Ana içeriğe geç

Dijital dönüşümdeki hızıyla Türkiye küresel merkez olmaya aday

5G teknolojisinin finans, havacılık, sanayi ve kamu hizmetleri başta olmak üzere oluşturacağı dönüşümün ele alındığı Dijital Dönüşüm Vizyonu konulu panelde, üniversite-sanayi iş birliğiyle gelişen startup ekosisteminin dönüşüme katkısı ve Türkiye’nin küresel rekabetteki konumu değerlendirildi.

Dijital dönüşümdeki hızıyla Türkiye küresel merkez olmaya aday
Dünya Gazetesi
16

Dijital Dönüşüm Zirvesi kapsamında düzenlenen “Dijital Dönüşüm Vizyo­nu” başlıklı ikinci panelde Türki­ye’de yaşanan gelişmeler masaya yatırıldı. Türk Telekom Kurumsal Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Feyzullah Tecirli’nin moderatörlük yaptığı oturumda İTÜ ARI Teknokent Genel Mü­dürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, Halk­bank Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Olcay Atlıoğlu ve İGA Uygulama ve Yazılım Ge­liştirme Genel Müdür Yardımcı­sı Özgür Erdoğan panelist olarak söz aldı. Panelistler aynı zaman­da üniversite ve iş dünyasının iş birliğinde oluşan iklimde gelişen startup girişimlerinin dönüşüm­deki rolünü de aktardı. Teknoloji­nin günümüzde ekonomik ve top­lumsal hayatın her alanını yeni­den şekillendirdiği bir döneme tanıklık edildiğine dikkat çekerek panelin açılış konuşmasına başla­yan Dr. Feyzullah Tecirli, “Dijital dönüşümün artık kurumların re­kabet gücünü, verimliliğini ve sür­dürülebilir büyümesini belirleyen stratejik bir gereklilik haline gel­diği konusunda hepimiz hemfiki­riz. Bu dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri ise hiç şüphesiz gelinen noktada 5G teknolojisidir. Sağladığı yüksek hız, düşük gecik­me ve güçlü bağlantı kapasitesi ile 5G; finans alanından havacılığa, üretim sektöründen eğitim ve sağ­lık sektörüne kadar pek çok alanda yeni uygulamaların ve iş modelle­rinin önünü açacak şekilde haya­tımızın tam ortasında” dedi.

Türk Telekom olarak kendileri­nin de farklı sektörlerin dijitalleş­me yolculuğuna yakından tanık­lık ettiğini anımsatan Dr. Feyzul­lah Tecirli, “Güçlü altyapımız ve geliştirdiğimiz teknolojilerle bu dönüşüme destek oluyoruz. Özel­likle 5G hazırlık sürecinde birçok farklı alanda sektörlerin ihtiyaç­ları ve dönüşüm potansiyellerini sahada deneyimleme fırsatı bu­luyoruz” şeklinde konuştu. Pa­nelde konuşmacılar, Türkiye’de dijitalleşmenin başlamasıyla günümüzde ulaştığı noktayı kı­yaslarken küresel rekabette ülke konumunu da değerlendirdi.

Dünya hızlı bir devinim ve dijital dönüşüm içinde

Dijital dönüşümdeki hızıyla Türkiye küresel merkez olmaya aday - Resim : 1

Özgür ERDOĞAN
İGA Uygulama ve Yazılım Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı

İstanbul Havalimanı’nın (İGA) DÜNYA Gazetesi’nin düzen­lediği Dijital Dönüşüm Zirvesi’ne katılan kurumlar arasında belki de en genci olduğunu söyleyebili­rim. Hatta İGA o kadar genç ki bir start-up sayılabilir. Türkiye’nin son dönemde yaptığı en başarılı projeler arasında yer alan İGA, fa­aliyetlerine 2019 yılında başladı. İlk iki yılı pandemi ve bununla bir­likte sıkı uygulanan kısıtlamala­ra denk gelen havalimanı, sonra­sında büyük ölçekli havalimanları arasında dünyada en hızlı büyü­yenleri arasına girdi.

İGA olarak 2025 yılında 84,5 milyon yolcuyu misafir ettik. Söz konusu seviye, günlük 230 binin üzerinde bir yolcu potansiyeli an­lamına geliyor. Bunu mümkün kı­lan, İGA’nın 10 bine yakın çalışanı­dır. Havayolları, yer hizmetleri ve görünmeyen diğer birimlerle bir­likte havalimanında yaklaşık 100 bin kişinin daha çalıştığını hesa­ba katmak gerekiyor. Bununla bir­likte İGA’dan söz açıldığında yol­cular ve onlara refakat eden ziya­retçiler ile birlikte günlük 500 bin kişinin uğradığı, 76,5 kilometre­karelik yüz ölçümüne sahip bü­yük bir şehirden bahsediyoruz. Bu alanı somutlaştırmak gerekirse; Beşiktaş, Kadıköy ve Üsküdar il­çelerinin toplam yüz ölçümünün yaklaşık 79 kilometrekarelik bir alana yayıldığını hatırlatmak iste­rim. İGA’da yüzölçümü olarak İs­tanbul’un bu üç ilçesinin kapladı­ğı alana yakın bir sahada faaliyet gösteriyor. Terminalin kapalı ala­nı ise 1.4 milyon metrekare olmak­la birlikte, İGA’da günde ortalama bin 500’ün üzerinde uçuş gerçek­leşiyor. Dakikada birden fazla uça­ğın iniş-kalkış yapabildiği İGA, ay­nı anda üçlü pist operasyonu ger­çekleştirebilen Avrupa’daki ilk ve tek, dünyadaki sayılı havaliman­larından biri olarak dikkat çekiyor. Biz bir havaalanı olarak 5G tekno­lojilerini, Türkiye’de henüz ticari kullanımda yaygınlaşmadan önce Türk Telekom ile birlikte pilot ola­rak havalimanı sınırları dahilinde misafirlerimizin kullanımına aç­tık ve bu teknoloji ile ilgili yatırım­larımıza devam ediyoruz.

5G ve dijital ikizle anlık durumu herkes görebiliyor

Dünya hızlı bir devinim ve diji­tal dönüşüm içinde. Zirvenin açı­lışında tarihin debisinin her geçen gün arttığı bir dönemden geçtiği­miz ifade edilmişti. Aynı zamanda ve teknolojinin de debisi her geçen gün arttığını buna ekleyebiliriz. Bir noktada bu gelişmeleri yakalamak dahi ciddi şekilde zorlaşmış vazi­yette. Bireysel ve kurumsal hayat­ta buna adapte olmak zorundayız. Teknolojinin baş döndürücü bir hızda ilerlediği ve dünyada insan­ları gelişmeleri takip etmekte zor­landığını görmekteyiz. Son 1-2 ay­dır vertigo sorunu yaşayan bir in­san olarak, başımın dönmesinin bir parçasının da bu hızlı dijital dö­nüşüm olduğunu düşünmeye baş­ladım. Bu dönüşüme İGA olarak ayak uydurmak için 3 yıldır geliş­tirmekte olduğumuz, FIRST (Fli­ght, Intelligence, Resource, Sys­tem, Tracking) adını verdiğimiz bir dijital ikiz (digital twin) uygu­lamamız var. Bu sistemle havali­manındaki tüm operasyonu anlık olarak harita üzerinde ve istenil­diği yerlerde paneller (dashboard) üzerinden takip ediyoruz. Havada­ki ve yerdeki uçakların durumunu, yolcu yoğunluklarını analitik ra­porlarla izleyebiliyoruz. Bu saye­de bütün birimler aynı veriye aynı anda ulaşıyor ve yapay zekâ deste­ğiyle tahminlemeler yaparak hızlı aksiyonlar alabiliyoruz. Dolayısıy­la hem karar alma mekanizmala­rında hem de aksiyon almada ekip­lerimize destek sağlıyoruz. Bu yıl söz konusu dijital ikiz sistemin 3D versiyonunu pilotların da kullanı­mına sunmaya başladık. Şu an ope­rasyon ekiplerimiz uçakları pistte veya havada 3D olarak takip ede­biliyor. Eskiden operasyonları yö­netmek için sahaya ve parça parça sistemlere bakıyorduk. Bugün gel­diğimiz aşamada ise 5G ve dijital ikiz teknolojileri sayesinde anlık durumu herkes aynı anda görebili­yor ve yarını öngörebiliyoruz.

Teknoparklar teknolojik dönüşümü hızlandırdı

Dijital dönüşümdeki hızıyla Türkiye küresel merkez olmaya aday - Resim : 2

Prof. Dr. Attila DİKBAŞ
İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü

Yurt dışına 2000’li yılların başında gittiğimizde teknolojide bizden daha iyi durumdaydılar ve daha fazla imkânlar görüyorduk. Ancak o yıllarda Türkiye’de de bu ivme başlamıştı. Geldiğimiz noktada dünyayla yarışır, rekabet edebilir düzeydeyiz. Teknolojiye dayalı bir kalkınma seferberliği yapılıyorsa, bu noktada çok önemli bir eşikteyiz. 2000’li yılların başında bütün eğitim programları dijital dönüşümle evrildi. Fakat en önemli evrilme, teknoparkların teknolojik dönüşüme açmış olduğu o önemli kapıydı.

İTÜ ARI Teknokent ilk kurulan teknokentlerden birisidir. Özellikle haberleşme ve iletişim teknolojilerine yönelik olarak ilk “çengel” dediğimiz büyük firmalar ARI Teknokent’e, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Ayazağa kampüsüne gelmişti. Türk Telekom, Ar-Ge birimiyle bütün bu iletişim ve haberleşme noktalarında çok ciddi Ar-Ge projelerini o dönemde başlatmıştı. Bu dönüşüm aslında ciddi bir dönüşümün habercisiydi. Teknoparklar bu büyük teknolojik dönüşümü hızlandırdı. Buna yönelik olarak da girişimcilik ekosistemi belirli startupları içine aldı ve onlara yönelik ciddi bir ekosistem oluşturdu. Bir diğer deyişle ekosistemi oluşturan teknoparklar, üniversite kapsamında yapılan diğer çalışmaların dışında bölgeye gelen ve Ar-Ge’yi tetikleyen 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile teknoparkların kuruluşu resmileşti. Bununla beraber büyük firmalar geldi; Türk Telekom’u da bunlardan biri olarak değerlendirebiliriz. Onlar paralel olarak bizim kampüsümüze geldiler ve süreç dönüşüm geçirdi. Firmalar kendi işlerinden fırsatlar çıkarttı ve kendi konularında çalışmalar yürüten startupları kendi bünyelerine katarak çok büyük bir değişim geçirdiler. Biz dünyadaki teknolojik dönüşümde hep Silikon Vadisi’ni bir referans noktası olarak görürüz. Ancak Uzak Doğu ve Avrupa’da belirli noktalarda teknoloji üreten alanları incelediğimizde, özellikle son 25 yılda teknoparkların kuruluşuyla beraber bu dönüşümü en hızlı yaşayan ülke olduğumuzu söyleyebilirim. Geldiğimiz noktayı değerlendirecek olursak biz bulut bilişimi, mobil uygulamaları ve yapay zekâyı; veriyi doğru kullanabilme ve karar verme noktasında startuplar çıkarmaya yönelik bir ekosistem oluşturduk. Sadece bizim teknoparkta değil, bütün büyük teknoparklarda yapay zekâ tabanlı girişimci sayısı, toplam girişimci sayısına oranla daha yüksek. Bütün bölgelerin genelinde ele alınan projelerin yüzde 50’den fazlası haberleşme teknolojileri üzerine. Bu firmalar özellikle iletişim teknolojilerinde yapay zekâ destekli hız ve karar verme noktasında belirli teknolojileri üreten firmalar haline geldi. O zaman kısaca dijital dönüşümü tetikleyen en önemli unsurun üniversiteler ve üniversitelerle beraber kurulan teknoparklar olduğunu söyleyebiliriz. Bu teknoparklar içerisindeki en önemli destek mekanizması da kurulacak olan iş birliği ağları diyebiliriz. Bu ağları üniversiteler ve akademisyenleri ile birlikte sanayideki paydaşlar arasında kurulan bağ olarak tanımlayabiliriz. Kamu kuruluşlarının, özellikle iletişim ve haberleşme konusunda getirdiği gücün etkisini, bölgemizde yer alan ilk gelen büyük telekomünikasyon firmalarında gördük. Haberleşme ve iletişimi kullanan startup’ların büyümesine yönelik akademik projelerin teknoloji transferine dönüşmesiyle, kısa süre önce dünya genelindeki bin 895 üniversite kuluçka merkezi arasında birinci seçildik. Seçilme sebebimiz de dijital dönüşümde en hızlı hareket eden, buna yönelik en iyi teknolojiyi ve startup’ları geliştiren bölgeler arasında yer almamızdı. Türkiye’nin bu alanda ilk sırada yer alması çok önemli. Özellikle sağlık, eğitim ve akıllı şehirler gibi alanlarda, haberleşmenin ve toplanan verinin çoğalmasıyla bu veriden “karar destek sistemi” oluşturulmasına yönelik tüm teknolojilerin önü açık.

Teknolojinin yanı sıra insanı yetiştirmek de çok önemli

Dijital dönüşümdeki hızıyla Türkiye küresel merkez olmaya aday - Resim : 3

Olcay ATLIOĞLU
Halkbank Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı

Halkbank’ın yapay zekâ yatı­rımları, 3 sene önce olsay­dı önemli bir haber değeri taşıya­bilirdi. Çünkü o zamanlar yapay zekâ, özellikle de büyük dil mo­delleri kurumlarda yeni yeni ya­tırımlarla haber oluyordu. Bugün itibarıyla Gartner’ın raporu, ku­rumların yüzde 88’inin yapay zekâ dünyasına yatırım yaptığını söylü­yor; biz de onlardan biriyiz. Çün­kü kamu bankası olarak bir yan­dan kamunun gücünü ve ağırlığını barındırırken, aynı zamanda özel sektörle de ciddi bir rekabet içeri­sinde yer alıyoruz.

Gartner raporu ayrıca araştırma kapsamındaki bu kurumların sa­dece yüzde 39’unun yapay zekâya yatırdığı bütçeden yatırım getirisi (ROI) anlamında da pozitif bir geri dönüş alabildiğini belirtiyor. Do­layısıyla biz de Halkbank olarak, yatırım getirisini öncelikli olarak göz önünde tutmak durumunda­yız. Yaptığımız projelerde verimli­liği, kârlılığı ve müşteri memnuni­yetini merkeze koyuyoruz.

İlk zamanlarda yaptığımız pro­jelerde şunu görmeye başladığı­mız bir şey var ve dünya çapında­ki raporlar da bunu destekliyordu. Sadece teknik çözümlere odak­landığınız zaman temeldeki soru­nu ve ihtiyacı kaçırıyorsunuz. Eli­mizde birçok dil modeli ve teknik çözüm var; bunlara odaklandığı­nızda bazı şeyleri çözüyorsunuz. Ama asıl karşılanması gereken ih­tiyacı gözden kaçırabiliyorsunuz. Biz süreci merkeze alarak, iş bi­rimlerimizin problemlerini çözen ve yapay zekâyı iş süreçlerine ye­diren çözümlerle ilerledik.

Teknolojinin yanı sıra insanı yetiştirmek de çok önemli. Araş­tırmalar, mevcut iş gücünün yüz­de 59’unun yeniden eğitilmesi gerektiğini söylüyor. Bizim ekip­lerimizin de buna adapte olma­sı gerekiyor. İçimizde bu konuda doktora ve yüksek lisans yapan arkadaşlarımız olduğu gibi sürece yeni adapte olan iş birimlerimiz de var. Tüm bunları bir araya ge­tirdiğimiz zaman bankamız, yatı­rım getirisi pozitif olan 75’ten faz­la projeyi hayata geçirdi. Şu anda 20’den fazla proje devam ediyor ve yılsonuna kadar 100’den faz­la projeyi hayata geçirmiş olaca­ğız. Burada sadece yapay zekâ ve dil modellerinden bahsediyorum. Makine öğrenmesi zaten onlarca yıldır devam ettirdiğimiz bir sü­reç. Örneğin, “firma değerlendir­me” veya “kredi değerlendirme” raporu dediğimiz süreçler vardır. Normalde bir uzmanın Ticari Si­cil Gazetesi’ni okuduğu, bilanço­ları incelediği, stokları değerlen­dirdiği ve tamamen el emeğiyle oluşturduğu bu raporları artık ta­mamen yapay zekâ ile yapılabilir hale getirdik. Bu sayede çalışan­larımızın iş kararlarına odaklan­masını sağlıyoruz.

Firmalar daha fazla verimlilik elde edebiliyor

Diğer yandan, yapay zekâ şu an­da karşılıklı konuşma (chat) ko­nusunda çok yetenekli. Regülas­yonlar gereği biz tamamen yerel modellerle çalışmak zorundayız. Güçlü modelleri kendi altyapımı­za kurarak uzmanlık alanlarında sorgulamalar yapıyoruz. İç kont­rol ve teftiş gibi alanlardaki soru­ları yanıtlayan çok sayıda dijital ajanımız, daha doğrusu iş göreni­miz var. Hukuk alanında da ben­zer bir çalışma yaptık. Başlangıç­ta kolay gibi görünse de milyon­larca Türk hukuku kararını alarak kendi yerel modelimizi eğittik. Bu eğitim sonucunda sistem, avukat­lar kadar iyi cevaplar vermeye, iç­tihatları referans göstermeyi ba­şardı. Ancak burada şunu unut­muyoruz: Sürecimiz insansız değil. “Human-in-the-loop” (in­sanı sürecin içinde tutan) yönte­miyle insanı merkeze koyan, ni­hai karar verici ve onaylayıcının insan olduğu bir yapıyı yönlendi­riyoruz. Dünya Ekonomik Foru­mu raporları da bu yöntemi be­nimseyen firmaların daha fazla verimlilik elde ettiğini gösteriyor. İnsansız bir iş modeli hedefle­mek yerine, insanı doğru yerde konumlandıran, doğru iş gücüne yönlendiren bir dil kuruyoruz.

Kod geliştirme süreçlerimizin merkezine de yapay zekâ çözüm­lerini yerleştirdik. Mobil uygula­malarımızdaki bazı ekranlar ya­pay zekâ tarafından destekleniyor ancak uzman bir insan tarafından gözlemleniyor. Yayımlanan rapor­larda yapay zekânın yeni mezun istihdamında düşüşe sebep olabi­leceği söyleniyor; biz bunu engel­lemek adına yeni mezunlarımı­za yatırım yapıyoruz. Birkaç yeni mezun, bir uzman ve yapay zekâ desteği bir araya geldiğinde ve­rimliliğin ciddi derecede arttığı­nı görüyoruz. Müşteriye dokunan alanlarda ise, çağrı merkezine ge­len aramaları ertesi gün özetliyo­ruz. Müşterimiz bizi yeniden ara­dığında derdini tekrar anlatmak zorunda kalmıyor. Temelde süreç­lerimize, yönetişime önem vere­rek bankanın gelir beklentisini ve müşteri memnuniyetini karşıla­mak üzere çalışıyoruz.

HABERLER : Hamide HANGÜL-Sevilay ÇOBAN- Murat AYDIN - Mehmet H. GÜLEL - Hüseyin VATANSEVER

Kaynağa Git

İlgili Haberler