Ana içeriğe geç

Ertuğrul Özkök: Lindsey Graham ölümünden 96 saat önce İbrahim Kalın’la baş başa ne konuştu?

Lindsey Graham 11 Temmuz 2026 akşamı aniden öldü. 71 yaşındaydı. Yapılan otopsi sonucunda ölümü hakkında şu rapor yazıldı: “Aterosklerotik kardiyovasküler hastalığa bağlı gelişen aort diseksiyonu…”

Ertuğrul Özkök: Lindsey Graham ölümünden 96 saat önce İbrahim Kalın’la baş başa ne konuştu?
Medyafaresi
16

Günlük dilde buna “aort yırtılması” diyoruz.

Bir gün önce Ukrayna’nın başkenti Kiev’e yaptığı sürpriz ziyaretten dönmüştü.

Kimdi aniden ölen bu Amerikalı?

Amerikan savaş sisteminin ateşsiz gücü
Lindsey Graham ABD’nin Güney Caroline eyaletinden seçilmiş bir senatördü.

Ama onu sıradan bir senatörlükten çıkaran çok önemli bir fonksiyonu vardı.

Uzun yıllar Senato’nun en önemli komisyonlarından olan Silahlı Hizmetler ve Yargı komitelerinde görev yapmıştı.

Ve çok kritik üç konuda Amerikan senatosunun en güçlü ismiydi:

İsrail, İran ve Ukrayna…

Yani Amerikan savaş gücünün sivil ve ateşsiz silahlarından biriydi.

Lindsey Graham ve Donald Trump
Son zamanlarda Trump’a yaklaşmıştı
Cumhuriyetçi olmasına rağmen başlarda Trump’a çok karşıydı.

Ama son zamanlarda görüşleri Trump’a yaklaşmıştı.

Türkiye’nin S-400’leri almasına şiddetle karşı çıkmıştı.

O görüşü de zamanla yumuşamıştı.

Şimdi bu Amerikalı senatörle ilgili niye bu kadar ayrıntılı bilgi verdiğime geleyim.

7 Temmuz akşamı Ankara Çankaya’da bir davet
Lindsey Graham, 7 Temmuz 2026 günü ve akşamı Türkiye’deydi.

Ve burada kaldığı süre içinde MİT Müsteşarı İbrahim Kalın’la baş başa kısa bir görüşme yaptı.

Bu görüşme tesadüf müydü, yoksa planlanmış mıydı bilmiyorum.

Size işte o görüşmeyi anlatacağım.

7 Temmuz akşamı NATO devlet başkanları ve başbakanları Külliye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği yemekte iki Michelin yıldızlı şef Fatih Tutak’ın menüsünü tadarken, aynı saatlerde Ankara’da bir başka davet daha vardı.

Devlet başkanları yemeğinin gölgesinde kalan bu davetin üzerinde kimse durmadı.

Ev sahibi bir büyükelçi̇ ama ondan öte bir sima
Aynı saatlerde, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği rezidansının bahçesinde bir davet veriliyordu.

Davetin ev sahibi ABD’nin Ankara Büyükelçisi Thomas J. Barrack’tı…

Hepimiz biliyoruz ki Tom Barrack, büyükelçiden çok öte bir kişilik.

Oturduğu yer, sahip olduğu ünvan, belge hakkındaki bilgileri ve diplomasiden uzak gözü pek tavır ve sözleri ile bulunduğumuz bölgede devletler üstü bir etkiye sahip.

Büyükelçi̇ Barrack’ın listesindeki̇ üç Türk kuruluşu ve başkanları kim?
Büyükelçi Barrack’ın davetli listesi bence çok ilginçti.

Türkiye’den davetli kişilerin kim olduğuna baktım.

Karşıma çıkan tablo şuydu:

Türkiye ekonomisinin üç önemli kuruluşunun başındaki 3 kişi.

(*) TÜSİAD Başkanı Ozan Diren

(*) DEİK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) Başkanı Nail Olpak.

(*) DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ.

Ondan ilginç bir iş insanları listesi
İş dünyasından davetli iş insanları:

(*) Ali Sabancı (Esas Holding Yönetim Kurulu Başkanı)

(*) Ebru Özdemir (Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı)

(*) Murat Özyeğin (FİBA Grubu Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı)

(*) Ali Kibar (Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı)

(*) Kamil Yazıcı (Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)

(*) Esra Eczacıbaşı Coşkun (Eczacıbaşı Holding İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi)

(*) Osman Okyay (Kale Grubu Başkanvekili)

(*) Ömer Emre Karter (Citibank Türkiye Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Müdürü)

(*) Tahsin Çolakoğlu ( Çolakoğlu Metalurji ve TEB Holding Yönetim Kurulu Başkanı)

Listede yeni yıldızlar ve Anadolu kaplanları yok
Hükümet kanadından ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar.

Davet edilen iş insanları nasıl ve hangi kriterlerle seçildi bilmiyorum ama listeye bakınca şu görülüyor:

Hemen hepsi Türkiye’nin eski köklü holdinglerinin yeni nesil yöneticileri.

Aralarında Anadolu kaplanı denilecek ve veya AKP’nin 25 yıllık iktidarında büyümüş holdinglerden kimse göremedim.

Trump’la gelen yedi ABD’li kongre üyesi̇ hangi̇ partiden?
İkinci bölüm davetliler de ilginçti.

Mesela Boeing’in NATO, Avrupa, AB ve hükümet ilişkileri bölümünün başkanı Liam Benham vardı.

Bunun dışında Başkan Trump’la birlikte gelen heyette yer alan altı senatör ve bir Temsilciler Meclisi üyesi bulunuyordu. Hazine Bakanı Scott Bessent de vardı.

Trump’la gelen kongre üyelerinin kompozisyonu çok dikkatimi çekti.

Üç cumhuriyetçi, üç demokrat senatör vardı.

Bir de Temsilciler Meclisi üyesi.

Demek ki Trump bile ülkesinin siyasi dengesine dikkat ediyor.

İbrahim Kalın
Gecenin davetli listesinde görünmeyen sürpriz isim
Bu liste dışında o gece, herkes için sürpriz olan bir isim daha vardı.

Adı bildirilen davetliler listesinde yer almıyordu.

Sanki listeye son anda eklenmiş veya bilerek eklenmemiş gibi duruyordu.

MİT Başkanı İbrahim Kalın…

Böyle davetlerde neredeyse hiç görmediğimiz bir isim.

“Epeydir böyle davetlere gitmiyorum, ilk defa geliyorum”
Amerikalı heyet içinde en dikkatimi çeken kişi Senatör Lindsey Graham’dı.

Davette yemeğe geçilmeden önce bahçedeki kokteyl sırasında orada bulunan herkesin dikkatini çeken bir şey oldu.

Lindsey Graham bir ara bazı davetlilerle sohbet ederken yanlarına MİT Başkanı İbrahim Kalın geldi.

İbrahim Kalın son zamanlarda Orta Doğu’nun en aktif ve en etkili simalarından biri.

“Epeydir hiçbir davete gitmiyorum. İlk defa buraya geldim” dedi.

Graham, Kalın’ın koluna giriyor ve gruptan uzaklaşıyorlar
İşte tam bu sırada Lindsey Graham, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın koluna girdi ve sohbet ettiği kişilere “Müsaadenizle Başkan'la konuşacağım bazı meseleler var” deyip gruptan uzaklaştı.

Herkesin dikkatini çeken bir hareket oldu.

Graham ve Kalın bir süre baş başa konuştular.

Yemek masasında da yan yana oturdular
Bu sohbet yemek sırasında da devam etti.

Davetliler beş masaya bölünmüştü ve Senatör Graham ile MİT Müsteşarı Kalın aynı masada yan yana oturdular.

Yemeğin geri kalan kısmında ikisi de bu görüşme hakkında kimseye bir şey söylemedi.

O gece İran savaşı yeniden patlıyordu
Lindsey Graham o geceden 96 saat sonra aort patlamasından hayatını kaybetti.

Dolayısıyla bu görüşme hakkında da kimse bir şey öğrenemedi.

O gece Büyükelçilik yemeği devam ederken beklenmedik bir şey oldu.

İran savaşı yeniden başlıyordu.

Bunun haberi yemek sırasında Kalın’a ve Büyükelçi'ye geldi mi öğrenemedim.

Geriye şu soru kaldı.

Amerikan Senatosu’nun bu güçlü ismiyle Orta Doğu istihbarat sisteminin en önemli aktörlerinden biri baş başa ne konuşmuş olabilirdi?

Graham son zamanlarda ne için uğraşıyordu?
Bildiğimiz şu:

Lindsey Graham son zamanlarda bütün çabasını Orta Doğu’da barışın sağlanmasına harcıyordu.

Bu barışı da Trump’ın geçekleştirebileceğine inanıyordu.

Bunu destekleyen bir bilgi daha var.

Gece yemek sırasında ABD’den gelen kongre üyelerinin hepsi söz alarak konuştu.

Hemen hepsi “Orda Doğu’da bir barışa ihtiyaç olduğunu ve Ankara’daki zirvenin bu bakımdan çok önemli olduğunu vurguladı ve Büyükelçi Tom Barrack’ın barış için yaptıklarını övdü.

Bu da bize Graham’la Kalın’ın sohbeti hakkında bir fikir veriyor.

Orta Doğu’da barışın sağlanması için de “her tarafla konuşabilecek insanlara” ihtiyaç var.

Bu denklemde tabii ki en önemli aktörlerden biri Türkiye.

İbrahim Kalın bölgenin etkili kişileri ile konuşabilen bir isim
Sorun şu ki, Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri en azından “retorik” düzeyde çok kötü.

Herkes kendi iç politikasına yönelik mesajlarla toksik bir hava yaratıyor.

Ancak Hamas’ın 7 Ekim saldırısından beri bildiğimiz bir şey var.

İbrahim Kalın, İsrail’in istihbarat başkanı ile de görüşebilen kişilerden biri.

Bu bölgede barışın sağlanması için belki de en önemli ve ilk adım Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzeltilmesi.

Tabii ki Netanyahu bu siyasetini düzeltmediği sürece bunu sağlamak kolay olmayacak.

Deklare edilmemiş bir “retorik ateşkes” mümkün mü?
Ama en azından deklare edilmeden “retorik bir ateşkesin” sağlanması bile çok önemli bir adım olabilir.

Bana göre bu Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını daha da artıracaktır.

İşte o nedenle, şu sıralarda “Amerika’nın Orta Doğu Eyalet Valisi” gibi bir hava yaratan Tom Barrack’ın davetindeki bu baş başa sohbeti çok merak ettim.

Graham bu sohbetten 96 saat sonra öldü, şimdilik bilen üç kişi kaldı
Lindsey Graham, o görüşmeden 96 saat sonra öldü.

İbrahim Kalın ise son derece ketum bir istihbarat başkanı.

Tahminim bu görüşme şimdilik Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İbrahim Kalın tarafından bilinen bir sır.

Belki bir de MİT kayıtlarına geçen zaptı mevcuttur.

Kaynağa Git

İlgili Haberler