ABD Başkanı Donald Trump, Irak’taki Amerikan askerlerinin 30 Eylül 2026’ya kadar tamamen çekileceğini açıkladı. Karar, Irak Başbakanı Ali al-Zaidi’nin Beyaz Saray ziyareti sırasında kamuoyuna duyuruldu.
Trump, Washington’ın Irak’ta askerî varlık bulundurmasına artık ihtiyaç olmadığını söyledi. Irak yönetimi de ülkenin güvenliğini kendi kuvvetleriyle sağlayabilecek kapasiteye ulaştığını savundu.
Aynı dönemde Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan Suriye’deki askerî varlığını sona erdirmesini ve Lübnan’da daha önce kararlaştırılan geri çekilme planını uygulamasını istediği bildirildi.
Irak için 30 Eylül takvimi

Irak Başbakanı Ali al-Zaidi, ülkedeki tüm ABD askerlerinin 30 Eylül’e kadar ayrılacağını açıkladı. Amerikan şirketlerinin ise Irak’taki ticari faaliyetlerini sürdüreceğini belirtti.
Trump, iki ülke arasındaki ilişkinin askerî varlıktan çok ekonomik iş birliği üzerinden ilerleyeceğini söyledi. ABD’li enerji şirketlerinin Irak petrol sektöründeki faaliyetleri, yeni dönemin başlıca ekonomik bağlantılarından biri olacak.
Pentagon, çekilmenin Washington ile Bağdat arasında 2024 yılında varılan anlaşmanın devamı olduğunu bildirdi. Anlaşmanın imzalanmasının ardından birliklerin önemli bir bölümü Irak’tan ayrılmıştı.
23 yıllık dönem kapanıyor

ABD, Saddam Hüseyin yönetimini devirmek amacıyla Mart 2003’te Irak’ı işgal etti. Amerikan askerlerinin ülkedeki sayısı 2007 yılında 170 binin üzerine çıktı.
Muharip birliklerin büyük bölümü 2011’de Irak’tan ayrıldı. Ancak DEAŞ’ın Irak ve Suriye’de geniş bölgeleri kontrol altına alması üzerine ABD askerleri 2014 yılında Bağdat yönetiminin talebiyle ülkeye geri döndü.
Sonraki dönemde Amerikan birliklerinin görevi Irak güçlerini eğitmek, istihbarat sağlamak ve terörle mücadele operasyonlarını desteklemek olarak tanımlandı. 2024 anlaşması öncesinde ülkede yaklaşık 2 bin 500 ABD askeri bulunuyordu.
30 Eylül’de tamamlanması planlanan çekilme, 2003’te başlayan ve farklı dönemlerde kesintiye uğrayan Amerikan askerî misyonunu resmen sona erdirecek.
Netanyahu’ya doğrudan baskı

ABD basınında yer alan ve Amerikalı ile İsrailli yetkililere dayandırılan habere göre Trump, Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde Suriye’den asker çekilmesini istedi.
Trump’ın İsrail ordusunun Suriye topraklarındaki varlığının gerilimi artırabileceğini ve yeni bir askerî tırmanmaya yol açabileceğini söylediği aktarıldı.
ABD Başkanı’nın Netanyahu’ya Lübnan’da daha önce kabul edilen yeniden konuşlanma planını da uygulama çağrısı yaptığı belirtildi. Beyaz Saray görüşmenin ayrıntıları hakkında açıklama yapmadı ancak haberin içeriğini yalanlamadı.
İsrail yönetimi de Trump’ın talebine ilişkin resmî bir yanıt vermedi. Netanyahu’nun nasıl bir tutum alacağı, çekilme takviminin Suriye ve Lübnan bölümleri açısından belirleyici olacak.
Lübnan anlaşması zorlanıyor

İsrail ile Lübnan, 26 Haziran’da ABD arabuluculuğunda bir çerçeve anlaşma imzaladı. Plan, İsrail askerlerinin belirlenen pilot bölgelerden ayrılmasını ve kontrolün Lübnan ordusuna devredilmesini öngörüyor.
Tarafların temsilcileri, uygulama takvimini görüşmek üzere Roma’da yeniden bir araya geldi. Görüşmelerde Hizbullah’ın silahsızlandırılması, Lübnan ordusunun güneye yerleşmesi ve İsrail birliklerinin geri çekilmesi ele alındı.
Netanyahu daha önce Hizbullah silahlı varlığını koruduğu sürece İsrail ordusunun Güney Lübnan’dan ayrılmayacağını söylemişti. Trump’ın çağrısı, Washington ile Tel Aviv arasındaki yaklaşım farkını yeniden görünür hale getirdi.
Suriye başlığındaki baskı ise Trump’ın NATO Zirvesi sırasında Türkiye’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşmesinin ardından geldi. Washington, İsrail’in Suriye’deki askerî varlığının yeni yönetimin ülke üzerindeki kontrolünü zorlaştırabileceğini değerlendiriyor.
Bölgesel risk primi izlenecek

ABD’nin Irak’tan çekilmesi ile İsrail’e yapılan Suriye ve Lübnan çağrısı, Washington’ın Orta Doğu’daki askerî yükü azaltmaya çalıştığını gösteriyor.
Irak’taki karar kesin bir takvime bağlanırken İsrail güçlerinin çekilmesi henüz talep aşamasında bulunuyor. İki sürecin aynı hızla ilerlemesi beklenmiyor.
Askerî gerilimin azalması, enerji taşımacılığı, sigorta maliyetleri ve petrol fiyatlarına eklenen jeopolitik risk primi açısından piyasalar tarafından olumlu karşılanabilir. İsrail’in talebi reddetmesi veya çekilme sürecinin çatışmalarla kesintiye uğraması ise bölgesel riskleri yüksek tutacak.
Türkiye açısından Irak ve Suriye’deki güvenlik dengesi, sınır ticareti, enerji hatları ve göç hareketleri yakından izlenecek. Piyasaların önündeki temel takvim 30 Eylül’deki Irak çekilmesi ile İsrail’in Suriye ve Lübnan çağrısına vereceği resmî yanıt olacak.