Barış Vakfı Yönetim Kurulu, 10 Temmuz 2026 tarihli açıklamasında Kürt sorununun çözümü ve çatışmasızlık sürecine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. “Vakıf Yönetiminden Açıklama: Hepimizin Tarihi Sorumluluğu” başlığıyla yayımlanan metinde, Türkiye’nin yaklaşık 40 yılın ardından ölümlerin ve silahlı çatışmaların yaşanmadığı önemli bir dönemden geçtiği belirtildi.
Açıklamada, “Kürt sorunu bağlamında uzun yıllardır ilk kez, ölümlerin ve silahlı çatışmaların olmadığı son derece önemli bir dönemden geçilmekte” denildi.
DEM Parti İmralı heyeti üyesi Buldan: Sürecin gecikmesi yeni riskler doğurur
“TARİHSEL BİR EŞİKTEYİZ”
Barış Vakfı, PKK’nın feshi ve silahlara veda töreni dahil olmak üzere son dönemde yaşanan gelişmelerin kısa süre önce tahmin dahi edilemeyecek nitelikte olduğunu belirtti.
Açıklamada, mevcut sürecin kalıcı hale getirilmesi ve Kürt sorununun anayasal çerçevede, eşit yurttaşlık ilkesi temelinde çözümüne kapı aralayabilecek “tarihsel bir eşik” oluşturduğu vurgulandı.
Vakıf, silah bırakan ve kendini feshettiğini açıklayan PKK mensuplarının demokratik toplumsal yaşama entegrasyonuna yönelik yasal düzenlemelerin önümüzdeki günlerde TBMM’de görüşülmesinin beklendiğini ifade etti.
MECLİS’E “GENİŞ UZLAŞMA” ÇAĞRISI
Barış Vakfı’nın açıklamasında, sürecin hukuki ve kurumsal çerçevesinin TBMM’de açık biçimde belirlenmesi gerektiği kaydedildi.
Vakıf, yol haritasının parlamentoda mümkün olan en geniş uzlaşma ve katılımla oluşturulması gerektiğini belirterek, sürecin yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, hukuk devleti ve demokratik katılım temelinde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti.
ÖCALAN’IN HUKUKİ STATÜSÜ İÇİN DÜZENLEME TALEBİ
Açıklamada, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsü, çalışma ve iletişim koşullarının hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda açık ve şeffaf biçimde düzenlenmesi gerektiği ifade edildi.
Barış Vakfı ayrıca, sürece katkı sunacak kişi ve kurumların hukuki güvence altına alınmasını, sivil toplum kuruluşlarının sürece etkin katılımının desteklenmesini istedi.
SİLAHSIZLANMA İÇİN DDR MODELİ VURGUSU
Vakıf, silahsızlanmaya ilişkin düzenlemelerin Birleşmiş Milletler’in DDR olarak bilinen “Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden Entegrasyon” programının temel ilkeleri doğrultusunda hazırlanması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, bu düzenlemelerin ayrımcılığa ve kayırmacılığa yol açmayacak nitelikte olması gerektiği kaydedildi.
Silahsızlanma sürecinin yalnızca güvenlik bürokrasisinin sorumluluğuna bırakılmaması gerektiğini savunan Barış Vakfı, Meclis tarafından yetkilendirilecek ve tarafların ortak mutabakatıyla belirlenecek bağımsız sivil gözlemcilerin ya da üçüncü tarafların sürece katılımının toplumsal güveni güçlendireceğini ifade etti.
KÖY KORUCULUĞU SİSTEMİ İÇİN LAĞVEDİLME ÇAĞRISI
Barış Vakfı, silahsızlanma süreciyle birlikte güvenlik sektörü ve kamu kurumlarında evrensel ilkeler doğrultusunda reform çalışmalarının başlatılması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, köy koruculuğu sistemi gibi silahlı çatışma döneminin yapılarının lağvedilmesinin planlanması gerektiği vurgulandı.
Çözüm sürecinde “kod yasa” hazırlığı: Gözler saha raporlarında
GEÇMİŞLE YÜZLEŞME VE ONARICI ADALET VURGUSU
Vakıf, çatışma sürecinin yol açtığı mağduriyetlerin giderilmesi ve toplumsal yaraların onarılması için geçiş dönemi mekanizmaları oluşturulması gerektiğini bildirdi.
Açıklamada, geçmişle yüzleşmeyi ve onarıcı adaleti esas alan mekanizmaların toplumsal barış açısından önem taşıdığı belirtildi.
Yurt dışına çıkmak zorunda kalan ve siyasi sığınma hakkı elde eden kişilerin güvenli ve gönüllü dönüşlerini sağlayacak hukuki düzenlemelerin de yapılması istendi.
CEZA İNFAZ, TMK VE AF BAŞLIKLARI
Barış Vakfı, Ceza İnfaz Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ayrımcı ya da keyfî uygulamalara yol açan hükümlerin gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Açıklamada, yargıda ve infazda eşitliğin temel hak ve özgürlükler ekseninde güvence altına alınması istendi.
Terörle Mücadele Kanunu’nun da evrensel insan hakları standartları doğrultusunda kapsamlı biçimde gözden geçirilmesi gerektiği ifade edilen açıklamada, uzun vadede TMK’nın yürürlükten kaldırılmasına yönelik reform sürecinin planlanması çağrısı yapıldı.
Vakıf ayrıca, uluslararası hukukta insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmeyen fiiller bakımından af veya ceza indirimi gibi seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Bahçeli'den süreç için yeni hamle önerisi: Öcalan'ın örgütte etkin olabileceği yapı inşa edilmeli
HASTA MAHPUSLAR, SİYASİ DAVALAR VE KAYYIM UYGULAMALARI
Açıklamada, tedavisi cezaevi koşullarında mümkün olmayan ağır hasta mahpusların tahliye edilmesi çağrısı da yer aldı.
Barış Vakfı, siyasi nitelikli davalar nedeniyle özgürlüklerinden yoksun bırakılan kişilerin durumlarının hukuk devleti ve adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesini istedi.
Kayyım uygulamalarına son verecek yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği de açıklamanın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
ANADİLİ VE KÜRT KİMLİĞİ İÇİN YASAL DÜZENLEME ÇAĞRISI
Barış Vakfı, Kürt kimliğinin tanınmasına ilişkin temel insan hakları sorunlarının ortadan kaldırılması için yasal düzenlemeler yapılmasını istedi.
Açıklamada, başta anadili hakkı olmak üzere bu alandaki düzenlemelerin yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması, etkili biçimde uygulanması gerektiği belirtildi.
“DEMOKRATİK SİYASET VE HUKUK ZEMİNİ GÜÇLENDİRİLMELİ”
Vakıf, silahlı çatışmanın sona ermesiyle başlayan sürecin toplumsal barışı güçlendirecek demokratik dönüşümlerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, siyasal alanı daraltan, demokratik katılımı sınırlayan anlayış ve uygulamaların sürecin başarıya ulaşmasını zorlaştırdığı belirtildi.
Barış Vakfı, siyasetin hukuk devleti, anayasa ve yasalar çerçevesinde demokratik mecralarda akmasının sürecin başarısı için temel koşul olduğunu ifade etti.
“UMUDU BÜYÜTMEK İÇİN SORUMLULUK ALMA ZAMANI”
Açıklamanın sonunda tüm taraflara sorumluluk çağrısı yapıldı.
Barış Vakfı Yönetim Kurulu, “Umudu büyütmek ve ortak geleceğimizi hukuksal güvence altına almak için hep birlikte sorumluluk alma ve harekete geçmenin zamanıdır. Tarihin akışı herkesi göreve çağırıyor” ifadelerini kullandı.