Ana içeriğe geç

Hakan Aysev’den 7’nci Evlilik Açıklaması: “Bu Sefer Çok Uzun Soluklu Olacak”

Hakan Aysev, 7’nci evliliğiyle ilgili gelen eleştirilere samimi sözlerle yanıt verdi. Ünlü tenor, evlilik kurumuna inandığını belirterek “Boşanmak başarısızlık değil” dedi. Aysev, Pavarotti’den öğrendiklerini, yeni projelerini ve Çağrı Özsaatçılar’la ilişkisini içtenlikle anlattı. Hürriyet'ten Cansu Topçu'nun röportajı...

Hakan Aysev’den 7’nci Evlilik Açıklaması: “Bu Sefer Çok Uzun Soluklu Olacak”
Cnn Türk
16

Türkiye’de opera denince akla gelen ilk isimlerden biri. Dünyaca ünlü tenor Luciano Pavarotti’nin öğrencisi. Avrupa’nın en prestijli sahnelerinde ayakta alkışlanmış, bu toprakların müziğinden de kopmamış bir tenor. Son günlerde 7’nci evliliğiyle gündemde...

◊ “Hakan Aysev ile Baba Şarkılar” konserleriniz devam ediyor. Müslüm Gürses, Selami Şahin, Neşet Ertaş gibi birçok ustanın şarkılarını söylüyorsunuz. Nasıl çıktı bu fikir?

- Konsept, Çağrı’yla konuşurken çıktı. Fikir ondan geldi. O isimlerin şarkılarını konserlerde söylüyordum ama hiçbiri aynı projede buluşmamıştı. Bunlar gerçekten “baba” gibi şarkılar.

◊ Bu proje albüm olur mu?

- Projelerimizin arasında o da var. Aslında Luciano Pavarotti ve Placido Domingo bunun örneğini yaptı. Pavarotti yıllarca Napoliten şarkıları bütün dünyaya sevdirdi, ki Napoliten şarkılar İtalyanların türküsüdür. Bunu Türkiye’de ilk başlatan benim. Çok eleştiri almama rağmen yaptım.

◊ Ne gibi eleştiriler aldınız?

- “Opera sanatçısı türkü söyler mi?”, “Opera sanatçısı Türk sanat müziği söyler mi?”, “Popüler iş yapar mı?” gibi eleştiriler geldi. Ama şu an artık devlet operasının repertuvarlarında Neşet Ertaş türküleri yer alıyor. Bu aslında çok denenmiş, başarıya ulaşmış bir proje. Yani Türk halk müziğini, türküyü, halk müziği sanatçısı gibi söylemek değil bu. Onu operayla sentezlemek... 38 yıldır opera söylüyorum ben. Bu projede yer alan şarkılar o kadar içimde ukde kalmıştı ki... Dünya kariyeri yaparken Avrupa’da bu şarkılar hep yüreğimde vardı.

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

◊ Sonuçta sadece klasik müzik dinlemiyorsunuz...

- Ben Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Münir Nurettin Selçuk, Neşet Ertaş gibi usta isimleri dinleyerek büyüdüm. Luciano Pavarotti de bir fırıncının oğlu olarak büyüdü. Ben onunla 3 sene çalıştım, öğrencisi oldum. O da çocukluğunda ne hissediyorsa öyle söyledi. Çok da çocuksu bir adamdı zaten. O konuda çok benzeşiriz rahmetliyle.

◊ Size verdiği en büyük hayat dersi neydi?

- Karşılaştığımızda 20 yaşındaydım. Bana öğrettiği en önemli şey, ilk önce insan olmaktı. “Hakan iyi bir sanatçı olmak istiyorsan, ilk önce insan ol. Mütevazı ol. Ve her zaman öğreneceğin bir şey olduğunu unutma” dedim kendime her zaman.

◊ Zamanında çok eleştiri aldığınızı söylediniz. Sizin için “Konserine önyargılı gittiğim, önyargılarımı kıran adam” diye yorum yapanlar da var. O önyargı operadan dolayı oluyor değil mi?

- Tabii ki. “Ya şimdi opera mı seyredeceğiz, sıkılacağız” diyenler oluyor. Ben Napoliten şarkılar, aryalar söylüyorum ama onları bir arabesk şarkısına ya da bir türküye bağlıyorum, insanlar keyif alıyor.

◊ Operaya karşı neden bir önyargı var sizce?

- Artık öyle değil. Opera çok ütopik bir kavram olarak algılanıyordu. Hep başkalarının sanatı olarak düşünülüyordu. Senfonik müzik, opera, gözünüzü kapattığınızdaki üç dakikada hissettiğiniz şeydir. Orada hissettiğiniz, sizin ne anladığınızdır aslında müzikten. Bunu da insanlar artık algıladı ve opera seyircisi de çok farklılaştı. Ben çok umutluyum, çok daha iyi yerlere gidecek. Ben yurtdışında da bizi temsil eden ilklerdendim.

◊ Siz Türkiye’de bu işin öncüsüsünüz...

- O kapıyı ben araladım. Ama yurtdışında da Leyla Gencer çok büyük bir divaydı. Suna Korad, Ayhan Baran, Pekin Kırgız keza öyle. Ardından ben geldim, rahmetli Sedat Öztoprak geldi. Şimdi Murat Karahan, Efe Kışlalı, Bülent Bezdüz var. Hâlâ güzel bir jenerasyon çıkıyor ve dünyada da iş yapan bir Türk ekolü oluşturduk. Bu da gurur verici.

◊ Başka hangi projeleriniz var?

- “Gurme Şarkılar” projemiz geliyor. Beni tanıyanlar bilir, yeme içmeye merakım vardır. Yemekle bağdaştırabileceğimiz eserlerden oluşan bir konsept yaratacağız. Ağustosta sahnede olacağız. Mesela sahnede spagetti yaparken şarkı söyleyeceğiz. Bir projem de Anjelika Akbar ile... Onunla “Mutlu Aşk Şarkıları” adlı bir albüm yaptık. 14 Ağustos’ta Seferihisar Açık Hava’da konser vereceğiz. Bir projemiz daha geliyor; “Name-i Opera”. “Baba Şarkılar”ın benzeri bir proje ama burada senfoni orkestrası olacak.

◊ Anjelika Akbar’la “Üsküdar’a Giderken” şarkısını yayınladınız. Akbar o şarkı için “Muzır ve neşeli versiyon” demiş. Sizi mi tanımlıyor?

- Evet. Ben muzır halimden hiç vazgeçemedim. 58 yaşındayım ve o çocuk muzırlığını çok seviyorum. Benim kalp damarlarımda iki tane büyük atar damar var ve o iki damarı iki çocuk eli tutuyor. Ben ondan besleniyorum. O çocuk ellerinin bana verdiği enerji olmasa, emin olun şarkı söyleyemezdim.

◊ Son dönemde rap müzik çok ilgi görüyor. Rap’çileri takip ediyor musunuz?

- Arada kulağıma gerçekten enteresan gelen rap şarkılar oluyor. Hatta sürpriz bir isimle bir rap-opera projesi de yapacağız. Geldiğimden beri yaptığım her şey Türkiye’de ilk defa yapıldı. 2000 yılında Bulutsuzluk Özlemi’yle rock-opera konseri yapmıştım. Çok büyük bir tabuydu. Opera sanatçısının, klasik müzik sanatçısının rock grubuyla bir şey yapması...

◊ Tabuları yıkıyorsunuz...

- Tabii. Çatır çutur yıktım! Çok şükür bunları yapabildim.

◊ Gelelim formunuza... Mide ameliyatının ardından kaç kilo verdiniz?

- Ameliyatın üzerinden 11 sene geçti. Ben ilk önce 60 kilo verdim. Ondan sonra hayat zorlukları, stresler derken birazcık kilo aldım ama son zamanlarda yine dikkat ediyorum. Padel oynamaya başlayacağım.

◊ Evlilik kararınızla sosyal medyada eleştirilerin de hedefi oldunuz. Bu durum sizi demoralize etti mi?

- Hayır. İnandığım bir şey olduğunda kimseyi dinlemem. Ne evliliğinde, ne iş hayatında bir şey yapabilmiş insanların klavye başında bana bir şey söylemeye hakları yok. Kendilerinde öyle bir hak buluyorlarsa da devam etsinler, ben okumuyorum.

◊ Altı evliliğin ardından yeniden nikâh masasına oturma kararı almak zordur. Sizin için zor olmadı mı?

- Hayır, kuruma inanmak önemli. Meslekte bir şey yolunda gitmezse bırakıyor muyuz? Hayır. İnandığımız şeyin peşinden gidiyoruz. Ben gençken Avrupa’da büyük operalara onlarca audition yaptım, hepsinde kazanmadım. Daha çok çalıştım, tekrar denedim. İnanmanız gerekiyor. Dediğim gibi ben kuruma inanıyorum. Yaşaması gereken bir kurum. Nasıl çocuk sahibi olmak insana birçok şey öğretiyor, evlilik de öyle. Fedakârlık, anlayış isteyen, insanı insan gibi hissettiren bir kurum.

BOŞANMAK BAŞARISIZLIK DEĞİL

Önceki evliliklerinizde yaşadığınız kötü tecrübeler, sizde bir korku yaratmadı mı?

- Asla. Çünkü ben ayrılmayı ya da boşanmayı bir başarısızlık olarak görmüyorum. İki insanın doğru eşleşmemesi olarak görüyorum. Her insan farklıdır.

◊ Altı evlilik size yeni ilişkiniz adına ne öğretti?

- Ne kadar dürüst başlarsa o kadar dürüst gidiyor ilişkiler. Dürüstlük ve sadelik bu konudaki en önemli şey. Sonra sevgi, sonra saygı geliyor.

◊ İkinizin de çocuğu var. Onlar evliliğinizi nasıl karşıladı?

- Gayet iyi. Kızım mutluluklar diledi. Çağrı’nın kızı Eda da bana “Mobidik” diyor, beyaz balina. İyi anlaşıyoruz.

İLİŞKİLERİMİ NAMUSUMLA YAŞIYORUM

◊ Çağrı Özsaatçılar ile kısa süre önce evlendiniz, mutluluklar dilerim. Nasıl tanıştınız?

- Öyle çok romantik bir tanışma hikâyemiz yok. Ortak arkadaşlarımız vesilesiyle tanıştık. Çağrı’nın ilk önce beynini ve dürüstlüğünü çok sevdim. Tanıştığımızda çok farklı bir insan olduğunu anladım. Onun yanında çok rahat hissediyorum kendimi.

◊ Ne kadar süredir birliktesiniz?

- 1 sene oldu.

◊ 7’nci evlilik kararını size aldıran ne oldu?

- Size bir şey diyeyim mi? Ben namuslu bir adamım. Mesleğimde de, ilişkilerimde de namusumla yaşıyorum. İnsanları oyalayan ya da değer vermeyen biri değilim. Tamamıyla konu bu. Ben bir ilişkiyi yaşıyorsam en ciddi haliyle yaşıyorum. Ve o insana en büyük değeri vererek yaşıyorum.

BU SEFER ÇOK UZUN SOLUKLU BİR EVLİLİĞİM OLACAĞINA İNANIYORUM

◊ Seda Sayan’ın “Ben evlendikten sonra flört ediyorum” lafı sizin evliliğinizle yeniden gündeme geldi. Siz de bu şekilde mi düşünüyorsunuz?

- Seda Hanım’a saygı duyuyorum, kendisini çok da severim. Evlenmeden ilişki yaşayanlar namussuz mu?

Değil, asla bunun yanlış anlaşılmasını istemem. Ama ben böyle doğru olacağını düşünüyorum. Bir ilişki hakkında ümitlerim, heyecanlarım ve sevgim varsa en ucu olmalı diye düşünüyorum. Ve bu evlilik ise evlilik... Şu dönemde artık ilişki diye bir şey kalmadı. O kadar çabuk tüketiliyor ki her şey... Mesela çiftler arasında en çok sorulan soru şu; “Biz şimdi neyiz?” Öyle çiftler görüyorum ki, arkadaş desen değil, sevgili desen değil. Adını koyamadıkları bir durumun içindeler. Ben böyle biri değilim. Hiç de olmadım. Çok uzun soluklu ve güzel bir evliliğim olacağına inanıyorum bu sefer.

◊ Siz biraz geleneksel bakıyorsunuz değil mi?

- Öyle bakmaya çalışıyorum. İçimdeki o Avrupa’da yetişmiş ya da muzır çocuğun yanında tabii ki geleneksel bir yapı var. Öyle öğrendim, öyle de devam etmeye çalışıyorum. Değer yargılarına sahip biriyim.

Kaynağa Git

İlgili Haberler