Fonda dalga sesleri, masada paylaşılmış birkaç meze, telefonlardan biri elden ele dolaşıyor. Bir yandan İbrahim Selim'in Foto'n Gitti programından kısa videolar açılıyor, bir yandan herkes kendi hayatından bir örnek anlatıyor.
Sonra arkadaşımız Pınar telefonunu masaya bırakıyor. “Size bir şey soracağım.” Hepimiz dönüyoruz. “Biriyle görüşmeye başladım.” “Ee, güzel.” “Yok... öyle değil.” Bir an duruyor. “Bazen üç saat telefonda konuşuyoruz. Gün içinde 50 mesaj geliyor. Sonra iki gün hiç yazmıyor. Ardından hiçbir şey olmamış gibi geri dönüyor.”
Masanın diğer ucundan o klasik soru geliyor. “Peki, sevgili misiniz?” Pınar gülüyor.
“İşte onu bilmiyoruz.”
Masada kahkahalar yükseliyor. Ardından herkes aynı anda konuşmaya başlıyor. “Yazıyorsa seviyordur.”, “Yok canım, kesin başka biri vardır.” “Bence biraz bekle.”, “Yüz yüze konuştunuz mu?”
Pınar çok detaya girmeden anlatıyor. Bir arkadaş buluşmasında tanışmışlar. Ortak yanları o kadar fazlaymış ki sohbet geceyi bulmuş, sabah birlikte kahvaltı etmişler. Sonra uzun telefon konuşmaları, üç gün sonra gelen mesajlar, ertelenen buluşmalar... El ele tutuşuyorlar, sevgili gibiler. Ama her yakınlaşmanın ardından yine sessizlik geliyor. Böyle böyle üç ay geçmiş. Yaşça daha genç bir arkadaş atılıyor hemen: “E bu situationship!”
Garip olan şu ki 40’lı ve 50’li yaşlardan oluşan sekiz arkadaşımla ortuğum masada hemen herkes “situationship” kelimesini biliyor. Ama hiçbiri bunun tam olarak neyi tarif ettiğinden emin değil.
Bu yaz galiba en sık duyduğumuz soru şu: “Biz neyiz?”
Eskiden bu sorunun cevabı daha kolaydı. Flört ediyordunuz. Sevgiliydiniz. Evliydiniz. Ayrılmıştınız. Şimdi ise araya kocaman gri alanlar girdi. Son yılların en çok konuşulan kelimelerinden biri de bu gri alanlardan doğdu: Situationship.
Peki nedir situationship?
Klinik psikolog Sibel Deniz Toledo, “takılmak” ile sevgililik arasında duran, romantik yakınlığın yaşandığı ama ilişkinin getirdiği sorumlulukların özellikle dışarıda bırakıldığı bir ilişki biçimi olarak tanımlıyor situationship’i. “Birlikte tatile gidiliyor, uzun telefon konuşmaları yapılıyor, zaman geçiriliyor; ancak taraflar birbirlerine geleceğe dair bir söz vermiyor, ilişkinin beraberinde getirdiği sorumlulukları da üstlenmek istemiyor.”
Bir başka deyişle, ilişkinin keyfi var; sorumlulukları yok gibi. Ama Toledo'ya göre situationship'i yalnızca yeni bir ilişki modeli olarak görmek eksik kalıyor. Çünkü insanın bağ kurma biçimi, uzun süre belirsizlikte kalmaya pek uygun değil.
“İnsan sosyal bir canlı. Bağ kurmaya ihtiyaç duyuyor. Aynı zamanda belirsizlikte kalmaya da en az tahammül eden canlılardan biri.” diyor Toledo.