Emek Partisi (EMEP), Kocaeli’deki Sabri Yalım Parkı’nda bir basın açıklaması NATO’yu protesto etti. Burada konuşan Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan, NATO’nun silahlanma politikalarının kamu kaynaklarını; eğitim, sağlık ve sosyal hizmetleri aksattığını anlattı. Erkan, tüm Kocaeli halkını yarın Eğitim Sen Kocaeli Şubesinde yapılması planlanan “NATO Gerçeği” isimli panele davet etti.
YKS’ye giren öğrencilere başarılar dileyen Erkan, “Hepimiz bu ülkenin işçi ve emekçi çocuklarının birer hekim, birer mühendis, birer bilim insanı olmasını en az aileleri ve gençler kadar istiyoruz” dedi.
Ancak kapitalizmin egemen olduğu bir ülkede eğitim hakkının da eşit biçimde kullanılamadığını dile getiren Erkan, “Bu ülkenin emekçilerinin çocukları, zengin ailelerin çocuklarıyla aynı olanaklara sahip değil. Örneğin özel okullara gidemiyorlar, dershanelerden yararlanamıyorlar, özel ders alma imkanı bulamıyorlar. Üstelik bu iktidarın ve önceki iktidarların uyguladığı ekonomi politikaları da bu eşitsizliği her geçen gün daha da derinleştiriyor” dedi.
“Çok açık bir ilişki var”
Eğitimdeki eşitsizlikle NATO zirvesi arasında bir ilişkinin bulunduğunu dile getiren Erkan, “Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen NATO zirvesinde, NATO üyesi ülkelerin milli gelirlerinin yüzde 5’ini silahlanma harcamalarına ayırması yönünde bir karar alındı. Bu karar Türkiye’nin emekçileri açısından ne anlama geliyor? Geçen yıl silahlanma için bütçeden ayrılan kaynak yaklaşık 26 milyar dolardı. Bu kararla birlikte söz konusu harcamanın en az 66 milyar dolara çıkması bekleniyor. Yani bizler eğitim hakkına erişemezken, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamazken, güvenli konutlarda barınamazken, ulaşım hakkımızı kullanmakta zorlanırken, hatta birçok insan temel gıda ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmişken; bütçeden ayrılan pay savunma sanayisine, yani yerli ve yabancı büyük sermaye gruplarına aktarılıyor” ifadelerini kullandı.
“Listenin üst sıralarında Bayraktar var”
Türkiye’de dolar milyarderi sayısının artmasının beklendiğini belirten Erkan, “Bu listelerde çok tanıdık isimler yer alıyor. Özellikle savunma sanayisiyle ilişkili şirketlerin sahipleri dikkat çekiyor. Örneğin listenin üst sıralarında Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar gibi isimler bulunuyor” dedi.
Erkan ayrıca Meclisten geçen düzenlemelerle, yurt dışındaki varlıklarını Türkiye’ye getirenlere önemli vergi muafiyetleri sağlandığını, buna karşılık bu kentin emekçilerinin, daha yılın ilk aylarında üst vergi dilimlerine girerek ağır bir vergi yükünün altında yaşam mücadelesi verdiğini dile getirdi.
“Mücadeleye omuz verin”
NATO’nun kurulduğu günden bugüne kadar savaşlarla, işgallerle ve halklara yönelik birçok yıkımla anıldığını belirten Erkan şöyle devam etti: “Pek çok ülkede yürütülen savaşlardan darbelere, halklara karşı işlenen suçlardan çeşitli müdahalelere kadar birçok olayda NATO politikalarının izlerini görmek mümkündür. Üstelik bunlar bizim ülkemizin emekçilerine de yabancı değildir. Bu nedenle NATO’ya karşı çıkmak yalnızca bağımsız bir ülke talebini savunmak anlamına gelmez; aynı zamanda demokratik bir ülke mücadelesini savunmak anlamına da gelir. Dolayısıyla bizler, bağımsız ve demokratik bir Türkiye mücadelesini büyütmek için tüm yurttaşlarımızı 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek etkinliklere ve mücadeleye omuz vermeye davet ediyoruz.”
Panel çağrısı
“Amacımız NATO’nun bir savunma örgütü değil, saldırgan politikaların ve savaşların bir parçası olan bir yapı olduğunu anlatmaktır” diyen Erkan, bu kapsamda emekçileri yarın yapılacak ‘NATO Gerçeği’ başlıklı panele çağırdı.
7-8 Temmuz tarihlerinde, zirvenin gerçekleştirileceği Ankara başta olmak üzere İstanbul’da ve ülkenin dört bir yanında, mümkün olan her yerde emek ve demokrasi güçleriyle birlikte ses yükselteceklerini ifade eden Erkan, “Savaş politikalarına, halkların yaşamını tehdit eden uygulamalara ve emperyalist müdahalelere karşı ‘Bu politikaları ülkemizde istemiyoruz’ demek için herkesi yan yana durmaya çağırıyoruz. Bizler, savaşlardan ve çatışmalardan beslenen anlayışlara karşıyız. Bu nedenle, halkların iradesini yok sayan politikalara karşı sesimizi yükseltmek ve ‘Bu ülkede istenmiyorsunuz’ demek için bir aradayız. Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın barış ve demokrasi mücadelesi” diye konuştu.