“Evlilik nedenimiz onun vize müsaadesiydi. Türkiye’ye geldiğinde burada bir süre kalması gerekiyordu. Avusturya’dan gelip Türkiye’de evlendik. Sonra doktorasını tamamlayamadı ve ülkeden ayrıldı. Ona ‘Gerekirse yanına gelirim’ gibi bir şey söylemedim, tavrım çok netti” dedi.
Erçetin aşkı ise oldukça farklı bir bakış açısıyla tanımladı:
“Aşk bütün kimyanın değiştiği, biraz şizofrenik bir durum. Müthiş bir duygu. Hayvanda da, doğada da, güzel doğan bir günde de aşk hissedebiliyorum.”
Sanatçı, Lüleburgaz’daki çiftlik yaşamına olan tutkusunu da paylaştı:
“Çocukluğumdan beri tohum ekmeye ve onu büyütmeye meraklıydım. Doğru beslenmeyi hastalıkların bir tür şifası olarak görüyorum. Çiftliğimiz 9-10 dönüm. İş bittiğinde her şey mis gibi oluyor ama sürekli bir koşturmaca içindeyim. Yine de değiyor.”
Erçetin, uzun yıllardır birlikte olduğu Hakan Karahan ile tanışmalarını ise şu sözlerle anlattı:
“Televizyon programı yapıyorken aikido dersine çekime gittim. Orada tanıştık. Sonra şarkı söylediğim yere geldi. Birbirimize çok emeğimiz var.”