Ana içeriğe geç

Kürşat Saygılı'dan Nuri Bilge Ceylan'a çarpıcı gönderme! "Müge Anlı daha güçlü bir sosyolojik açılım yapıyor"

Türk sineması, bağımsız yapımlar ve festivaller üzerine yıllardır süren tartışmaya sinemacı ve yazar Kürşat Saygılı'dan dikkat çeken yorumlar geldi. Saygılı, günümüz bağımsız sinemasının artık festival politikaları ve sponsor beklentileri nedeniyle gerçek anlamda bağımsız olamadığını savunurken, sinema dünyasında uzun süre konuşulacak bir karşılaştırmaya da imza attı. Saygılı, Nuri Bilge Ceylan'a çarpıcı bir gönderme yaparak "Müge Anlı daha güçlü bir sosyolojik açılım yapıyor" dedi.

Kürşat Saygılı'dan Nuri Bilge Ceylan'a çarpıcı gönderme! "Müge Anlı daha güçlü bir sosyolojik açılım yapıyor"
TGRT Haber
16

TK Yayınları etiketiyle yayımlanan "Kendine Ait Bir Film" kitabı üzerinden değerlendirmelerde bulunan Saygılı, Türkiye'nin toplumsal yapısını anlamak için sanat sinemasından çok televizyon ekranlarına bakılması gerektiğini öne sürdü. Özellikle Müge Anlı programlarıyla ilgili yaptığı değerlendirme, kültür ve sanat çevrelerinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşleyecek türden.

KÜRŞAT SAYGILI'DAN OLAY ÇIKIŞ

Sinemacı ve yazar Kürşat Saygılı, "Kendine Ait Bir Film" kitabında bağımsız sinemanın bugün geldiği noktayı sorguladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Kitap aslında şu soruyu soruyor: Bağımsız film nedir, bağımsız film nasıl olmalıdır? Sektörde köklü bir ayrım var; bir yanda ana akım, gişe filmi dediğimiz yapımlar, öte yanda bağımsız film, yani sanat filmi denen alan.

Asıl mesele ise şu: Bağımsız filmler gerçekten bağımsız mı? Hollywood stüdyo filmlerini düşünelim. Bunlar stüdyoda, platoda çekilen; senaryosunda, rejisinde söz ve hak sahibi belirli insanların bulunduğu, ticari kaygılarla şekillenen yapımlar. Sonra İtalya'da yeni gerçekçiler çıkıyor, 'Biz hayatın gerçekliğini kaydedeceğiz' diyorlar. Ardından Fransız Yeni Dalgası geliyor, başka ülkelerde başka yeni dalgalar doğuyor. Bunların ortak noktası, sinemaya sanat olarak bakan; estetik ve felsefi kaygılar taşıyan bir tavır. Hollywood bu farklı sesleri hep bastırdığı için, bu akımlar kendini ilk kez duyurma şansı buluyor."

"BAĞIMSIZ OLMAK" ARTIK MÜMKÜN DEĞİL Mİ?

Bağımsız sinemanın günümüzde ciddi bir dönüşüm geçirdiğini savunan Saygılı, festival sisteminin ve finansman modellerinin sinemacıların hareket alanını daralttığını belirtti.

"Kapitalizm kabuk değiştirince 'başka ulusların, başka kimliklerin sesini de duyurmak zorundayız' anlayışı yerleşiyor; bu değişimle birlikte bağımsız film, artık uluslararası film festivallerinin şekillendirdiği bir alana dönüşüyor. Bugün büyük film festivallerine, Venedik'e baktığımızda gördüğümüz şey Oscar'dan çok farklı değil. Böyle bir ortamda 'bağımsız olmak' diye bir şey zaten mümkün değil. Günümüzde bağımsız sinema yaptığını söyleyenlerin çoğu bir şekilde sponsorlara bağlı; festivallerin senden belli beklentileri var."

FESTİVALLERİN BEKLENTİSİ ÖDÜLLERİ BELİRLİYOR İDDİASI

Türk yönetmenlerin uluslararası festivallerdeki başarısını da değerlendiren Saygılı, ödül süreçlerinin yalnızca sanatsal kriterlerle açıklanamayacağını savundu.

"Bizim yönetmenlerimiz için de durum farklı değil. Bu, Türk sinemasının uluslararası başarısıyla ilgili bir mesele değil; Berlin, Venedik gibi festivallerin politize olmasıyla ilgili bir mesele. Onların beklentisini karşılıyorsan ödülü alıyorsun."

Sanat ve politika arasındaki ilişkinin kaçınılmaz olduğunu ifade eden Saygılı, bir sanat eserinin üretildiği dönemin ruhundan bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.

"Aslında biz, istesek de istemesek de politik figürleriz. Bir söz söylemeye başladığın anda politik bir varlığa dönüşüyorsun. Sert anlamıyla politikanın içine girmesen bile söylediğin söz politiktir; bunu filmin görselleriyle de, diyaloglarıyla da yapabilirsin. Bir film çekerken, ister istemez içinde bulunduğun atmosferin filmini çekersin. Mesela Emin Alper'in ödüllü filmi Diyarbakır'da geçiyordu. Aynı hikâyeyi Balıkesir'de anlatsaydı, aynı ödülü alır mıydı? Sanatçı halktan koptuğunda da ilginç bir şey oluyor. Burada Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Doğu-Batı sentezini hatırlamakta fayda var: Ne Batı, ne Doğu."

Kitabında aydın meselesine de değinen Saygılı'nın en çok dikkat çeken değerlendirmesi ise televizyon programları ile sanat sineması arasında kurduğu ilişki oldu.

"Müge Anlı programlarında, Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerine kıyasla çok daha güçlü bir sosyolojik açılım yapıyor bence. Nuri Bilge, Türkiye'ye biraz turist bakışıyla bakıyor; ülkenin sosyolojisini tam yansıtmıyor. Oysa Anlı'nın programları, anlattığı hikâyeler üzerinden Türkiye sosyolojisini çok daha ilginç ve gerçekçi bir şekilde ortaya koyuyor."

Türk sinemasının üretim kapasitesine ilişkin eleştirilerde de bulunan Saygılı, sektörün temel sorunlarından birinin özgünlük eksikliği olduğunu ifade etti.

"Şunu görmek gerekiyor: Türk sinemasında gerçekten bir üretim sorunu var, bu yıllardır dile getiriliyor. Yönetmenler uzun süre 'film yapamıyoruz' diye yakındı; ama bu imkân doğduğunda, aslında bunu söyleyenlerin çoğunun elinde pek de bir şey olmadığını gördük. Bir de özgün bir bakış açısına sahip yönetmen sayısı gerçekten çok az; geri kalanların büyük kısmı taklitten ibaret."

Kaynağa Git

İlgili Haberler