Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'ne katıldı.
İşte Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar:
Bugün Milli Güvenlik Konferansları'nın açılışını yapmak üzere sizlerle bir aradayız. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne, milletin evine, bu gazi mekâna hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Konuşmamın hemen başında, bin yıldır istiklal ve istikbalimiz uğrunda bir gül bahçesine girercesine kara toprağın bağrına giren tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Burada öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Devlet yönetiminde millî irade ve sivil siyaset merkezli gerçekleşen sessiz devrimin sembollerinden biri, Millî Güvenlik Kurulumuzun görev, yapı, işleyiş ve konumunda yaşanan değişimdir.
Yasal ve anayasal düzenlemeler, Kurulun ve Genel Sekreterliğimizin asli misyonlarını daha etkin, daha verimli ve demokratik standartlara uygun bir zeminde icra etmelerini mümkün hâle getirmiştir.
Bir zamanlar eğitim kurumlarında okutulacak yabancı dillerin tespitinden sinema ve müzik eserlerinin denetimine kadar geniş bir alanda mesai harcamak zorunda kalan Genel Sekreterliğimiz, artık bu yüklerinden kurtulmuştur.
"ANKA KUŞU GİBİ HER DEFASINDA KÜLLERİMİZDEN DOĞDUK"
Nice zorluklarla karşılaştık. Nice badirelerden geçtik. Ama her defasında anka kuşu gibi küllerimizden yeniden doğduk. Bugüne kadar devletimizin güvenliğini güvenceye alma noktasında kendi bileğimizin gücü dışında kimseye umut bağlamadık. Cumhuriyetimizi bu anlayışla kurduk. 40 yılı aşan terörle mücadelemizi yine bu anlayışla sürdürdük. Ağır bedeller ödedik. Çok önemli kazanımlar elde ettik.
Türkiye bölgesinde oyun kurucu bir aktör haline geldiğini dost-düşman herkese göstermiştir.
Terörsüz Türkiye süreci stratejik bir devlet vizyonunun adıdır.
Gardımızı indirdiğimiz anda bize bu topraklarda bize bu topraklarda hayat hakkı tanımazlar. Bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur.
Çağımızın güvenlik anlayışında enerji hatlarına yapılan saldırı da, bankacılık sistemini işlemez hale getiren siber tehdit de doğrudan milli güvenliğin alanına giriyor. Savaş meydanlarında tanklar ve füzeler kadar yazılımlar da belirleyici bir rol oynuyor.
"TERÖRÜ KAYNAĞINDA YOK ETTİK"
Bugüne kadar vatanımızın bekasını, devletimizin güvenliğini, milletimizin istiklal ve istikbalini güvenceye alma noktasında kendi bileğimizin gücü dışında kimseye umut bağlamadık. Millî Mücadele'yi bu anlayışla yürüttük.
Cumhuriyetimizi bu anlayışla kurduk. Demokrasimize yönelen saldırıları bu anlayışla püskürttük. Kırk yılı aşan terörle mücadelemizi yine bu anlayışla sürdürdük. Tüm bunları yaparken tarihin ve aziz milletimizin şahitliğinde ağır bedeller ödedik. Büyük mücadeleler verdik. Ve çok önemli kazanımlar elde ettik.
Özellikle 15 Temmuz ihaneti sonrası devreye aldığımız terörü kaynağında yok etme stratejisiyle içeride ve dışarıda kritik başarılara imza attık.
Bu sayede bir taraftan tüm terör örgütlerine karşı çok yönlü bir mücadele yürütürken diğer taraftan da sınır ötesi harekâtlarla ülkemizin güney sınırları boyunca bir güvenlik hattı oluşturduk. Karar alma aşamasından uygulama safhasına kadar sınır ötesi operasyon süreci, Türkiye'nin bağımsızlığını teyit eden bir rol üstlenmiştir. Millî güvenliğimiz riske girdiğinde gözümüzün hiçbir şeyi görmeyeceğini böylece çok net biçimde ortaya koyduk. Irak ve Suriye harekâtlarımız, ülkemizin tepesine yerleştirilen cam tavanı parçalayarak güvenlik paradigmamızda yeni bir dönemi başlatmıştır. Türkiye, başkalarının senaryolarında kendisine rol biçilen bir ülke değil, kendi hikâyesini yazan, kendi geleceğini şekillendiren ve bölgesinde oyun kurucu bir aktör hâline geldiğini dost düşman herkese göstermiştir.