Toyota'nın mart ayında düzenlediği yıllık tedarikçi toplantısında konuşan Sato, "Bir şeyler değişmezse hayatta kalamayacağız" ifadelerini kullandı. Çinli üreticilerin adını doğrudan vermese de, hedefin Japon otomotiv sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırmak olduğunu vurguladı.
Çinli markalar Avrupa'da Japonları geçti
Sato'nun açıklamaları, Çinli otomobil üreticilerinin küresel pazardaki yükselişinin hız kazandığı bir dönemde geldi. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verilerine göre, Geely Group, SAIC Motor, BYD, Chery Automobile ve Leapmotor mayıs ayında Avrupa'da toplam 138.140 araç satışı gerçekleştirdi. Aynı dönemde Toyota, Suzuki, Honda, Nissan, Mazda ve Mitsubishi'nin toplam satışları ise 130.424 adette kaldı. Böylece Çinli üreticiler, Avrupa'da ilk kez Japon markalarını geride bırakmış oldu.
Çin pazarında da kan kaybediyorlar
Japon üreticiler, özellikle elektrikli araç dönüşümüne geç adapte olmalarının etkisini Çin'de de hissediyor. Yazılım odaklı araçlar, ultra hızlı şarj teknolojileri ve gelişmiş bataryalarla öne çıkan Çinli markalar pazar paylarını hızla artırırken, Toyota'nın Çin satışları yılın ilk yarısında yüzde 17, Honda'nın satışları ise yüzde 35 geriledi. Benzer eğilim, uygun fiyatlı Çinli elektrikli araçların hızla yayıldığı Güneydoğu Asya ve Avustralya'da da görülüyor.
"Japon standardı" oluşturulabilir
Koji Sato'nun, başkanlığını yürüttüğü Japon Otomobil Üreticileri Birliği kapsamında sunduğu öneri; çelik, kablo tesisatı ve plastik gibi müşterilerin doğrudan fark etmediği parçaların tüm Japon markalarında ortak standartlara kavuşturulmasını içeriyor.
Bu sayede üretim maliyetlerinin azaltılması ve elde edilen kaynakların yazılım, sürüş destek sistemleri, daha hızlı şarj teknolojileri ve yeni nesil güç aktarma sistemleri gibi tüketicilerin daha fazla önem verdiği alanlara aktarılması hedefleniyor. Sato, yalnızca kablo tesisatında bugün yaklaşık 70 bin farklı varyasyon bulunduğunu belirterek, bu çeşitliliğin azaltılmasının üretim maliyetlerinde önemli tasarruf sağlayabileceğini ifade etti.
Ancak sektör genelinde ortak parça kullanımına geçişin önemli zorluklar barındırdığı da belirtiliyor. Farklı üreticilerin, modellerin ve üretim altyapılarının ortak parça standartlarında buluşturulması hem teknik hem de operasyonel açıdan büyük bir koordinasyon gerektiriyor. Bu nedenle sektör genelinde böyle bir sistemin uygulanabilir olup olmadığı şimdilik belirsizliğini koruyor.