Avrupa'nın, askeri ve ekonomik açıdan en güçlü beş ülkesi olan Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya ve Polonya liderleri, Temmuz ayında Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesi Avrupa'nın yeni güvenlik stratejisini şekillendirecek kapsamlı bir deklarasyon yayımladı.
Bildiride, Avrupa'nın NATO içinde daha fazla sorumluluk üstlenmesi, ortak savunma sanayi projelerinin hızlandırılması, Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesi ve Hürmüz Boğazı'na çok uluslu askeri misyon gönderilmesi kararlaştırıldı.
NATO Genel Sekreteri'nin Washington'da katıldığı toplantı sonrasında açıklanan metin, yalnızca yaklaşan NATO Zirvesi'ne ilişkin diplomatik bir hazırlık değil, aynı zamanda Avrupa'nın güvenlik ve savunma mimarisini yeniden şekillendirmeye yönelik stratejik bir yol haritası olarak değerlendiriliyor.
Ortak bildirinin en dikkat çekici bölümlerinden biri, liderlerin Ankara'daki NATO Zirvesi'ni yeni dönemin kritik dönüm noktalarından biri olarak tanımlaması oldu.
Açıklamada, Avrupa'nın NATO içinde daha güçlü bir rol üstlenmesi gerektiği vurgulanırken, ABD'nin ittifak içindeki merkezi konumunun sürdüğü de özellikle belirtildi.
Liderler, Avrupa'nın ortak güvenliğinde daha fazla sorumluluk üstlenmesi konusunda uzlaşırken, savunma harcamalarının artırılması ve Avrupa ülkelerinin NATO'nun askeri kapasitesine katkılarının güçlendirilmesi kararı aldı.
ANA TEHDİT RUSYA
Bildiride Rusya, Avrupa-Atlantik güvenliği açısından 'en önemli ve en doğrudan tehdit' olarak tanımlandı.
Liderler, NATO'nun caydırıcılık ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesi konusunda mutabakata varırken, ittifakın doğu kanadındaki askeri hazırlıkların ve savunma faaliyetlerinin artırılacağını duyurdu.
Öte yandan, terörizm de Avrupa-Atlantik bölgesine yönelik en önemli asimetrik tehditlerden biri olarak tanımlandı.
Açıklamada, herhangi bir güvenlik tehdidi karşısında ortak hareket etme iradesi yeniden teyit edildi.
ORTAK FÜZE, İHA, YAPAY ZEKA PROJELERİ
Savunma sanayi alanındaki kararlar, bildirinin en kapsamlı bölümlerinden birini oluşturdu.
E5 liderleri, hava savunma sistemleri, insansız platformlar, yapay zeka teknolojileri ve uzun menzilli hassas vuruş kabiliyetleri geliştirilmesi amacıyla savunma sanayi iş birliğinin artırılacağını açıkladı.
Özellikle, derin hedeflere yönelik hassas vuruş kapasitesinin ortak geliştirilmesi ve tedarik edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı.
Bu kapsamda, Avrupa ülkeleri arasında ortak üretim, ortak satın alma ve teknoloji paylaşımının hızlandırılması hedefleniyor.
Liderler ayrıca savunma teknolojilerine yönelik özel sektör yatırımlarını artıracak yeni finansman mekanizmalarının oluşturulacağını da duyurdu.
İRAN VE HÜRMÜZ BOĞAZI
E5 ülkeleri, bildirinin Ortadoğu'ya ilişkin bölümünde İngiltere ve Fransa öncülüğünde oluşturulması planlanan 'Çok Uluslu Askeri Misyon'a katılma taahhüdünde bulundu.
Bildiriye göre söz konusu görev gücü, Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli şekilde ulaşıma açılması, deniz taşımacılığı sektörüne güven verilmesi ve mayın temizleme faaliyetlerinin doğrulanması amacıyla faaliyet gösterecek.
Liderler, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı ve bunun, bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesi açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu savundu.
Bununla birlikte, İran'ın hiçbir koşulda nükleer silah sahibi olmaması gerektiği yönündeki ortak pozisyon tekrarlandı.
Açıklamada ayrıca Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün koşulsuz biçimde korunmasının önemine vurgu yapıldı.
AVRUPA'NIN YENİ GÜVENLİK MİSYONU
Uzmanlara göre, Berlin'de yayımlanan E5 bildirisinin en önemli özelliği, Avrupa'nın son yıllarda tartıştığı 'stratejik özerklik' fikrinin yeni bir biçime evrilmiş olduğunu göstermesi.
Avrupa, bir taraftan ABD'nin güvenlik şemsiyesi altında kalmaya devam ederken diğer taraftan kendi askeri kapasitesini geliştirmek için de yoğun bir çaba harcıyor. Metin boyunca, 'Washington ile koordinasyon' vurgusunun korunması da buna işaret ediyor. Avrupa henüz, ABD ile kopuş rotasında değil.
Öte yandan, Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa'nın savunma açıklarını daha da görünür hale getirdi. Özellikle mühimmat üretimi, hava savunması, uzun menzilli füze sistemleri ve insansız platformlar alanında yaşanan eksiklikler, Avrupa başkentlerinde ciddi endişe yarattı. Berlin bildirisi, bu eksikliklerin giderilmesi için ortak sanayi ve ortak savunma yaklaşımının benimsendiğini gösteriyor.
TÜRKİYE İÇİN NE İFADE EDİYOR?
Türkiye açısından bakıldığında, şu iki unsur öne çıkıyor:
Birincisi, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin, beklenenden çok daha stratejik bir önem taşıdığı görülüyor. E5 liderleri zirveyi yalnızca rutin bir NATO toplantısı olarak değil, Avrupa'nın yeni savunma vizyonunun şekilleneceği platformlardan biri olarak değerlendiriyor.
İkincisi, Avrupa'nın savunma sanayi entegrasyonunu derinleştirme girişimi, Türkiye'nin NATO içindeki konumu açısından yeni fırsatlar ve yeni rekabet alanları yaratabilir.
İHA teknolojileri, yapay zeka destekli savunma sistemleri ve uzun menzilli hassas vuruş kabiliyetleri gibi alanlarda Ankara'nın son yıllarda geliştirdiği kapasite, Avrupa'nın artan savunma ihtiyaçlarıyla kesişebilir.
ORTADOĞU'DA DAHA AKTİF ROL
Öte yandan Hürmüz Boğazı'na yönelik çok uluslu askeri misyon planı, Avrupa'nın Ortadoğu güvenliğinde daha aktif rol alma isteğinin de açık işareti niteliğinde.
Bu durum; enerji güvenliği, deniz ticareti ve bölgesel krizler bakımından Türkiye'nin jeopolitik önemini daha da artırabilecek gelişmeler arasında görülüyor.
Özetle; Berlin'den çıkan ortak mesaj, Avrupa'nın yeni bir savunma konseptine geçmeye hazırlandığı yönünde. Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi ise bu dönüşümün siyasi ve askeri çerçevesinin netleşeceği en önemli toplantılardan biri olmaya aday görünüyor.