Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayımladığı "2024-2025 Örgün Eğitim İstatistikleri", örgün eğitim dışında kalan çocuk sayısındaki artışa işaret etti.
Verilere göre ilkokul çağında 273 bin 179, ortaokul çağında 484 bin 476 ve lise çağında 1 milyon 130 bin çocuk örgün eğitim sistemine kayıtlı bulunmuyor.
Bu sayılara açık öğretime kayıtlı 1 milyon 50 bin öğrenci ile Mesleki Eğitim Merkezlerine kayıtlı 421 bin 633 öğrenci de eklendiğinde örgün eğitim dışında bulunan çocuk sayısı toplam 3 milyon 959 bin 288'e ulaşıyor.
ÇOCUK İŞÇİLİĞİNDE ENDİŞE VERİCİ TABLO
Cumhuriyet'te yer alan habere göre araştırmacı-yazar Özgür Hüseyin Akış, resmi rakamların çocuk işçiliğinin gerçek boyutunu tam olarak yansıtmadığını belirterek, kayıtlı çocuk işçiler, MESEM öğrencileri, sokakta çalışan çocuklar, tarım işçileri ve mülteci çocuklar birlikte değerlendirildiğinde çalışan çocuk sayısının 2 milyonu geçtiğini ifade etti.
Akış, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Enflasyondaki artış ücretleri eritirken, yetişkin işçilerin çalışarak çekirdek ailenin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi mümkün değil. Asgari ücret 4 kişilik bir aile için açlık sınırının altında kalıyor. 2019 yılında TÜİK’in çocuk işçiliği raporunda kayıtlı 720 bin çocuk varken, 2024 yılında yine TÜİK’in çocuk işçiliği raporunda 970 bin çocuk işçi tespiti var. MESEM’lerde de bu sayı 504 bin. Bu çocuklar haftanın 4 günü işyerlerinde 1 günü okulda bulunuyor. Bu çocuklarda çocuk işçi statüsünde çalışıyor. Yine kayıtlarda yer almayan sokakta çalışan çocuklar, yine tarımda çalışan mevsimlik çocuk işçiler, mülteci çocuk işçiler bu resmi rakamlarda yer almıyor. Bu çocuklarda eklendiğinde Türkiye’de çocuk işçi sayısı 2 milyonu geçiyor.”
İSİG VERİLERİ: 13 YILDA 862 ÇOCUK İŞ CİNAYETLERİNDE HAYATINI KAYBETTİ
İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin 2013-2026 dönemini kapsayan verilerine göre, son 13 yılda en az 862 çocuk işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Hayatını kaybeden çocukların 292'si 5-14 yaş aralığında, 570'i ise 15-17 yaş grubunda yer aldı.
Verilere göre çocuk iş cinayetlerinin sektörlere göre dağılımında tarım ve ormancılık yüzde 52 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 13 ile inşaat, yüzde 7 ile konaklama, yüzde 7 ile metal ve yüzde 3 ile gıda sektörleri izledi.
En fazla çocuk işçi ölümünün yaşandığı il Şanlıurfa olurken, Gaziantep, İstanbul, Adana, Konya ve Antalya da listenin üst sıralarında yer aldı.
TÜİK VERİLERİ ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR
Çocuk işçiliği verilerine ilişkin tartışmalar, Türkiye İstatistik Kurumu'nun yayımladığı son raporlarla da gündeme geldi.
TÜİK'in Nisan ayında yayımladığı "İstatistiklerle Çocuk" raporunda, önceki yıllarda yer verilen "Kurumsal olmayan çocuk nüfusun iş gücü durumu" tablosunun bu yıl rapora dahil edilmediği belirtildi.
Bu durum, çocuk işçiliğine ilişkin verilerin kamuoyuyla paylaşılma biçimine yönelik eleştirileri de beraberinde getirdi.
YAZ AYLARINDA TARIM İŞÇİLİĞİ VE RİSKLER
Özgür Hüseyin Akış, özellikle yaz aylarında tarım sektöründe çalışan çocukların ciddi risklerle karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Akış, “Yaz aylarında tarımda çalışan çocuklar iş güvenliğinden yoksun bir şekilde çalıştırılmakta yetişkinlerden daha düşük ücret almaktadırlar” dedi.
Yaz dönemlerinde tarım işlerinde çalışan çocukların iş cinayetlerine maruz kalma riskinin arttığını belirten Akış, mevsimlik tarım işçiliğinin çocuk emeğinin yoğun kullanıldığı alanlardan biri olduğunu kaydetti.
MÜLTECİ ÇOCUKLAR VE KAYIT DIŞI ÇALIŞMA
Çocuk işçiliği tartışmalarında mülteci çocukların durumu da önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
Akış, kayıt dışı çalışan mülteci çocukların önemli bir bölümünün sanayi bölgelerine yakın mahallelerde yaşadığını ve düşük ücretli işlerde çalıştırıldığını belirtti.
İSİG Meclisi verilerine göre 2013-2026 yılları arasında en az 98 mülteci çocuk çalışırken hayatını kaybetti.
ÇOCUKLARIN MEDYA VE EĞLENCE SEKTÖRÜNDEKİ ÇALIŞMA KOŞULLARI DA TARTIŞILIYOR
Akış, çocuk emeğinin yalnızca sanayi, tarım veya hizmet sektörleriyle sınırlı olmadığını belirterek televizyon, sinema, reklam ve dijital medya alanlarında çalışan çocuklara da dikkat çekti.
Konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Son olarak medya sektöründe sezonluk çalışan setlerdeki çocuk işçilerden bahsetmek istiyorum. Dizilerde, sinemada, reklamlarda ve dijitalleşme ile birlikte bir çok sosyal medya platformunda gördüğümüz bu çocuklar bir ücret karşılığında belli bir mesai ile çalışıyor. Resmi makamlardan, aileden alınan izinlerin bu çocukların gelişimsel süreçlerine bir faydası var mı? Setlerde geçirilen zaman eğitim hayatlarını nasıl etkiliyor? Bunların sorgulanması çocukların ticari bir sürecin parçası yapılmaması üzerine gerekli önlemler alınmalıdır.”
“ÇOCUK İŞÇİLİĞİYLE MÜCADELE TEK GERÇEKÇİ YOL”
Çocuk işçiliğiyle mücadele konusunda değerlendirmelerde bulunan Akış, şu ifadeleri kullandı:
“Halk yoksullaştıkça sermaye sınıfının toplumda dinselleşme üzerine girdileri de artıyor. Siyasi İslamcı AKP iktidarı yeni bir nesli dindar ve kindar olarak yetiştirmek isteği doğrultusunda bir çok adımın bir tanesi de ÇEDES. Kız çocuklarının ilk öğretimden sonra okumasını istemeyen bu düzen; çocuk yaşta evliliğin artmasına neden olurken, bu çocukların evlendikten sonra da çalışmasına yol açan bir merkezi program oluşturmak istiyor. Yine resmi kayıtlarda olmayan mülteci çocuklar kentin kenar mahallelerinde organize sanayi bölgelerine yakın yerlerde yaşamlarını sürdürmekte ve üretim sürecinin ucuz gücü olarak yaşıyor. İSİG Meclisi’nin 2013 ile 2026 yılları arasındaki çocuk iş cinayetleri raporunda 98 mülteci çocuk çalışırken yaşamını yitirmiş. Son olarak medya sektöründe sezonluk çalışan setlerdeki çocuk işçilerden bahsetmek istiyorum. Dizilerde, sinemada, reklamlarda ve dijitalleşme ile birlikte bir çok sosyal medya platformunda gördüğümüz bu çocuklar bir ücret karşılığında belli bir mesai ile çalışıyor. Resmi makamlardan, aileden alınan izinlerin bu çocukların gelişimsel süreçlerine bir faydası var mı? Setlerde geçirilen zaman eğitim hayatlarını nasıl etkiliyor? Bunların sorgulanması çocukların ticari bir sürecin parçası yapılmaması üzerine gerekli önlemler alınmalıdır. Çocuk işçiliğiyle mücadele, toplumda tek önceliğin ve ayrıcalıklı bireylerin çocuklar olacağı bir düzenin inşasında tek gerçekçi yoldur.”