YENER KARADENİZ
Doğada bir ila 3 milyar yılda meydana gelmesi, saf karbon özelliğinden dolayı ışığı en iyi yansıtan maden olması, pırlantayı, takı endüstrisinde en özel ürün olarak öne çıkarır. Nadide yapısı uzmanlık gerektirir ve bu durum, pırlanta işçiliğinin bir aile geleneği olarak nesilden nesile aktarılmasını sağlar. Türkiye'de 4 nesilden bu yana pırlanta takı sektöründe iştigal eden Güzeliş Ailesi, Mardin'de başlayan iş yolculuğunu bugün İstanbul'u merkezine alarak tüm Türkiye ile dünya coğrafyalarında devam ettiriyor.
Pırlantanın en önemli temsilcilerinden 120 yıllık aile şirketi Ariş Pırlanta'nın Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Güzeliş, 2025'in yüksek enflasyon ve zayıf talebe rağmen şirket açısından hedeflerin aşıldığı bir yıl olduğunu söyledi. Şirket olarak performansı TL yerine dolar bazında ölçtüklerini belirten Güzeliş, "Yıl başında dolar bazında yüzde 5-10 büyümeyi başarı olarak görüyorduk. Yılı yüzde 10-12 dolar bazlı büyümeyle tamamladık. Hem adet satışında hem de ciroda hedeflerimizi yakaladık" diye konuştu.
2026'ya daha yüksek beklentilerle girdiklerini ancak tüketicinin alım gücündeki düşüş ve harcemelerin mücevher yerine seyahat, telefon ve saat gibi alanlara kaymasının satışları olumsuz etkilediğini ifade eden Güzeliş, yatırım amaçlı talebin ise ağırlıklı olarak altın ve sarrafiye ürünlerine yöneldiğini dile getirdi. Buna rağmen özel koleksiyonlar, kampanyalar ve yeni tasarımlarla büyümeyi sürdürmeyi hedeflediklerini belirten Güzeliş, bu yıl için de dolar bazında yüzde 10 büyüme hedefi koyduklarını dile getirdi. Ariş'in şu anda Türkiye genelinde 20 mağazası ve 6 bayi ve 50 adet satış noktası bulunuyor. Marka teşvik süresinin bitmesi nedeni ile Almanya mağazasını kapatan markanın hedefi, Hollanda, Avusturya, Fransa, İspanya ve Amerika gibi ülkelerde kendi mağazalarını açarak büyümek olarak kondu.
Çocuklarınızı müdür olarak değil, işi öğrenerek yetiştirin
Ariş Pırlanta'nın Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Güzeliş, uzun ömürlü aile şirketi olmalarındaki iş sırlarını ve yönetim prensiplerini de EKONOMİ gazetesi ile paylaştı. Bugün manyak aile şirketinin üçüncü kuşağa ulaşmadan dağıldığını (araştırmalar yüzde 80'e ulaştığını ortaya koyuyor) belirten Güzeliş'e göre bunun en önemli nedeni, aile bireylerinin doğrudan yönetici yapılması. "Çocuklarınızı müdür olarak değil, işi öğrenerek yetiştirin" diyen Güzeliş, kendi çocuklarını Sabancı Üniversitesi'ni dereceyle bitirmelerine rağmen şirkette en alt kademeden başlattığını anlattı. Üretimden siparişe, stoktan satışa kadar her süreci öğrenmeden hiçbir aile ferdine yönetici yetkisi verilmediğini vurgulayan Güzeliş, "Aileden biri diye kimseyi üst makama oturtmuyoruz. Tabiri caizse 'kazan dairesinden' başlatırız. Bu, aile şirketleri için çok önemli bir tavsiyedir. Birçok firma çocuklarını doğrudan yönetici yapıyor. Ancak işi bilmeyen ve çalışanlarla doğru iletişim kuramayan bu kişiler egolarına yenik düşüyor ve şirketler daha üçüncü kuşağı göremeden batıyor. Şu an 16 yaşında olan bir torunum var; o da şimdiden işe gidip gelmeye başladı. Eğer o da bu mesleği seçerse beşinci kuşağı da şirketimize dahil etmiş olacağız" dedi.
En iyi fikri, depodaki çalışan verebilir
Güzeliş'e göre şirketlerin en büyük problemi yanlış strateji değil, iletişim eksikliği. Yönetim kurulunun çoğu zaman sahadaki gerçeklerden uzak kaldığını belirten Güzeliş, stok bölümünde çalışan bir personelin hangi ürünün satıldığını veya satılmadığını yöneticilerden çok daha iyi bildiğini söyledi. Bu nedenle düzenli olarak tüm departmanlarla toplantılar yaptıklarını anlatan Güzeliş, alt kademedeki çalışanların fikirlerini dinlemeden karar almadıklarını ifade etti. Yönetim anlayışını anlatırken, iflasın eşiğindeki Chrysler'da fabrikanın bir ustasını dinleyen şirket başkanının üretim sorununu çözmesini örnek gösteren Güzeliş, "Birçok şirkette yöneticiler çalışanı susturuyor. Böyle olunca sorunlar yukarı çıkmıyor. Bizde ise herkes konuşabilir" diye konuştu.
Mağazaya inmeyen kararın anlamı yok
Şirket içinde iletişim zincirini güçlendirmek için yıllar içinde önemli değişiklikler yaptıklarını anlatan Güzeliş, mağaza müdürleriyle yapılan toplantılarda alınan kararların mağaza çalışanlarına yeterince aktarılmadığını fark ettiklerini söyledi. Bunun üzerine yeni bir sistem kurduklarını belirten Güzeliş, şöyle devam etti: "Toplantıdan çıkan mağaza müdürü aynı gün ekibini topluyor ve alınan kararları bire bir aktarıyor. Böylece strateji en alt hücreye kadar ulaşıyor. Benzer bir entegrasyonu pazarlama, e-ticaret, sosyal medya ve satış ekipleri arasında da kurduk. Eskiden her birim farklı ürünü öne çıkarırdı. Bugün ise tüm ekipler aynı ürüne odaklanıyor. Bunun faydasını da çok gördük." Bu dönüşümün üç yıl sürdüğünü belirten Güzeliş, stok yönetimini de sürece dahil ederek satış performansını artırdıklarını dile getirdi.
Avrupa seyahati iş modelini değiştirdi
Kerim Güzeliş'in iş hayatındaki en önemli kırılma noktalarından biri ise 1977 yılında yaptığı Avrupa gezisi olmuş. O dönem İngiltere, Fransa ve İtalya'daki mağazaları gezerken Türkiye'den tamamen farklı bir perakende anlayışı gördüğünü anlatan Güzeliş, Kapalıçarşı'da binlerce ürünle doldurulan vitrinlerin aksine Avrupa'da az sayıda ama seçilmiş ürünlerin sergilendiğini söyledi. En dikkat çekici gözlemin ise vitrinlerde pırlantalı ürünlerin ağırlığı olduğunu belirten Güzeliş, bu seyahatten sonra altın üretiminden çıkıp pırlantaya yönelme kararı aldığını anlattı. O dönemde bilgiye ulaşmanın son derece zor olduğunu, tedarikçileri bulabilmek için büyük mücadele verdiklerini söyleyen Güzeliş, bu stratejik kararın daha sonra Ariş markasının temelini oluşturduğunu ifade etti.
Hayatımdaki en büyük ticari hata
Başarılı kararlarının yanında hatalarını da paylaşan Güzeliş, ilk perakende mağazasını kapatmasının iş hayatındaki en büyük yanlışlardan biri olduğunu söyledi. Turistik satışlar ve ihracatın çok iyi gitmesi nedeniyle perakendeyi ikinci plana attığını belirten Güzeliş, yıllar sonra mağazacılığa geri döndüğünde önemli bir müşteri verisini kaybettiğini gördüğünü anlattı. Güzeliş, "Sadık müşterilerimizi koruyabilirdik. Bugün geriye dönsem o mağazayı asla kapatmazdım" diyerek, iş dünyasında yapılan hataların da önemli birer yönetim dersi olduğunu vurguladı.