Ana içeriğe geç

Özel haber: AB Komisyonu genişleme süreci için reforma hazırlanıyor

AB yetkililerinin Euronews'e verdiği bilgilere göre, AB Komisyonu, üye ülkelerin giderek daha fazla yön verdiği bu tartışmada rolünü yeniden güçlendirmek için AB genişleme sürecini reforme etmeye yönelik teklifler hazırlıyor. #EuropeNews

Özel haber: AB Komisyonu genişleme süreci için reforma hazırlanıyor
Euronews Türkçe
16

AB Komisyonu, birliğin genişleme sürecini reforme etmeye yönelik öneriler hazırlıyor. Üç AB yetkilisinin Euronews'e verdiği bilgiye göre, Komisyon, giderek üye devletler tarafından şekillendirilen tartışmada rolünü yeniden güçlendirmek istiyor.

Karadağ'ın AB'ye katılma sürecinde son düzlüğe girmesi ile birliğin genişlemesi konusu gündemin en üst sıralarına tırmandı. Son haftalarda üye ülkeler, katılım sürecinin nasıl reforme edileceğine dair çeşitli fikirler içeren bir dizi pozisyon belgesi ortaya koydu.

Altı AB kurucu üyesinden beşi, eski Macaristan Başbakanı Viktor Orban yönetiminden çıkarılan derslere dayanarak, demokratik gerilemenin ve hukukun üstünlüğü ihlallerinin önüne geçmek için mevcut güvencelerin güçlendirilmesini önerdi.

Almanya ve Fransa, aday ülkelerin tam üyeliğe ulaşmadan önce AB katılımının faydalarını daha erken hissedebilmelerini sağlayacak kademeli entegrasyon için çeşitli fikirler ortaya attı.

Daha önce Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Ukrayna'ya güvenlik garantileri genişletmek için bir “ortak üyelik” statüsü oluşturulmasını önermişti.

AB Konseyi Başkanı Antanio Costa'nın 27 başkente yaptığı turunun ardından AB ülkeleri ekim ayında yapılacak bir sonraki AB liderler zirvesinde katılım sürecinin reformu üzerine stratejik bir tartışmaya hazırlık yapıyor.

Zirve öncesinde Komisyon, inisiyatifi yeniden ele almasına ya da en azından tartışmanın kontrolünü bütünüyle yitirmemesine yardımcı olacak öneriler üzerinde çalışıyor.

Komisyon sözcüsü Euronews'e, “Konuyla ilgili olarak çeşitli üye devletlerden katkılar gördük. Komisyon da bu alanda çalışıyor. Bu yıl ekim ayında yapılacak Avrupa Konseyi (EUCO) toplantısında genişleme ve reformlar üzerine yapılacak stratejik tartışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz,” dedi.

Daha kapsamlı reform planları

Önerilerin kapsamı, AB yürütme organının en üst siyasi düzeyinde halen tartışılıyor.

Komisyonun, geçen yılın başından bu yana, 30 veya daha fazla üyeli bir birliğin bütçe, karar alma ve iç işleyiş açısından nasıl çalışacağını ortaya koyan genişleme öncesi politika değerlendirmelerini açıklaması bekleniyordu.

Ancak Ukrayna'nın üyelik başvurusunun tabloyu önemli ölçüde karmaşıklaştırmasının ardından bu değerlendirmeler sessizce rafa kaldırıldı. Süreç, AB içindeki güç ve kaynak dağılımını doğrudan etkilediği için Avrupa başkentlerinde özellikle hassas bir konu olmaya devam ediyor.

Komisyon temsilcisi, “Genişleme öncesi politika değerlendirmeleri konusunda, iletişimi mümkün olan en kısa sürede tamamlamak için titizlikle çalıştığımızı ve nihai hedefimizin bunun en yüksek kaliteye ulaşmasını sağlamak olduğunu ekleyebiliriz,” dedi.

AB genişleme sürecinin reformuna ilişkin tartışma hız kazanırken, antlaşmalarda değişiklik yapılmasını kaçınılmaz kılacak böylesine geniş kapsamlı bir tartışma için ne kadar istekli olunduğu hâlâ belirsiz.

Zamanlama, gelecek yıl yapılacak ve aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi'nin (RN) adayının diğer adaylarla başa baş bir yarışa girmesinin beklendiği kritik Fransız cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde özellikle hassas.

Ulusal Birlik'in lideri Jordan Bardella, son dönemde katıldığı çok sayıda televizyon programında Ukrayna'nın AB'ye katılımına kesin bir dille karşı çıktığını söyledi ve gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması muhtemel isimlerin başında geliyor.

Öte yandan, katılım sürecinin, özellikle Ukrayna gibi ülkelerin iç reformlarını sürdürürken AB üyeliğinin bazı erken faydalarını görebilmelerini sağlamak için daha derinlemesine yeniden düzenlenmesi er ya da geç gündeme gelebilir. Ancak yeni üyeler için daha güçlü güvenceler oluşturulmasına ilişkin tartışma şimdiden başlamış durumda.

Güvencelerin güçlendirilmesi

Komisyonun hazırladığı öneriler, en azından, katılım süreci tamamlandıktan sonra yeni üye devletlerde demokratik gerilemeyi önlemeye yönelik güvence mekanizmalarına ilişkin tartışmayı ilerletecek gibi görünüyor.

Komisyon sözcüsü, “Gelecekteki katılım antlaşmalarına hangi güvencelerin nasıl yerleştirilebileceği üzerine düşünüyoruz. Amaç basit: özellikle ‘temel konular’la bağlantılı olarak müzakereler sırasında verilen taahhütlerin, katılımdan sonra da korunmasını sağlamak” diye ekledi.

Amaç, tartışmanın yükünün, AB'nin 28. üyesi olmaya en yakın ülke olan Karadağ'ın üzerine binmesini önlemek. Karadağ'ın katılım antlaşmasının hazırlanmasına birkaç hafta önce başlanması, ülkenin gelecekteki üyelikler için bir test alanına dönüşme riskini de beraberinde getiriyor.

Konuyla doğrudan ilgili bir AB yetkilisi Euronews'e, “Bunu yalnızca Karadağ için yaparsanız, iyi performans gösterdikleri hâlde cezalandırılıyorlarmış gibi görünebilir. Yükün tamamı Karadağ'ın üzerine bindirilemez, sürecin adil olması gerekiyor,” dedi.

Diğer üye devletlerin Komisyon'un hamlesini nasıl karşılayacağı ise şimdilik belirsiz. Bazı başkentler Komisyonun inisiyatif almasını memnuniyetle karşılayabilirken, bazıları bunu tartışmanın kontrolünü yeniden ele geçirmek için bir güç gösterisi olarak görebilir.

Görüşmelere doğrudan hâkim ikinci bir AB yetkilisi, “Ortada dolaşan pek çok fikir var ama şimdilik bunlar sadece fikir. Bazıları oldukça muğlak. Ortak bir uzlaşı yok,” diye konuştu.

Tecrübelerden yola çıkmak

Güvenceler, AB genişleme süreci için yeni bir unsur değil. Orban'ın nisan ayında iktidardan uzaklaştırılmasının ardından reform için siyasi rüzgarlar güçlenmiş olsa da Komisyon, daha önce de daha sıkı koruma mekanizmaları getirme niyetini ortaya koymuştu.

Komisyon, genişleme sürecine ilişkin 2025 yıllık değerlendirme raporunda, “Gelecekteki katılım antlaşmalarının, katılım müzakerelerinde üstlenilen taahhütlerde gerilemenin önlenmesi için daha güçlü güvenceler içermesi, ayrıca yeni üye devletlerin hukukun üstünlüğü alanındaki sicillerini korumaya ve bunu geri döndürülemez hâle getirmeye devam etmeleri gerekiyor” diye yazdı.

Brüksel, daha güçlü güvenceler tasarlarken, doğal olarak önce geçmiş deneyimlere bakacak. Bunun başlangıç noktası da Birliğin en yeni üyesi olan ve 2013'te katılan Hırvatistan'ın katılım antlaşması olacak.

Zagreb'in AB'ye katılması ile birlikte devreye giren yeni bir izleme mekanizması, Komisyonun, “Hırvatistan'ın katılım müzakerelerinde üstlendiği ve katılımdan önce ya da katılım tarihi itibarıyla yerine getirilmesi gereken tüm taahhütleri yakından izlemesini” şart koşuyordu.

Bu mekanizma, adalet ve temel haklara odaklanıyordu; özellikle yargının bağımsızlığı ve etkinliği, savaş suçu davalarının ele alınma biçimi, azınlıkların korunması ve mültecilere ilişkin meseleler mercek altına alınıyordu.

Önceki katılım antlaşmaları ise, katılımdan sonraki üç yıl boyunca geçerli olmak üzere, ciddi ekonomik sorunları, iç pazarın işleyişine yönelik ihlalleri ve adalet ile içişleri müktesebatının uygulanmasındaki eksiklikleri kapsayan güvence hükümleri içeriyordu.

Yeni fikirler

Beş kurucu üye, çok daha ileri gidilmesini talep ederek, olası hukuki ihlaller için AB fonlarının ve hatta kurumsal karar alma süreçlerindeki oy haklarının askıya alınması gibi hızlı yaptırımlar öneriyor.

Bu tür öneriler ciddi dirençle karşılaşıyor zira bazı başkentler bunun, üye devletler arasında eşitlik ilkesini zedeleme riski taşıdığını ve bu tür bir koşulluluğun katılım antlaşmasını fiilen yeniden açmak anlamına gelebileceğini savunuyor.

Buna karşılık, güvence mekanizmalarıyla yakından bağlantılı olmakla birlikte Avrupa hükümetleri arasında daha az tartışma yaratan diğer önlemler arasında, AB hukukunun tam uygulanmasından sınırlı sapmalar içeren geçiş dönemlerinin uzatılması ihtimali yer alıyor.

Uzatılması muhtemel en önemli geçiş düzenlemelerinden biri, örneğin diğer AB ülkelerinin yeni üye devletlerden gelen işçilerin işgücü piyasalarına erişimini geçici olarak kısıtlama imkânıyla ilgili.

Öte yandan, katılım antlaşmasına eklenecek her türlü geçici çekince, kaçınılmaz olarak liyakate dayalı olmayacak. Sürecin siyasileşmesini önlemek için, demokratik gerilemenin ne anlama geldiğine dair açık ölçütler ile bunu nesnel biçimde değerlendirecek bir mekanizmanın da tanımlanması gerekecek.

Masadaki bir diğer fikir, yeni üye devletler için Avrupa Kamu Savcılığı Ofisi'ne (EPPO) katılımı zorunlu hâle getirmek. Şu anda 27 üye devletten 24'ü EPPO'nun parçası ancak İrlanda ve Macaristan da kuruma katılma isteğini şimdiden dile getirdi.

Avrupa'da Balkanlar Politika Danışma Grubu koordinatörü Florian Bieber, Euronews'e yaptığı açıklamada, “Güvencelerin güçlendirilmesi, geleneksel olarak genişlemeye kuşkuyla yaklaşan ülkelerin endişelerini hafifletebilir” dedi.

“Sonuç, katılım antlaşmalarının onaylanma olasılığının artması olabilir” diye ekledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler