedbirleriyle sınırlandırılamayacağını belirtti.
Gerçek güvenliğin; terör saldırılarını önlemenin yanı sıra yangın risklerini azaltmayı, bakım faaliyetlerini denetlemeyi, uçuşları emniyetli yürütmeyi, acil durumlara hızla müdahale etmeyi ve çalışan bildirimlerini baskılamadan değerlendirmeyi kapsadığını ifade etti.
Kuralların yöneticiden taşeron personele kadar herkese eşit uygulanması gerektiğini belirten Erdağı, “Güvenlik bir cihaz değil, kültürdür” değerlendirmesinde bulundu.
TUSAŞ ve SSB’ye sorular
Erdağı, TUSAŞ yönetimi ile Savunma Sanayii Başkanlığının kamuoyunu yangın ve acil durum tedbirleri konusunda bilgilendirmesi gerektiğini savundu.
Son kapsamlı yangın risk analizinin ne zaman yapıldığı, otomatik söndürme sistemlerinin yeterliliği, gece vardiyalarındaki müdahale kapasitesi, sigara yasağını ihlal edenlere uygulanan yaptırımlar ve çalışanların anonim bildirim yapabileceği güvenli bir sistem bulunup bulunmadığı gibi soruların cevaplanmasını istedi.
Bu soruların kurumu yıpratmak için değil, korumak amacıyla yöneltildiğini ifade etti.
“Millî ve yerli kurumlar eleştiriden muaf değildir”
Savunma sanayisi kuruluşlarına yönelik eleştirilerin zaman zaman millî projelere zarar vermek şeklinde yorumlandığını belirten Erdağı, eksiklikleri gizlemenin ve çalışanların uyarılarını görmezden gelmenin millî kurumlara yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olduğunu savundu.
TUSAŞ’ın projeleri kadar bu projeleri geliştiren mühendislerin, teknisyenlerin, pilotların ve işçilerin yaşamlarının da korunması gerektiğini belirten Erdağı, insanı ve kurumsal hafızayı korumayan bir güvenlik anlayışının sürdürülebilir olmayacağını söyledi.
Bağımsız denetim çağrısı
Erdağı, TUSAŞ’ın tüm yerleşkelerinde fiziki güvenlik, uçuş emniyeti, iş sağlığı ve güvenliği, yangın tedbirleri ve acil durum kapasitesini kapsayan bağımsız ve şeffaf bir denetim yapılması çağrısında bulundu.
Denetimin amacının günah keçisi oluşturmak değil, sistemdeki açıkları tespit etmek olması gerektiğini vurgulayan Erdağı, çalışanların bildirimlerinin ihbarcılık değil, emniyet sisteminin parçası olarak görülmesini istedi.
“TUSAŞ’a sahip çıkmak, gerçekleri sormaktır”
Hayatını kaybeden pilot Yasa Özden Bakkal’a rahmet, ailesi ve TUSAŞ camiasına başsağlığı, yaralı pilota da acil şifa dileyen Erdağı, olayların ardından yalnızca taziye mesajlarıyla yetinilmemesi gerektiğini söyledi.
Terör saldırısından helikopter kazasına, yangın risklerinden çalışanların bildirdiği iddialara kadar tüm başlıkların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erdağı, TUSAŞ’ın güvenlik ve emniyet sisteminin de yürütülen millî projeler kadar ileri seviyede olması gerektiğini kaydetti.
Erdağı, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Millî güvenlik yalnızca uçak, helikopter ve füze üretmek değildir. O projeleri üreten insanları, bilgiyi, tesisleri ve kurumsal hafızayı koruyabilmektir. TUSAŞ’a gerçekten sahip çıkmak, eksiklikleri konuşmamak değil; doğru soruları zamanında sormaktır.”