Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, T24’e verdiği röportajda “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”, çerçeve yasa tartışmaları, muhalefetle ilişkiler ve partinin kongre hazırlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sürecin ikinci yılına girdiğini belirten Bakırhan, dünyadaki benzer deneyimlerle karşılaştırıldığında önemli eşiklerin kısa sürede aşıldığını söyledi.
Çerçeve yasanın nisan ayında gündeme gelmesinin beklendiğini ancak bunun gerçekleşmediğini dile getiren Bakırhan, yasanın Kürt meselesini tek başına çözecek bir metin olmadığını, ancak süreci hukuki ve siyasi zemine taşıyacak önemli bir adım niteliği taşıdığını kaydetti.
'SÜREÇ SONBAHARA KALIRSA GÜVEN MESELESİ ÇOK FARKLI BİR BOYUT ALIR'
“Eğer temmuzda adım atılmazsa ve süreç sonbahara kalırsa, güven meselesi çok farklı bir boyut kazanır” diyen Bakırhan, her ertelemenin sürece karşı çıkan çevreleri güçlendirdiğini, destekleyen kesimleri ise yıprattığını söyledi:
"Sayın Cumhurbaşkanı da Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş da sürecin hızlanması gerektiğini söylüyor; bunu olumlu buluyoruz. Özellikle topluma çözüm taahhüdünde bulunan Sayın Kurtulmuş daha fazla sorumluluk almalı. Sadece çağrıcı pozisyonda olmamalı.
Eğer temmuzda adım atılmazsa, bu iş sonbahara kalırsa, güven meselesi çok farklı bir boyut kazanır. Her erteleme bu sürecin karşısında duranları güçlendirir, yanında duranları yıpratır. Dolaşımdaki söylentilerin asılsız çıkmasını umuyorum; çünkü toplumun çözüm talebine sırt dönmek kimsenin taşıyabileceği bir yük değildir. Çözümde daha fazla ısrarcı olacağız, toplumsal basıncı artıracak politikalar geliştireceğiz."
ERKAN BAŞ TARTIŞMASI: 'YARAYI DEŞECEK SÖYLEMLERDEN UZAK DURULMALI'
Bakırhan, Erkan Baş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına ilişkin sözleriyle başlayan polemiği de değerlendirdi.
TİP’in kendi siyasal programı ve adayını belirleme hakkının tartışılmaz olduğunu ifade eden Bakırhan, sorunun “anadili Kürtçe olan aday” ifadesi etrafında şekillenmesinden kaynaklandığını söyledi. Kürtler açısından dil meselesinin tarihsel bir kimlik ve hak sorunu olduğunu vurgulayan Bakırhan, bu tür ifadelerin istemeden de olsa incitici sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Bakırhan özetle şunları söyledi:
" Niyetten bağımsız olarak dile dair farklı anlaşılmalara sebep olacak bir ifade yarayı deşmiş olur. Erkan Baş, daha sonra yaptığı açıklamada "Birîndar birîna xwe dizane” dedi; yani “Yaralı, yarasını bilir.” Mevzu da bu zaten. Demek istediğim şey, buradaki incinmenin gerçekliği var ve bu küçümsenemez. Birbirimizin yaralarını deşecek söylemlerden hepimiz uzak durmalıyız.
Öte yandan mevzuyu netleştirmek için Türkiye sol, sosyalist hareketiyle Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadele tarihine bakmak gerektiğini düşünüyorum. Mesela 1970’teki TİP 4. Büyük Kongresi'nde dönemin siyasi atmosferi göz önüne alındığında Kürtler ve siyasal hakları, dilleri ile ilgili devrim niteliğinde adımlar atıldı. Bu destek partinin kapatılma gerekçelerinden biri olmuştu. Bu hafıza ve bugünün tarihsel görevleri önümüzde dururken anadil ile ilgili siyasi beyanlara dikkat etmek gerekir.
T24’te yayımlanan röportaj sonrası, açıkça ırkçı ve Kürt karşıtı tutumlarıyla bilinen çevrelerin bile bu tartışma üzerinden övgü ve dayanışma çağrıları yapması hepimiz açısından düşündürücüdür. Burada mesele tekil bir kişi ya da parti meselesi değildir. Ortaya çıkan siyasal zeminin neye hizmet edebileceği okumak gerekiyor.
Sosyalist olmanın gereği bu yakıcı günlerde ortak mücadele hattını çoğaltmaktan geçer. Biz çoğaltmaktan yanayız.
Böyle bir dönemde sosyalistlerin yıpratıcı tartışmalara girmesi yeni yaşamı inşa imkanını zayıflatıyor ve egemenlere hediye sunuyor.
Dünden beri ortada olmayan açıklamalar üzerinden tartışmayı alevlendirmek isteyenlerin tuzağına düşmemek gerekiyor. Özellikle sosyal medya üzerinden yürüyen yıpratıcı tartışmalara son verilmeli. Dolayısıyla bu tartışma bizim için kapanmıştır. Biz sosyalist ve demokrat olmanın gerekliliklerinin farkında olarak başka hiçbir şeye bakmadan ortak mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz."
KONGRE 20 EYLÜL’DE
Bakırhan, DEM Parti’nin 5’inci Olağan Kongresi’nin 20 Eylül 2026’da Ankara’da gerçekleştirileceğini açıkladı.
Kongre hazırlıkları kapsamında kapsamlı değerlendirmeler, saha çalışmaları ve araştırmalar yürüttüklerini belirten Bakırhan, kongreyi yalnızca kadro değişiminin yaşandığı bir organizasyon olarak değil, yeni dönemin siyasal perspektifinin şekillendirileceği bir süreç olarak gördüklerini ifade etti.
Gençler ve kadınlar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini kongre sürecine katılmaya çağıran Bakırhan, DEM Parti’nin Türkiye’nin demokratikleşmesi, barış ve toplumsal eşitlik hedefleri doğrultusunda yeni döneme hazırlanacağını söyledi. (POLİTİKA SERVİSİ)