Hayati ARIGAN
[email protected]
Wyndham Grand Kayseri bünyesindeki SUZ Restaurant’ta düzenlenen ‘Gelenekten Geleceğe Lezzet Hikâyeleri’ etkinliği, kentin yaklaşık 6 bin yıllık gastronomi mirasını günümüz mutfak anlayışıyla buluşturdu. Şef Ahmet Gündoğar’ın hazırladığı menü, Kayseri’nin unutulmaya yüz tutan yemeklerini yeniden gündeme taşıdı.
Kayseri doğumlu olan ve meslek hayatının önemli bölümünü Katar, Dubai ve Suudi Arabistan’daki restoran projelerinde geçiren Şef Ahmet Gündoğar, Kayseri mutfağının yıllardır birkaç ürün üzerinden tanındığını söylüyor.
“Kayseri mutfağı denildiğinde herkes mantı, pastırma ve sucuğu biliyor. Oysa bu coğrafyanın arkasında binlerce yıllık bir tarih ve çok güçlü bir üretim kültürü var. Kayseri mutfağı yalnızca bu ürünlerden ibaret değil” diyen Gündoğar, kentin farklı göç dalgalarıyla şekillenen kozmopolit yapısının sofralara da yansıdığını vurguluyor.
Özellikle Çerkes, Ermeni ve Doğu Anadolu mutfaklarının etkisinin Kayseri’de hissedildiğini belirten genç şef, bugün unutulmaya başlayan birçok tarifin yeniden görünür hale gelmesi gerektiğini düşünüyor.
Kayseri mutfağının simgesi olan mantının da tek bir çeşitten oluşmadığını anlatan Gündoğar, kentte altı farklı mantı geleneğinin yaşadığını söylüyor. Klasik mantının yanı sıra göç mantısı, pöç mantısı, haluç ve farklı göç kültürlerinden gelen tariflerin de bu zenginliğin parçası olduğunu ifade ediyor.
Benzer bir dönüşümün yağlamada da yaşandığını belirten Gündoğar’a göre bugün kıymalı olarak bilinen yağlama aslında geçmişte domates, biber ve ev salçasıyla hazırlanan bir ‘yokluk yemeği’ idi. Zaman içinde ev kadınlarının yorumlarıyla bugünkü halini aldı.

Unutulan lezzetler yeniden sofrada
Şef Gündoğar’ın en çok üzerinde durduğu konuların başında ise artık çok az restoranda bulunan geleneksel yemekler geliyor.
Bunlardan biri, hayvanın kuyruk sokumu bölümünden yapılan ve saatlerce ağır ateşte pişirilen pöç yemeği. Bir diğeri ise kuzu kaburgasıyla hazırlanan pehli. Kayseri sofralarının önemli yemeklerinden olan pehli, bugün daha çok evlerde ve belirli dönemlerde yapılan özel bir lezzet olarak yaşamını sürdürüyor.
Çemen kültürü ve sucuk içi yeniden gündemde
Kayseri’de son yıllarda unutulmaya yüz tutan geleneklerden biri de çemen kültürü. Kentte özellikle kahvaltı ve öğle öğünlerinde tüketilen sucuk içi, geçmişte birçok evin vazgeçilmez lezzetlerinden biriydi.
Baharatlarla hazırlanan ve tavada kendi yağıyla pişirilen sucuk içi, tereyağlı bazlama eşliğinde servis ediliyor. Gündoğar, bu kültürün yeniden canlandırılması gerektiğini belirterek “Kayseri’de hangi eve giderseniz gidin bir dönem sucuk içi kokusunu alırdınız” diyor.
Kayseri mutfağının en karakteristik tatlılarından biri olan Nevzine de etkinliğin öne çıkan lezzetleri arasındaydı. Pekmez, tahin ve cevizin buluştuğu tatlı, geçmişte ‘gelin tatlısı’ olarak biliniyordu.

Yerel ve sıfır atık
SUZ Restaurant’ın mutfak anlayışının merkezinde sürdürülebilirlik yer alıyor. Restoranda kullanılan ürünlerin önemli bölümü Kayseri’nin ilçelerindeki yerel üreticilerden temin ediliyor. Erciyes’in eteklerinden toplanan yabani otlar, Yahyalı’nın kirazı, İncesu’nun üzümleri ve Develi’nin geleneksel ürünleri menülerin temelini oluşturuyor. “Karbon ayak izini azaltmak için mümkün olduğunca yerel üreticilerle çalışıyoruz” diyen Gündoğar, mutfakta sıfır atık prensibini uyguladıklarını belirtiyor. Sebze ve meyvelerin kabukları, çekirdekleri ve sapları farklı tekniklerle değerlendirilirken, birçok ürün sorbe, sos veya fermente içeriklere dönüştürülüyor.
Gastronomik hafızası yeniden yazılıyor
13 yaşında mutfakta çırak olarak başladığı meslek hayatında Körfez ülkelerindeki önemli restoran projelerinde görev alan Gündoğar, bugün en büyük hedefinin doğup büyüdüğü şehrin gastronomik hafızasını korumak olduğunu söylüyor. “Babaannelerimizin ve anneannelerimizin yaptığı yemekleri kaybetmeden geleceğe taşımamız gerekiyor. Kayseri’ye gelenlerin bu şehrin gerçek hikâyesini tabakta görmesini istiyoruz” diyen Gündoğar’a göre gastronomi; kültürel mirası yaşatan güçlü bir anlatı aracı.
Selçuklu’dan kalan içli köfte
Kayseri’nin sahip çıktığı bir diğer geleneksel ürün ise haşlama içli köfte. Türkiye’nin farklı bölgelerinde farklı yöntemlerle hazırlanan içli köftenin Kayseri yorumunda iki çeşit bulgur kullanılıyor. Şef Gündoğar’a göre bu tarifin kökenleri Selçuklu dönemine kadar uzanıyor. Özellikle önemli misafirlere ikram edilen yemeklerden biri olan haşlama içli köfte, bugün hâlâ Kayseri evlerinde yaşamaya devam ediyor.