Ana içeriğe geç

Pentagon kritik silah sistemlerinin teslimatında zorlanıyor

ABD Sayıştayı'nın son raporu, Pentagon'un yeni silah sistemlerindeki tedarik sorunları nedeniyle ortalama teslimat süresinin 12 yılı aştığını ortaya koydu.

Pentagon kritik silah sistemlerinin teslimatında zorlanıyor
Defence Turk
16

ABD Sayıştayı’nın (GAO) son raporu, Pentagon’un yeni savunma programlarında yaşanan gecikmeler nedeniyle ortalama teslimat süresinin 12 yılı aştığını ortaya koydu.

Pentagon liderleri, yeni ekipmanları askerlere daha hızlı ulaştırma yönündeki sık sık verdikleri taahhütlere rağmen, silah sistemlerinin teslimat takvimlerini karşılamakta hâlâ zorlanıyor. Söz konusu durum, ABD’de yayımlanan yeni hükümet denetim raporunda ortaya konuldu.

ABD Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi/Sayıştayı (GAO) 2 Temmuz 2026 günü yayımlanan raporda, “Bir kabiliyetin teslimatı için gereken genel ortalama süre bu yıl artarak 12 yılın üzerine çıktı.” ifadelerine yer verdi. “Ayrıca, bazı MDAP’ler (büyük savunma tedarik programları) yeni teslimat tarihleri belirlemedi veya kritik ara aşamaları erteliyor.” diyen GAO, program yetkililerinin teslimat takvimlerini bu gecikmeleri hesaba katacak şekilde güncellememesi nedeniyle, esasında bu 12 yıllık ortalamanın bile iyimser bir tablo olabileceğini sözlerine ekledi.

Breaking Defense tarafından yapılan habere göre Sayıştay; silahları 5 yıllık bir takvim içerisinde tasarlamak ya da sahaya sürmek amacıyla oluşturulan Orta Kademe Tedarik (MTA) yetkileri kapsamında mümkün kılınan hızlı prototip üretme ve sahaya sürme yöntemlerinin kullanımına gelince, bu çalışmaların da teslim tarihlerini aşmaya devam ettiğini belirtti. Kurum, henüz kanıtlanmamış, güvenilir olmayan ve geniş çaplı konuşlandırmaya hazır olmayan programlar için kullanılan sektörel bir tabir olan “olgunlaşmamış teknolojileri” geliştirmek için bu çabaların daha fazla zamana ihtiyaç duyduğunu ekledi.

MTA, Pentagon’un kullandığı Middle Tier of Acquisition (Orta Kademe Tedarik) yetkisinin kısaltmasıdır. Geleneksel, bürokratik ve on yıllar sürebilen devasa savunma tedarik süreçlerini hızlandırmak amacıyla oluşturulmuş esnek bir tedarik modelidir. Temel kuralı, yeni bir silah sistemini veya teknolojiyi en fazla 5 yıl içinde geliştirmek ya da birliklerin kullanımına sunmaktır.

Kurumun bulguları, silah sistemlerinin durumunu değerlendiren ve Kongre’ye sunulan yıllık raporun bir parçasını oluşturuyor. Bu yılki rapor, düzinelerce programı ve bunlarla bağlantılı gecikmeleri kapsıyor. Bu bağlamda ABD Sayıştayı’na göre gecikmelerle ve maliyet artışlarıyla karşı karşıya kalan programlardan bazıları şu şekilde sıralanıyor:

Sayıştay, yeni eğitim jeti kapsamında ABD Hava Kuvvetleri’nin T-7 programındaki “önemli gecikmelere” dikkat çekti. Rapora göre, kuvvet Nisan ayında T-7’nin üretimine başlama kararı almış olsa da, geliştirme testlerinin büyük bir kısmı Nisan 2028’e kadar tamamlanmayacak; daha düşük öncelikli gereksinimler ise daha da ileri bir tarihte, Mayıs 2029’da sonuçlanacak.

Kurum, T-7’deki gecikmelerin “büyük ölçüde” ek mühendislik analizlerinin tamamlanması ihtiyacından, “bakım personeli sorunları ve yedek parça eksikliği nedeniyle uçakların beklenenden daha düşük oranda kullanıma hazır olmasından” ve yazılımın tamamlanması için gereken sürelerin uzamasından kaynaklandığını belirtti. Bu bağlamda raporda, “Sonuç olarak program yetkilileri, kullanıcıya anlamlı bir eğitim kabiliyeti sunabilmek adına geliştirme programının yeniden planlama sürecinden geçtiğini ifade etti.” denildi.

Hava Kuvvetleri’nin en gizli geliştirme çalışmalarından biri olan ve Air Force One olarak da bilinen VC-25B konusunda ise Sayıştay; sorunlu programın Ekim ayında nihai konfigürasyon tasarımını tamamlayarak bazı ilerlemeler kaydettiğine dikkat çekti. Ayrıca, kabin basıncı sorunlarının giderilmesinden, uçağın inşası için daha kalifiye teknisyenlerin işe alınmasına kadar uzanan bir dizi “takvim riskini” de çözüme kavuşturdu.

Ancak GAO, “uçak iç mekanlarının detaylı tasarımları, kablo demetlerinin üretimi ve yapısal modifikasyonlardaki kusurların giderilmesi için yapılacak onarım çalışmaları da dahil olmak üzere diğer takvim risklerinin devam ettiğini” belirtti.

GAO, Hava Kuvvetleri’nin uçuşa elverişlilik sertifikasyonu görevlerini Federal Havacılık İdaresi’nden (FAA) devralabilmesi için program ofisinin VC-25B test planını revize ettiğini de kaydetti. Ekim ayı itibarıyla Hava Kuvvetleri, uçağa ait yaklaşık 80 sertifikasyon planından sadece yedisini onayladı ve operasyonel testlerin ne zaman başlayacağını henüz belirlemedi.

Rapor ayrıca, kuvvetin 2026 mali yılının ikinci çeyreğinde ilk uçuş testini gerçekleştirmesi planlanan Hipersonik Taarruz Seyir Füzesi (Hypersonic Attack Cruise Missile – HACM) projesiyle ilgili endişeleri de ortaya koydu. Ancak program yetkilileri, Hava Kuvvetleri’nin test programını planlanan yedi uçuş testinden beşe düşürmüş olmasına rağmen, Sayıştayı “hızlı prototip üretme çalışmalarının takviminde fiilen hiçbir esneklik payı kalmadığı” konusunda uyardı.

Sayıştay, bir MTA programı olan Ordu’ya ait Uzun Menzilli Hipersonik Silah (Long Range Hypersonic Weapon – LRHW) projesinin bir parçası olan ikinci bataryanın, “füze üretimi için eksik, tutarsız ve belirsiz iş standartları” nedeniyle başlangıçta planlanandan “en az” altı ay daha geç sahaya sürüleceğini ortaya koydu.

Kara Kuvvetleri’nin LRHW programı, kuvvetlere çekişmeli ortamlarda uzun menzilli hassas vuruş kabiliyeti sağlamak üzere tasarlanan Dark Eagle adlı, karadan fırlatılan hipersonik bir füzeden oluşuyor. Breaking Defense tarafından aktarıldığı üzere füzelerin hem karadan hem de denizden fırlatılabilmesi umuduyla Kara ve Deniz Kuvvetleri bu program üzerinde birlikte çalışıyor.

İkinci bataryanın başlangıçta 2027 mali yılının dördüncü çeyreğinde sahaya sürülmesi planlanmıştı. Ancak rapora göre bu tarih artık 2028 mali yılına ertelenmiş durumda. Raporda bu değişikliğin kısmen, ikinci batarya ile birlikte teslim edilecek olan Dark Eagle’ın yeni bir varyantının test edilmesini geciktiren ve aynı zamanda üçüncü bataryanın teslimatını da sekteye uğratabilecek üretim zorluklarından kaynaklandığı belirtildi.

GAO’ya göre, “kritik teknolojilerinin hiçbirinin tam olarak olgunlaşmamış olması” nedeniyle Kara Kuvvetleri’nin “Manevra Kısa Menzilli Hava Savunma” (M-SHORAD) Aşama 3 (Increment 3) programı da gecikmelerle karşı karşıya. GAO, program ofisi ile yükleniciler (Raytheon ve Lockheed Martin) arasında hazırlık seviyeleri konusunda bir tutarsızlık olduğunu belirtti ancak denetim kurumu bu konunun detaylarına girmedi.

Raporda, “Program, kendi değerlendirmesi sonucunda bazı kritik teknolojilerin yüklenicilerin bildirdiğinden daha az olgun olduğunu tespit etmiştir. Program yetkilileri, tüm kritik teknolojileri bağımsız olarak değerlendirdiklerini bize ilettiler.” ifadelerine yer verildi.

GAO, program yetkililerinin “neden bir tutarsızlık olduğunu kesin olarak ifade edemediklerini” de sözlerine ekledi. Bununla birlikte yetkililer, bu durumun yüklenicilerin “teknoloji olgunluğunu program ofisine kıyasla daha esnek (daha az kısıtlayıcı) şartlarla yorumlamalarından” kaynaklanabileceğini belirttiler.

M-SHORAD Aşama 3, kuvvetin M-SHORAD Aşama 1’deki Stinger füzesini yeni nesil kısa menzilli bir hava savunma füzesi ile değiştirme çabası olarak biliniyor. Üretimine ise 2028 mali yılının ikinci çeyreğinde başlanması planlanmaktadır. Ancak GAO, “önceki çalışmaların, olgunluk seviyesini tek bir kademe artırmanın bile yıllar alabileceğini ve teknoloji olgunluğa yaklaştıkça bu sürecin daha da zorlaştığını gösterdiğini” belirterek, gelecekteki geliştirme aşamalarında yaşanacak herhangi bir gecikmenin “planlanan üretim başlangıcını etkileyebileceğini” vurguladı.

GAO, DDG 51 Flight III sınıfı ilk 13 muhribin teslimat takviminin artık 55 ay geriden geldiğini tespit etti. Bu gecikme, geçen yıl yayımlanan GAO raporundaki 41 aylık gecikmeye kıyasla daha da arttı. Sayıştay, bu gecikmelerin mevcut maaş seviyelerinde “güçlü” bir işgücü istihdam etme konusundaki sıkıntılardan, tedarik zinciri sorunlarından ve sıkça yapılan tasarım değişikliklerinden kaynaklandığını belirtti.

Denetim kurumu, bu zorlukların sadece DDG 51 programına “özgü olmadığını” kaydetti. Yine de rapora göre GAO, operasyonel test planlarındaki değişiklikler nedeniyle programın ilk operasyonel kabiliyete 2027 mali yılının sonunda, yani başlangıçta bu kilometre taşına ulaşması planlanan tarihten yaklaşık üç yıl sonra ulaşmasının öngörüldüğünü saptadı.

Benzer şekilde GAO, denetim kurumunun bir önceki değerlendirmesinden bu yana DDG 1000 programının “Conventional Prompt Strike” (CPS) hipersonik silah sisteminin ilk gemiye entegrasyonu konusunda gecikmeler yaşadığını tespit etti. Raporda spesifik olarak, program yetkililerinin CPS entegrasyonunun “öngörülemeyen test ve üretim zorluklarından” dolayı takvimin yaklaşık dokuz ay gerisinde kaldığını tahmin ettikleri belirtildi.

Bununla birlikte GAO, gelecek yıl yapılması planlanan gerçek mühimmatlı atış testinin planlandığı gibi ilerlediğini ve bunun “son değerlendirmemizdeki beklentilerle tutarlı olup, daha önce planlanan tarihten yaklaşık 2 yıl sonra gerçekleşeceğini” sözlerine ekledi.

Ayrıca GAO, Deniz Kuvvetleri’nin ORCA Ekstra Büyük İnsansız Denizaltı Aracı (XLUUV) programının da bazı gecikmeler yaşadığını tespit etti. 2017 yılında başlayan programın ilk prototipi Eylül 2025’te teslim edilmişti. Ancak GAO’ya göre, geriye kalan 4 prototipin Ocak 2027’de, yani denetim kurumunun geçen yıl bildirdiği tarihten bir yıldan daha uzun bir süre sonra teslim edilmesi bekleniyor.

GAO’ya göre Uzay Kuvvetleri, Pentagon genelindeki tüm MTA maliyetlerinin %50’sini oluşturarak MTA yetkisinin tek başına en büyük kullanıcısı olmaya devam ediyor. Rapor, tamamı 2025 yılı boyunca takvimde aksaklıklara maruz kalmış 13 kuvvet programını kapsıyor. Sorunların birçoğu bileşen tedarik zincirlerindeki sıkıntılardan kaynaklansa da, denetim kurumu tarafından bir dizi gecikmenin kritik teknolojilerin henüz olgunlaşmamasından kaynaklandığı da tespit edildi.

GAO özellikle, Yeni Nesil Sürekli Kızılötesi Gözlem – Yer Sabit Yörünge (Next-Gen OPIR-GEO) füze uyarı programının hem maliyet aşımlarından hem de takvim gecikmelerinden muzdarip olduğunu ortaya koydu.

RTX tarafından üretilen sensör faydalı yükünün fiyatında “yaklaşık 340 milyon dolarlık” bir artış yaşanmasıyla birlikte bu proje “önemli bir maliyet büyümesi” gördü. GAO, bu maliyet artışını “yazılım geliştirme karmaşıklığına ve mühendislik zorluklarına” bağladı.

Bununla birlikte GAO, ilk Next-Gen OPIR-GEO uydusunun “planlanandan 4 ay sonra, Ocak 2026’da tamamlandığını”, ancak Uzay Kuvvetleri’nin “sıkışık fırlatma takvimi” nedeniyle en erken Ekim 2026’da fırlatılacağını belirtti. Bu fırlatmanın başlangıçta 2025’in sonlarında yapılması planlanmıştı. GAO daha önce sıkışık fırlatma takvimi nedeniyle “herhangi bir entegrasyon gecikmesinin muhtemelen fırlatma gecikmelerine ve ek program maliyet artışlarına yol açacağı” konusunda uyarıda bulunmuştu.

GAO ayrıca, planlanan fırlatma sayısının “önemli ölçüde artacağının” öngörüldüğü ve programın “işgücü kesintilerine” maruz kaldığı bir dönemde, Uzay Kuvvetleri’nin Ulusal Güvenlik Uzay Fırlatma (NSSL) programının kapasitesiyle ilgili endişelerini dile getirdi.

Denetim kurumu, 2028 mali yılına kadar yaklaşık 50 Aşama 2 fırlatmasının ve 2031’e kadar sürecek olan Aşama 3 boyunca da yaklaşık 85 fırlatmanın beklendiğini kaydetti. Fırlatma sayısının bu kadar yüksek olması, büyük ölçüde Uzay Kuvvetleri’nin alçak Dünya yörüngesindeki devasa uydu takımyıldızları (konstelasyon) planlarından kaynaklanıyor.

İlgili Olarak

ABD’den insansız sistemler için yeni ofis

Kaynağa Git

İlgili Haberler