Ana içeriğe geç

KESK'ten Ankara'daki gözaltılara tepki: 10 yıllık hukuksuzluğu daha fazla uzatmayın

KESK, Ankara KHK’lıların ‘’Adalet Nöbeti eylemine yönelik polis müdahalesi ve 20 kişinin gözaltına alınmasını Kadıköy’de yaptığı açıklamayla protesto etti.

KESK'ten Ankara'daki gözaltılara tepki: 10 yıllık hukuksuzluğu daha fazla uzatmayın
Halk TV
16

KESK üyeleri, KHK ile işten çıkarılan konfederasyon üyeleri için Ankara'da düzenlenen "Adalet Nöbeti"ne polis müdahalesinde 20 kişinin gözaltına alınmasına Kadıköy'de yapılan açıklamayla tepki gösterdi. Açıklamada, “Bu mesele yalnızca ihraç edilen kamu görevlilerinin meselesi değildir. Bu, hukukun üstün olup olmayacağı meselesidir. Biliyoruz ki bugün bu hukuksuzluğa sessiz kalırsak, yarın daha karanlık günlere uyanacağız. Artık yeter. 10 yıllık bu hukuksuzluğu daha fazla uzatmayın. Mahkemelere yapılan siyasi müdahalelerden vazgeçin ve bekletilen dosyaları derhal sonuçlandırın” denildi.

15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişiminin ardından çıkarılan KHK ile işten çıkartılan KESK’e bağlı sendika üyelerin Ankara’da düzenlediği eyleme polis müdahale etmiş ve 20 kişi gözaltına alınmıştı. KESK üyeleri Kadıköy Sürreyya Operası önünde gözaltılara tepki göstermek için bir araya geldi. Burada yapılan basın açıklamasını Eğitim-Sen 5. Nolu Şube Başkanı Ertuğrul Eroğlu okudu. Açıklamanın satır başları şöyle:

10 YILDIR SÜREN ADALET MÜCADELESİNE KARŞI İŞİMİZİ GERİ İSTİYORUZ''

“10 yıldır süren adalet mücadelesine karşı işimizi geri istiyoruz. KESK’lilerin ihraç edilmesi bizler için bir onur vesilesidir ve hak arayışımız sürmektedir. Dün Ankara'da yapılmak istenen Adalet Nöbeti eylemine iktidar hukuk tanımayan bir şekilde müdahale etmiştir. Aralarında KESK ve Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 20 arkadaşımız şiddet uygulanarak gözaltına alınmıştır. Bu yapılan haksız ve hukuksuz saldırıyı buradan, İstanbul Kadıköy’den bir kez daha kınıyoruz. Son KHK'lı arkadaşımız görevine dönene kadar bu mücadeleden asla bir adım dahi geri durmayacağız. Bugün burada yalnızca sıradan bir basın açıklaması yapmak için toplanmadık. Bugün 10 yıldır katlanarak artan bir hukuksuzluğa, katledilen adalete, gaspedilen çalışma hakkımıza ve çalınan ekmeğimize sahip çıkmak için toplandık. Karartılan geleceğimizin hesabını sormak için buradayız. Çünkü bu ülkede hâlâ binlerce insan işlemediği bir suçun cezasını çekmeye devam ediyor. Kararlılıkla mücadele ederek haklarımızı kazanacağız.

“İHRAÇ EDİLEN KAMU EMEKÇİLERİNİN ORTAK ÖZELLİĞİ”

15 Temmuz sonrasında iktidar, bu süreci bir fırsat olarak görerek yalnızca darbecileri değil, muhalif toplumun bütün kesimlerini hedefine koydu. Emekçiler, gazeteciler, akademisyenler, kadın örgütleri, belediyeler ve sendikalar hedef oldu. OHAL döneminde çıkarılan 36 KHK ile 162 binden fazla kişi ihraç edildi. Binlerce dernek, vakıf, medya kuruluşu ve kurum kapatıldı. OHAL, bir güvenlik tedbiri olmaktan çıkarılarak yeni rejimin inşasının temel aracı haline getirildi. Bu haksızlığın hesabı emekçiler tarafından sorulacaktır. İhraç edilenlerin arasında 4 bin 259 KESK üyesi de vardı. Peki, darbe girişimiyle uzaktan yakından alakası olmayan, dosyalarında böyle bir iddia dahi bulunmayan bu arkadaşlarımızın ortak özelliği neydi? Bu arkadaşlarımız; nitelikli eğitim ve sağlık istedikleri için, laik bir yaşamdan yana oldukları için, ana dilinde eğitimi ve iş güvencesini savundukları için mücadele etmişlerdir. Kadınların eşit ve özgür olması, çocukların geleceğinin korunması ve doğanın talanına karşı çıkılması için ses çıkarmışlardır. Demokratik bir ülke, adalet ve eşitlik talep etmişlerdir. Kısacası, en temel hak ve özgürlüklerini kullanmışlardır.

''BAZI ARKADAŞLARIMIZ NE İLE SUÇLANDIĞINI DAHİ ÖĞRENEMEDEN, GÖREVLERİNE ANCAK HAYATLARINI KAYBETTİKTEN SONRA İADE EDİLDİLER''

KHK'lı arkadaşlarımız yalnızca işlerini kaybetmediler. Çocukları okul değiştirmek zorunda kaldı, aileleri dağıldı. Pek çok kişi en temel hak olan sağlık hakkına erişemedi; kanser gibi ağır hastalıkların tedavileri kesintiye uğradı. Sosyal güvence ve sağlık kayıtlarının silinmesi nedeniyle ciddi mağduriyetler yaşandı. Kimileri yaşamını sürdürmek için güvencesiz ve ağır işlerde çalışırken iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Kimileri ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Ve ne acıdır ki, bazı arkadaşlarımız ne ile suçlandığını dahi öğrenemeden, görevlerine ancak hayatlarını kaybettikten sonra iade edildiler. Suçlar icat edilip üyelerimiz ihraç edildikten sonra, 'Gitsinler ağaç kökü yesinler' denildi. Ancak kararlı arkadaşlarımız ağaç kökü yemedi. Çünkü dayanışmamız birbirimize umut oldu. Birlikte hareket ederek bu zor günleri aştık ve ayakta kaldık. Buradan Türkiye halklarına sesleniyorum: Bu mesele yalnızca ihraç edilen kamu görevlilerinin meselesi değildir. Bu, hukukun üstün olup olmayacağı meselesidir. Sendikal hakların suç sayılıp sayılmayacağı ve çocuklarımızın nasıl bir ülkede yaşayacağı meselesidir. Biliyoruz ki bugün bu hukuksuzluğa sessiz kalırsak, yarın daha karanlık günlere uyanacağız. Buradan iktidara, yargıya ve bütün kamuoyuna bir kez daha sesleniyoruz: Artık yeter. 10 yıllık bu hukuksuzluğu daha fazla uzatmayın. Mahkemelere yapılan siyasi müdahalelerden vazgeçin ve bekletilen dosyaları derhal sonuçlandırın.

''BU MÜCADELEYİ EMEKÇİLER KAZANACAKTIR''

Kutsal olan adil, onurlu, güvenli ve haysiyet sahibi bir yaşamın kendisidir. Kutsal olan, eğilmeden ve bükülmeden yaşayabilmektir. KHK'lı arkadaşlarımız bize eğilmeden nasıl yaşanacağını gösterdiler. Hepsine selam olsun. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: KHK'lı arkadaşlarımız mutlaka görevlerine dönecekler ve bu mücadeleyi emekçiler kazanacaktır. Hakları için ülkenin dört bir yanında mücadele eden tüm KHK'lı arkadaşlarımızın yanındayız. Bu hukuksuzluk bitmeli, arkadaşlarımız görevlerine iade edilmelidir.”
(ANKA)

Kaynağa Git

İlgili Haberler