Ana içeriğe geç

Enerjiden turizme Trump’ın eli Türkiye’de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile eylül 2025’te ABD’de yaptığı görüşme sonrası hız kazanan anlaşmalarla Türkiye’deki pek çok yer altı ve yer üstü zenginlikleri Trump bağlantılı şirketlere peşkeş çekiliyor.

Enerjiden turizme Trump’ın eli Türkiye’de
Evrensel
16

Arnavutluk’ta Sazan Adası ve koruma altındaki sahil şeridinin Trump’ın damadı Jared Kushner’a peşkeş çekilmesine karşı halkın verdiği mücadele sürerken Türkiye’de Trump ile bağlantılı projeler de dikkat çekiyor. Reuters’a göre, Trump yönetiminin Türkiye ile ticaret hacmini artırmaya yönelik yaklaşımının özellikle savunma, enerji, havacılık ve teknoloji alanlarında yeni yatırım fırsatları doğurabileceğini ifade ediyor. Trump kaynaklı sermaye ağırlıklı olarak doğrudan yatırım yerine ortaklık, LNG ticareti ve teknoloji transferi üzerinden ilerliyor. Continental Resources ve Chevron ile yürütülen petrol, gaz, LNG ve enerji teknolojisi anlaşmaları toplamda 1-5 milyar dolar bandında değerlendiriliyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile eylül 2025’te ABD’de yaptığı görüşme sonrası hız kazanan anlaşmalarla pek çok bölge şirketlere peşkeş çekiliyor.

Türkiye-ABD hattında yeni ticaret hedefi

Türkiye Yatırım Ofisinin verilerine göre; ABD şirketlerinin Türkiye’deki doğrudan ve dolaylı yatırımları 50 milyar doları geçerken, 2 binden fazla Amerikan şirketi Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Trump döneminde ise ekonomik ilişkilerle beraber yeni yatırım kararları teşvik ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasında yapılan görüşmelerde ise iki ülke arasındaki ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılması hedefi var. Görüşmelerde büyük ölçekli ticaret anlaşmaları, savunma iş birlikleri ve yeni yatırımlar ele alınmıştı.

Reuters’ın haberine göre; Trump’ın uzun yıllardır yakın dostu olan ve 2025’te ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak atanan Suriye Özel Temsilcisi ve neredeyse “Ortadoğu valisi” olarak çalışan Thomas Barrack, Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde aktif bir rol üstlendi. Barrack’ın uluslararası yatırımcılarla görüşerek iki ülke arasında sermaye akışını artırabilecek bir unsur olarak değerlendirildiği belirtildi.

2025’in ilk 9 ayında Türkiye’ye gelen yaklaşık 8 milyar dolarlık yatırım sermayesinin yaklaşık yüzde 6’sı ABD kaynaklıydı. Bu oran kabaca 450-500 milyon dolar seviyesinde bir ABD kaynaklı doğrudan yatırım akışına işaret ediyor.

Türkiye’de yeni anlaşmalar

Türkiye enerji sektöründe, son bir yıl içinde ABD bağlantılı şirketlerin dahil olduğu bir dizi anlaşma kamuoyuna yansıdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile uluslararası enerji şirketleri arasında yürütülen temaslar, hem fosil yakıtlar hem de nükleer enerji alanında yoğunlaştı.

Bunun yanında bazı ABD şirketleri doğrudan yatırımcı değil, teknoloji veya ekipman sağlayıcısı olarak projelerde yer alıyor. Mesela GE Vernova, Tosyalı’nın büyük ölçekli güneş enerjisi projesinde teknoloji ortağı olarak varlığını sürdürüyor.

Nadir toprak elementleri Trump'a

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementleri rezervleri için Trump ile masaya oturmaya hazırlandığı iddia ediliyor. Bloomberg’in ilgili kaynaklara dayandırdığı haberine göre; Ankara ile Washington arasında yürütülen temaslar, Beylikova’da keşfedilen büyük rezervlerin çıkarılması ve rafine edilmesi üzerine yoğunlaşıyor. ABD nadir toprak elementleri üzerindeki Çin hâkimiyetini kırmak üzere rezervlerin bulunduğu bölgelerde egemenlik kurmaya çalışıyor. Ancak bu ilişki büyük tepkilere neden oluyor. Muhalefet, nadir toprak elementlerinin satışının “Türkiye’nin geleceğini satmak” anlamına geldiğini söylüyor.

Chevron Türkiye’de

En yakın örneği mart 2026’da Türkiye Petrolleri ile ABD’li Chevron arasında ortak doğal gaz araması idi. Türkiye Petrolleri TPAO ile Amerikan enerji devi Chevron, petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinde birlikte çalışmak üzere mutabakat zaptı imzaladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar “Mutabakat zaptı ile hem Türkiye’de hem de uluslararası ölçekte ortak projeler geliştirmeyi hedefliyoruz. Gabar ve Karadeniz’deki çalışmalarımızı yurt dışı hamlelerimizle destekleyerek, TPAO’yu 1 milyon varil üretim kapasitesine sahip küresel bir şirkete dönüştürme vizyonumuza da katkı sağlayacağız” demişti.

Continental Diyarbakır’da LNG arayacak

14 Mart’ta ABD’nin 40, dünyanın 113. zengini Harold Hamm’in şirketi Continental Resources ve ABD sermayeli TransAtlantic Petroleum ile detayları açıklanmayan bir anlaşma imzalandı. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), ABD merkezli Continental Resources ve TransAtlantic Petroleum ile Diyarbakır Havzası’nda kaya petrolü ve kaya gazı sahalarının geliştirilmesine yönelik mart 2025’te bir ortak girişim başlattı.

Birkaç gün sonra Türkiye’de muhalefete yönelik operasyon başladı ve Trump’ın ‘Fahri İçişleri Bakanı’ Harold Hamm doğrudan operasyona ilişkin, ABD medyasına, “Bilirsiniz, muhaliflerinizi hapse atarsınız ve onların icabına bakarsınız” diyordu. Şirketler tarafından projenin başlangıç aşamasında olduğu ve kesin yatırım bütçesinin henüz açıklanmadığı belirtildi, ancak TPAO’nun değerlendirmelerine göre Diyarbakır Havzası’nda petrol potansiyeli yaklaşık 6 milyar varil. Doğal gaz potansiyeli ise 12-20 trilyon fit küp seviyesine ulaşabilir.

Gazetemizde daha önce yayımlanan “ABD’nin yeni enerji kolonisi: Trakya ve Diyarbakır” başlıklı yazıda, 2025 yılının mart ayında ulusal ve uluslararası maden ve enerji tekelleri için hazırlanan, kamuoyunda ise “süper talan yasası” olarak anılan düzenlemenin Meclis gündemine gelmesinin ardından, 14 Mart’ta ABD’li petrol milyarderi Harold Hamm’in sahibi olduğu Continental Resources ile ABD sermayeli TransAtlantic Petroleum arasında detayları kamuoyuna açıklanmayan bir anlaşma imzalandığına dikkat çekilmişti. Yazıda, söz konusu anlaşmanın ABD sermayesinin Türkiye’nin enerji kaynakları üzerindeki etkisini artıracağı, “süper talan yasası” ile izlenen rotanın ise derinleşen bir bağımlılık ilişkisine işaret ettiği vurgulanıyordu.

İkinci nükleer santral ABD şirketine

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’ye gittiği eylül 2025’te Türkiye ile ABD arasında “stratejik sivil nükleer iş birliği mutabakatı” Marco Rubio ile imzalandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, mutabakatın ABD’li yetkililerle yapılan temaslar sonucunda hayata geçirildiğini belirtirken, Türkiye’nin ikinci nükleer santral projesinde ABD şirketlerinin de adaylar arasında değerlendirildiğini ifade etti. CHP’li Deniz Yavuzyılmaz aynı dönem sosyal medya hesabı üzerinden, imzalanan nükleer anlaşmaya “Ne istediler de verdiniz?” sözüyle tepki gösterdi.

Mercuria–BOTAŞ LNG anlaşması

ABD merkezli enerji ticaret şirketi Mercuria Energy Group ile BOTAŞ arasında yıllık 4 milyar dolar getirecek 20 yıllık LNG tedarik anlaşması eylül 2025’te imzalandı. İmza töreni yine Erdoğan’ın ABD’ye gittiği eylül 2025’te gerçekleştirildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, imza töreninde 20 yıl boyunca ABD kaynaklı LNG tedarikine imkan sağlayacak bir anlaşma imzaladıklarını belirterek, şunları kaydetti: “Bugün, önümüzdeki 20 yıl boyunca toplamda yaklaşık 70 milyar metreküp doğal gaz eş değeri ABD kaynaklı LNG tedarikine imkan tanıyacak bir anlaşmayı imzaladık. Mercuria ile bu anlaşma kapsamında kurulacak ortaklığın, BOTAŞ’ın küresel LNG sahnesinde önemli bir pozisyon elde etmesine yardımcı olacağına inanıyoruz. Bu anlaşma ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ile 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefine ulaşılmasına da büyük katkı sağlayacaktır.”

BOTAŞ ile Mercuria arasında imzalanan LNG anlaşmasından sonra Amerika’dan alınacak gazın, hem Amerikan enerji kaynaklarının pahalı olması hem de uzak mesafeden taşınması nedeniyle Rusya’dan alınan gaza kıyasla çok daha maliyetli olacağı nedeniyle tepkilere neden oldu.

En bilinen örnek: Trump Tower

İstanbul Şişli’de 2012 yılında açılan 39 ve 37 katlı 2 adet kuleden ve 62 bin 350 metrekarelik alışveriş merkezi olan Trump Towers, en büyük tartışmaların yaşandığı alandı.

2015 yılında Müslümanların ABD’ye girişini geçici olarak yasaklamasının ardından Trump Tower tartışmaları büyüdü. Tüm Sanayici ve İşadamları Derneğinin iftar yemeğinde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trump Towers binasının isminin süratle kaldırılması gerektiğini söyledi. Projenin Türk ortağı olan İş İnsanı Aydın Doğan, Trump’ın sözlerini eleştirirken Trump markasıyla olan ilişkiyi gözden geçirebileceklerini açıkladı.

Ardından Trump Towers Mall’un ismi, Trump Alışveriş Merkezi olarak değiştirildi. Ancak Trump markasını taşıyan Trump Towers İstanbul faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor.

Dalgalı seyirden el sıkışmaya

Trump’ın 2017-2021 yılları arasındaki ilk başkanlık döneminde Türkiye-ABD ekonomik ilişkileri dalgalı bir seyir izledi.

2017’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York’ta Boeing, Citigroup, GE, PepsiCo, Cargill, Chevron, Coca-Cola ve Blackstone gibi büyük Amerikan şirketlerinin temsilcileriyle yaptığı görüşmelerde Türkiye’ye yönelik yatırımlar gündeme geldi.

Ancak Reuters’ın haberine göre; 2018’de Rahip Andrew Brunson krizi sonrası Trump yönetiminin Türkiye’ye yönelik yaptırım kararları ve çelik ile alüminyum tarifelerini artırması, iki ülke ilişkilerinde gerilime yol açtı. Bu süreç, Türk lirasındaki değer kaybını hızlandırırken yatırım ortamını da olumsuz etkiledi.

2019’da ise Erdoğan ve Trump arasında yapılan görüşmelerde, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılması hedefi yeniden gündeme getirildi.

2020 yılında Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alması nedeniyle ABD yönetimi CAATSA kapsamında Türkiye’nin savunma sanayi kurumlarını yaptırım listesine aldı. Bu adım, savunma ve teknoloji alanındaki olası Amerikan yatırımlarını da olumsuz etkileyen bir gelişme oldu.

Euronews’ün haberine göre 2021’e girilirken ise Trump döneminin ardından Microsoft, Google, Amazon, Boeing, Coca-Cola, PepsiCo, Netflix ve General Electric gibi Amerikan şirketlerinin Türkiye’deki faaliyetlerini genişletme ve yeni yatırımlar yapma mesajları verdiği belirtildi.

Dünyaya peşkeş çekiliyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “yatırımlar” diye tarif ettikleri “para girişi” konusunda sadece ABD ile değil, uluslararası birçok şirket ile anlaşmalar imzalıyor. Türkiye’nin yer altı ve yer üstü kaynakları, emeği ve geleceği uluslararası şirketlere sunuluyor. Türkiye’de son beş yılda en büyük yabancı enerji yatırımı Rusya kaynaklı Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) olurken, Körfez sermayesi özellikle yenilenebilir enerji adı altındaki yatırımlarıyla ikinci sıraya yerleşiyor. ABD’nin rolü ise daha çok LNG ticareti, enerji teknolojileri ve stratejik ortaklıklar üzerinden şekilleniyor.

Rusya, Türkiye enerji sektöründe en büyük yabancı yatırımcı konumunda. Rosatom’un yürüttüğü Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesi, yaklaşık 20-30 milyar dolarlık büyüklüğüyle Türkiye’deki en büyük yabancı enerji yatırımı, Körfez sermayesi içinde Suudi Arabistan merkezli ACWA Power’ın Türkiye’de geliştirdiği yaklaşık 5 milyar dolarlık 5 GW yenilenebilir enerji programı ikinci büyük kalemi oluşturuyor. Çin sermayesi ise Türkiye enerji sektöründe daha çok ekipman ve finansman tarafında etkili olurken, son beş yılda 2-5 milyar dolar aralığında sınırlı ölçekli yatırımlar ile öne çıkıyor.

Sermayeye vergi kapitülasyonu

Üstelik yeni kanun teklifi ile sermayeye, “ultra zenginlere” ve İstanbul Finans Merkezine (İFM) sermayesini transfer edenlere devasa muafiyetler getiriliyor. Üstelik yasa Türkiye’yi “sıcak para ve kayıt dışı varlık limanı” haline getiriyor. Türkiye’ye yerleşmeden önceki son 3 takvim yılında ülkede vergi mükellefiyeti olmayan kişilerin, yurt dışından getirecekleri kazançlara 20 yıl boyunca yüzde 100 vergi muafiyeti sağlanacak. Yabancı zenginlerin çocuklarının da Türkiye’de kalmasını teşvik etmek amacıyla, belirli veraset intikallerinde sembolik düzeyde, sadece yüzde 1 oranında veraset ve intikal vergisi uygulanacak. Muhalefetin sert tepki gösterdiği bir diğer düzenleme ise AKP döneminin 9’uncu “varlık barışı” oldu. Yurt dışından ya da yastık altından getirilen, kaynağı belirsiz varlıklar yüzde 0 ile yüzde 5 arasında sembolik bir vergiyle sisteme sokulacak. Düzenleme vergisini düzenli ödeyenleri cezalandırırken ve kara para aklamaya zemin hazırlıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler