Kıbrıs Barış Harekâtı'nın üzerinden 52 yıl geçti. Rum tarafıyla federasyon temelindeki müzakereler ise yarım asrı aşkın süredir sonuç vermedi. Buna rağmen Birleşmiş Milletler, temmuz sonunda Genel Sekreter Antonio Guterres'in Ada ziyareti ve sonrasında yapılması planlanan gayriresmî 5+1 toplantısıyla aynı modeli yeniden gündeme taşımaya hazırlanıyor.
Peki bugün Kıbrıs'ta asıl görev ne?
KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın gezici büyükelçiliğini de yapan Gezici Büyükelçi Hüseyin Macit Yusuf Kıbrıs için izlenmesi gereken yolu anlattı: Federasyon müzakerelerine dönmek yerine KKTC'nin egemenliğini güçlendirecek ve uluslararası alanda tanınmasını sağlayacak stratejik adımlar atılmalı.
MÜZAKERE DEĞİL TANINMA KONUŞULMALI
Gezici Büyükelçi Hüseyin Macit Yusuf bugün Kıbrıs'ta en önemli görevin yeni müzakere süreçleri başlatmak değil, KKTC'nin tanınmasını sağlamak olduğunu söyledi. Yusuf şu mesajı verdi:
“Bugün Kıbrıs’taki en önemli görev, elli iki yıldır sonuç vermeyen müzakere süreçlerini yeniden tartışmak değil, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınmasını sağlamaktır.
“20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’nın hemen ardından başlayan görüşmelerden bugüne kadar sayısız müzakere yapıldı. Doruk Anlaşmaları imzalandı, toplumlar arası görüşmeler yürütüldü, Annan Planı referandumu yapıldı, Crans-Montana başta olmak üzere birçok uluslararası konferans gerçekleştirildi. Ancak bunların hiçbirinden sonuç alınamadı. Çünkü Rum tarafı hiçbir zaman Kıbrıs Türk halkını eşit bir ortak olarak görmedi; nihai hedefi olan Enosis anlayışından da vazgeçmedi.
“Bugün artık KKTC’nin ilanının üzerinden de 42 yıl geçmiştir. Kıbrıs’ta bugün fiilen iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi ve iki ayrı devlet vardır. Buna rağmen uluslararası çevreler hala iflas etmiş federasyon modelini yeniden gündeme taşımaya çalışıyor. Ay sonunda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in adaya yapacağı ziyaret de bu çabanın bir parçası olarak görülmektedir. Yarım asırdan fazla sonuç vermemiş bir modeli yeniden Kıbrıs Türk halkının önüne koymanın kimseye faydası olmayacaktır.
“Bugün yapılması gereken bellidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve KKTC’nin ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu kararlılıkla sürdürülmeli, KKTC’nin uluslararası alanda tanınması için çok daha aktif ve sonuç odaklı bir diplomasi yürütülmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve Milli Güvenlik Kurulu’nun Kıbrıs’ta iki ayrı egemen devlet bulunduğu yönündeki devlet politikası daha güçlü şekilde hayata geçirilmelidir. Çünkü Kıbrıs Türk halkının iradesi de bu yöndedir.
“Bugün Kıbrıs Türk halkı üzerinde yeni siyasi oyunlar kurulmakta, ekonomik ve diplomatik baskılar artırılmakta, federasyon adı altında KKTC’nin tasfiye edilmesine yönelik yeni senaryolar hazırlanmaktadır. Kıbrıs Türk halkı bu tuzakları da geçmişte olduğu gibi bozacak iradeye sahiptir. Hiç kimse, 20 Temmuz’la kazanılan özgürlüğü masa başında geri aldıramayacaktır.
“Aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyor; Anavatan Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki kader birliğinin sonsuza kadar yaşayacağına yürekten inanıyorum.”