Plastik sanatlar alanında pek çok sanatçının hayatında iz bırakan, ülkemizde sanat tarihine hakimiyeti ve özgün ifade gücü ile tanınan Prof. Dr. Selçuk Mülayim, ilk kişisel sergisi “Tarihten Kesitler” ile sanatseverlere yepyeni bir kapı araladı.
Selçuk Mülayim; sanat, sanat tarihi ve yöntem bilimi, sanat tarihinin tarihsel gelişimi ve sanat tarihi bilimini kültürel boyutta tanıtma alanında, öğretici; Türk, İslam ve Selçuklu sanatı hakkında kaynak niteliği taşıyabilecek birçok eser yayımlamıştır. Alanında on beş kitabı, pek çok araştırmaları, yönettiği pek çok tez ve yetiştirdiği öğrenciler ile alanına yön veren çalışmalar yaparken resim sanatına olan ilgisinin de devam ettiğini anlıyoruz. Bir röportajında “Çocukluğumdan beri resim yapmayı çok severdim sözü bizlere Selçuk Mülayim’in resim sevdasının erken yaşlarda başladığını gösterir. Bu sergide onun akademisyen kimliği ve derin araştırmalarının ötesinde sanatçı yönüyle de buluşmak sanatseverler için kuşkusuz değerli bir deneyimdir.
6 Haziran’da NES Sanat’ta açılan sergide, sanatçının çeşitli boyutlarda on iki adet eseri yer almaktadır. Sanat tarihinin kesitleri ile bugünü bağlayan bir atmosferi yansıtan bu yapıtlarda, geçmişin bıraktığı güçlü izlere rastlıyoruz ve farklı dönemlerden süzülen bir görme ve biçimlendirme anlayışının çağdaş bir sentezini izliyoruz.
Figürlerin anıtsal kuruluşu, ışık-gölge ilişkileri ve birbirine nüfuz eden toprak tonları, Rönesans resmindeki olgun renk çözümlemelerini hatırlatıyor. Yüzeydeki renkler, yağlı boyanın alışıldık parlaklığından ziyade duvara işlemiş, zamana direnmiş bir fresk duygusu uyandırıyor. Renkler adeta bağırmıyor; yıllar içinde süzülmüş, tortusu alınmış bir etki yaratıyor. Burada renk yalnızca estetik bir tercih değil, adeta tarihsel bir hafıza taşıyıcısı gibi duruyor. Parlak ve doğrudan tonlar yerine; birlikte yaşamış gibi duran sarı okrlar, toprak renkleri ve griye yaklaşan geçişler dikkat çekiyor.
Eserlerdeki bu plastik arayışlar, izleyicide doğrudan estetik bir karşılık buluyor. Örneğin resimdeki dalga hareketleri, hem bir denizi hem de bir çölü çağrıştırarak zihinde ikili bir metafor açıyor. Bu belirsizliği gideren ve bizi resmin içine çeken ise sağ köşedeki o tanıdık Haydarpaşa görünümü oluyor. Üstelik deniz ile gökyüzünün birleştiği o sınır, kuşlar ile balıkların yakınlığı, izleyeni dünyevi bir tablonun ötesine geçirerek kozmik bir algı dünyasına taşıyor; Cihangir’in atmosferinden kozmosa ve tarihe uzanan bir yolculuk sunuyor.
Zamana direnen bu özel seçki, 27 Haziran’a kadar NES Sanat’ta görülebilir.