Türkiye’de son dönemde neredeyse her gün başka bir ilde madenciler ücret ve tazminatları için eyleme çıkıyor. Milyarlarca dolar kazanan ve ihracat yapan sektör, çalışanların hakkını aynı oranda gözetmiyor. Madenciler, çalıştıkları sektörün yarattığı değerden yeterince pay alamadıklarını düşünüyor.
Madencilik, Türkiye’de uzun yıllardır devlet tarafından desteklenen ve stratejik kabul edilen sektörlerden biri. Madencilik yatırımları yıllardır yatırım teşvik sisteminden yararlanıyor. Şirketler KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, faiz veya kâr payı desteği ve yatırım yeri tahsisi gibi çok sayıda teşvikten faydalanabiliyor. Özellikle 5’inci ve 6’ncı bölge teşviklerinde şirketlere önemli vergi avantajları sağlanıyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre yalnızca 2024’te madencilik sektöründe 208 yatırım teşvik belgesi düzenlendi. Bu belgeler kapsamında 20.5 milyar TL’lik yatırım ve 2 bin 488 kişilik istihdam öngörüldü. Ayrıca Maden Kanunu’nda 2004’tea yapılan değişiklikle ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyerek ek katma değer sağlayan şirketler için devlet hakkının yüzde 50’sinin alınmaması kararlaştırıldı.
ANA DEĞER DIŞARIYA GİDİYOR
Madencilik sektörü kamu politikalarında stratejik bir alan olarak öne çıksa da Türkiye ekonomisindeki ağırlığı sınırlı. Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün gayrisafi yurt içi hasıla içindeki (GSYİH) payı 2021 ve 2022’de yüzde 1.3 oldu. Bu oran 2023’te yüzde 1’e, 2024’te ise yüzde 0.9’a geriledi. Buna rağmen sektörün ihracatı 2025’te yaklaşık 6.21 milyar dolar oldu. DW Türkçe’ye konuşan yüksek maden mühendisi Necati Yıldız’a göre, sektör milyarlarca dolarlık ihracat gerçekleştirse de yaratılan ekonomik değerin önemli bölümü Türkiye’de kalmıyor. Türkiye bazı madenleri cevher veya konsantre olarak ihraç ederken, daha yüksek katma değerli metal ürünlerini ithal etmeye devam ediyor. Yıldız’a göre Türkiye’nin temel sorunu maden çıkarmaması değil, çıkardığı madeni yeterince işleyememesi. Bu durum yalnızca ihracat gelirlerini değil, kamu gelirlerini ve istihdamı da etkiliyor. Madenler ülkede işlenmediğinde daha yüksek şirket kârları, daha fazla ücretli sanayi istihdamı ve daha yüksek vergi gelirleri de oluşmuyor.
22 milyar lira kasaya girmedi
Madencilikten kamuya dönen pay tartışmasının merkezinde devlet hakkı ödemeleri yer alıyor. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre 2024’te maden şirketleri için 21.3 milyar TL devlet hakkı tahakkuk etti. Maden Kanunu’na göre bu tutarın ödemesi bir sonraki yıl yapıldığından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın mali tablolarında 2025 için kaydedilen devlet hakkı geliri 10.7 milyar TL oldu. Son beş yılda toplam 48.4 milyar TL devlet hakkı tahakkuk ederken, takip eden yıllarda bütçeye kaydedilen gelir 26.1 milyar TL oldu. İki rakam arasında yaklaşık 22.3 milyar TL’lik bir fark bulunuyor. Mevzuatta yer alan çeşitli indirim ve teşvik mekanizmaları da ödenecek tutarı etkiliyor.