Ana içeriğe geç

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘NATO’nun önemi arttı, tahkimi kritik hale geldi’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut jeopolitik denklemin NATO'nun üstlendiği rolün önemini artırdığını belirterek, ittifakın caydırıcılığını muhafaza etmesinin ve müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin artık daha kritik bir hal aldığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘NATO’nun önemi arttı, tahkimi kritik hale geldi’
Aydınlık
16

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi’nde önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında küresel sistemdeki belirsizliklere, artan terör, kriz ve düzensiz göç tehditlerine dikkat çeken Erdoğan; NATO'nun caydırıcılığının korunması ile müttefikler arası dayanışmanın güçlendirilmesinin her zamankinden daha kritik olduğunu söyledi. Türkiye'nin 70 yılı aşkın süredir ittifaka sunduğu katkıları hatırlatan Cumhurbaşkanı, savunma sanayisi iş birliğinin önündeki engellerin kaldırılması, külfet paylaşımının adil yapılması ve geniş kapsamlı bir güvenlik ağı oluşturulması çağrısında bulundu.

‘NATO'NUN ÜSTLENDİĞİ ROLÜN ÖNEMİNİ ARTIRMIŞTIR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel belirsizlik döneminde ittifakın tahkim edilmesinin önemine değindiği konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Bu ortamda hem NATO'nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inanıyorum. Mevcut jeopolitik denklem NATO'nun üstlendiği rolün önemini artırmıştır. Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz."

‘ESKİ KALIPLAR BİR BİR YIKILIRKEN...’

Doğu ve güneydoğu sınırlarında yaşanan krizler ile güvenlik anlayışının yeniden şekillenmesi gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, uluslararası kurumların itibar kaybına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız.

Şu noktanın da altını özellikle çizmek istiyorum: Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamalar bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirmiştir. Başta Gazze ve Lübnan’da yaşananlar olmak üzere yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum."

‘SAVUNMA SANAYİ TİCARETİNDEKİ ENGELLERİ KALDIRMAMIZ GEREKİYOR’

Müttefikler arasındaki sorumluluklara, adil külfet paylaşımına ve savunma sanayisindeki kısıtlamalara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu talepleri sıraladı:

"Uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş ve şimdi terörü tamamen sona erdirmenin çalışmasını yürüten bir ülkenin lideri olarak şunu da ifade etmek isterim ki; bu alanda ittifaktan beklentimiz çoktur. Karşı karşıya bulunduğumuz sınamalarla mücadele etmek istiyorsak müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde yaparken, savunma sanayi ticareti önündeki engelleri de kaldırmamız gerekiyor. Her iki ana başlıkta da evvelki zirvelerde aldığımız kararların uygulanması bu bakımdan çok ama çok mühimdir. Külfet paylaşımı noktasında biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz."

‘TEKSAS'TAN ANKARA'YA UZANAN BİR GÜVENLİK AĞI OLUŞTURMALIYIZ’

Türkiye'nin Avrupa güvenliğindeki rolünün göz ardı edilmemesi gerektiğini ve amasız bir savunma ağı kurulması gerektiğini belirten Erdoğan şöyle konuştu:

"Son olarak, Lahey Zirvesinde kabul ettiğimiz taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artıyor, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer alıyoruz. Ancak bu katkılarımıza rağmen Türkiye'nin Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda göz ardı edildiği de bir vakadır. İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye'nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz. Türkiye'nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas'tan Ankara'ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız."

‘SOYKIRIM ŞEBEKESİNE KARŞI SİZLERİN DESTEĞİNİ BEKLİYORUZ’

Bölgesel barış adımlarına, yürütülen ateşkes süreçlerine ve bu süreci sabote etmek isteyen saldırılara ilişkin olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:

"Ankara Zirvemizin bir diğer ayırt edici özelliği savunma sanayi işbirliğine yapacağı vurgudur. Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO Savunma Sanayi Forumu'nda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken, diğer yandan da bu işbirliğini çok daha etkili hale getirecek tedbirleri ele alacağız. Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz Türkiye'nin savunma sanayi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacaklar.

Ayrıca NATO'nun güvenliğe 360 derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran Körfezi ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeleri de değerlendireceğiz. Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar'ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz. Bölgemize ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz. Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz."

Fotoğraf: (AA)

Kaynağa Git

İlgili Haberler