İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Aile İçi, Kadına Yönelik Şiddet ve Cinsel Suçlar Soruşturma Bürosu kayıtlarına giren olay, her fırsatta topluma ahlak ve hukuk dersi vermeye kalkan muhalif gazeteci Barış Pehlivan'ın karıştığı akılalmaz skandalı gün yüzüne çıkardı.
Eski sevgilisi Bahar Aygül’ün savcılığa sunduğu suç duyurusu; "ısrarlı takip", "bilişim sistemlerine hukuka aykırı sızma" ve "kişisel verileri ele geçirme" gibi çok ağır suçlamaları barındırırken, sürecin işleyişi Türkiye'deki "nüfuzlu gazeteci" gerçeğini bir kez daha kanıtladı.
PEHLİVAN, AYRILIĞI HAZMEDEMEDİ, KADINA KABUSU YAŞATTI!
Müşteki Bahar Aygül’ün 28 Kasım 2025 tarihinde savcılığa verdiği ifadeye göre skandal zinciri, çiftin Ekim 2023’te kesin olarak ayrılmasının ardından patlak verdi. Müştekinin beyanına göre ayrılığı bir türlü kabullenemeyen Barış Pehlivan, sürekli olarak farklı hatlardan Aygül'ü arayarak ilişkiye yeniden başlaması için psikolojik baskı kurdu. Genç kadının bu talepleri kesin bir dille reddetmesi üzerine ise olaylar taciz boyutuna ulaştı. 13 Ağustos 2024'te Skype üzerinden gelen aramayı reddeden Aygül, bu kez dijital saldırının hedefi oldu.
PEHLİVAN'DAN ÖZEL HAYATA SİBER SALDIRI VE NUMARA DAĞITMA SKANDALI
Aygül'ün savcılıktaki beyanlarına göre, Pehlivan'ın Skype üzerinden gelen ısrarlı aramaların hemen ardından, e-posta hesabı ile ilişkili Instagram hesabına sızılmaya çalışıldı ve şüpheli giriş uyarıları gelmeye başladı.
Olaylar bununla da sınırlı kalmadı. Müşteki Aygül, 8 Ekim 2025 tarihinde tanımadığı bir numaradan WhatsApp üzerinden bir kadının kendisine mesaj yolladığını belirtti. Yazışmalar sonucunda, mesajı atan kişinin Pehlivan ile görüştüğü ve Aygül’ün mahrem kalması gereken kişisel cep telefonu numarasının bizzat Barış Pehlivan tarafından tanımadığı kadınlara dağıtıldığı ortaya çıktı.
PEHLİVAN, "GAZETECİLİK" ZIRHINA SIĞINARAK ŞİFRESİNİ GİZLEDİ!
Hakkında "ısrarlı takip" ve "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçlamalarıyla işlem başlatılan Barış Pehlivan ise savcılıkta bilindik bir kalkanın arkasına saklandı. Soruşturmanın en kritik aşamasında savcılık, iddiaların merkezinde yer alan dijital verilerin incelenmesi için Pehlivan'ın cep telefonuna el koyma kararı verdi.
Telefon ele geçirildi ancak Pehlivan, "23 yıldır gazetecilik yapıyorum, çok sayıda haber kaynağım var. Onların deşifre olmaması için telefonumun açılış şifresini vermiyorum" diyerek adaletin tecellisini açıkça engelledi. Şifre verilmediği için telefon incelenemedi ve skandalın dijital kanıtları karartılmış oldu.
PEHLİVAN'IN MEDYA NÜFUZU KADINI SUSTURDU: ŞİKAYET SÜRDÜRÜLEMEYİNCE SORUŞTURMA YARIM KALDI
Sıradan bir vatandaşın anında tutuklanabileceği bu taciz iddiaları karşısında, sürecin sonu tam bir garabete dönüştü. Müşteki Bahar Aygül, karşısındaki "dokunulmaz" ve güçlü medya figürünün yarattığı baskı duvarını aşamadı.
Pehlivan'ın mağdurenin numarasını verdiği Sevgi Sarıtaş isimli şahsın Londra'da yaşadığı ve polise "tanıklık yapmak istemiyorum" dediği için ifadesinin alınamaması da mağdure Bahar Aygül'ü yalnızlaştıran bir diğer faktör oldu.
Sonuç olarak; Pehlivan'ın kasten şifresini vermemesi nedeniyle delillerin tam anlamıyla toplanamaması, bürokratik engeller ve güçlü bir gazeteciye karşı mücadele etmenin getirdiği ağır psikolojik yük, müştekinin şikayetini etkin bir şekilde devam ettirememesine yol açtı. 
İddialar aydınlatılamadı, telefon incelenemedi ve Barış Pehlivan'ın adı altın harflerle yazılan bu taciz skandalı, 6 aylık şikayet süresinin dolduğu ve yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" (KYOK) ile nihayetlendirilemedi.
Ekranlarda kadına şiddet ve taciz üzerinden şov yapan isimlerin, kendi adları skandala karıştığında "gazetecilik zırhı"na bürünerek sıyrılması, mağdur kadınların ise güçlü isimler karşısında nasıl sindirildiğini bir kez daha acı bir şekilde gösterdi.