Milliyetçi Hareket Partisi Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, Erzurum Kongresi'nin 107'nci yıl dönümü vesilesiyle TBMM Genel Kurulu'nda söz aldı.
MHP'li Aydın, "Temmuz ayının Türk tarihine not düşen önemli bir olayı da yaklaşık 107 yıl önce yine kutlu millî bir mücadeleyle birlikte bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşuna vesile olan Erzurum Kongresi'dir. Bu kongre Millî Mücadele'nin dönüm noktalarından biri olmakla kalmayıp aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesinin tohumlarının atıldığı ilk millî kongre olma özelliği taşımaktadır. 23 Temmuz 1919'da Erzurum'da toplanan kongreye Erzurum delegesi olarak katılan Mustafa Kemal Kongre Başkanlığına seçilmiş ve delegeler on dört gün boyunca düşman işgalinden kurtulmaya ve tam bağımsızlığa olan inancı ve iradeyi ortaya koymuşlardır." dedi.
MHP'li Aydın, tarihsel olaylara bakarak günümüzdeki gelişmelere karşı uyanık olunması gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi:
"Sayın milletvekilleri "Su uyur, düşman uyumaz." özdeyişini zihnimizde canlı tutarak şunu açıkça ifade edebiliriz ki dün olduğu gibi bugün de kadim Anadolu coğrafyasına yönelik açık veya gizli birtakım kriz, kaos ve hatta işgal heva ve hevesleri olanların farkındayız. "Aynı delikten ikinci kez ısırılmama" temel prensibinden hareketle, bin yılda geleneksel tutum ve tavır hâline dönüşen, değişmeyen fıtrat rehberliğinde birlik, beraberlik ve kardeşlik hukukuyla her zaman olduğu gibi bugün de bu tarz hain hevesleri kursaklara tıkayıp her türlü tuzak ve senaryoyu daha önce yapıldığı gibi iman dolu göğsümüzde eritmeliyiz."
Konuşmasının tamamı ise şöyle oldu:
Muhterem milletvekilleri, bugün 23 Temmuz, yakın tarihimize kısa bir göz attığımızda, temmuz ve ağustos aylarının, başta Hatay'ın ana vatana katılışı, Kıbrıs Barış Harekâtı, Lozan Barış Antlaşması ve Millî Mücadele'yle cumhuriyete giden kutlu yolun kilometre taşı niteliğindeki Erzurum Kongresi gibi önemli olaylara ve zaferlere tanıklık ettiğini görmekteyiz. Bir yandan yaşanan tüm bu kutlu günleri yâd edip hatırlamanın yanı sıra, öte yandan kuşaktan kuşağa aktarmak gibi önemli bir misyonu da üstlenip deruhte etme yükümlülüğümüz bulunmaktadır çünkü "Kökü mazide olan atiyiz." kutlu sözünde belirtildiği gibi, geçmişin farkında ve fevkinde olmadan geleceğe dair öngörüde bulunup yön belirlemek beyhude bir çabadır. Dolayısıyla ebet müddet devlet ve millet olma iddiasında bulunmak, geçmişin tarihî müktesebatını canlı tutarak gelecek nesillere aynı ruh ve heyecanla aktarmayı başarmayı gerektirir. İşte, bu duygu, düşünce ve inançla, içinde bulunduğumuz temmuz ayının yakın ve uzak Türk tarihinde yaşanan millî zaferlerin mütemmim cüzünü oluşturduğunu ifade etmeliyiz.
TEMMUZ AYINA DİKKAT ÇEKTİ
Temmuz ayının Türk tarihine not düşen önemli bir olayı da yaklaşık yüz yedi yıl önce yine kutlu millî bir mücadeleyle birlikte bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşuna vesile olan Erzurum Kongresi'dir. Bu kongre Millî Mücadele'nin dönüm noktalarından biri olmakla kalmayıp aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesinin tohumlarının atıldığı ilk millî kongre olma özelliği taşımaktadır. Dahası, vatan toprağının asla işgal edilerek parçalanamayacağı millî iradesinin ortaya konulduğu ve milletin kendi kaderini belirlemeye muktedir olduğunun beyan edildiği ve daha önemlisi manda ve himayenin ayaklar altına alınarak tam bağımsızlığın dünyaya haykırıldığı âdeta bir uyanış manifestosu niteliğindedir. 23 Temmuz 1919'da Erzurum'da toplanan kongreye Erzurum delegesi olarak katılan Mustafa Kemal Kongre Başkanlığına seçilmiş ve delegeler on dört gün boyunca düşman işgalinden kurtulmaya ve tam bağımsızlığa olan inancı ve iradeyi ortaya koymuşlardır. 7 Ağustos 1919 Perşembe günü sona eren kongrede hem o günün sancı ve sıkıntılarına ilaç olacak hem de ilelebet Türk milletinin yolunu aydınlatacak millî kararlar alınmıştır. Anadolu'nun 18 ilinden yaklaşık 63 üyenin katılımıyla Gazi Paşa başkanlığında, 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında gerçekleştirilen kongrede alınan önemli kararlar arasında aziz Türk milletinin temel ülkü ve yegâne ilkesi olan vatanın bölünmez bütünlüğü, her türlü manda ve himayenin asla kabul edilemeyeceği, milletin kaderinin yine milletin azim ve kararlılığıyla temin ve teyit edileceği gibi millî hükümler bulunmaktadır. Bundan tam yüz yedi yıl önceki millî irade ve kararlılıkla toplanan Erzurum Kongresi'nin baş mimarları olan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete irtihal etmiş tüm temsilcilerini rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
"SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ" SÖZÜNÜ HATIRLATTI
Sayın milletvekilleri "Su uyur, düşman uyumaz." özdeyişini zihnimizde canlı tutarak şunu açıkça ifade edebiliriz ki dün olduğu gibi bugün de kadim Anadolu coğrafyasına yönelik açık veya gizli birtakım kriz, kaos ve hatta işgal heva ve hevesleri olanların farkındayız. "Aynı delikten ikinci kez ısırılmama" temel prensibinden hareketle, bin yılda geleneksel tutum ve tavır hâline dönüşen, değişmeyen fıtrat rehberliğinde birlik, beraberlik ve kardeşlik hukukuyla her zaman olduğu gibi bugün de bu tarz hain hevesleri kursaklara tıkayıp her türlü tuzak ve senaryoyu daha önce yapıldığı gibi iman dolu göğsümüzde eritmeliyiz.
Bu vesileyle, bir asır önce Mülküislam'ın ve Anadolu'nun giriş kapısı, kadim şehrim Erzurum'un millî mücadelesindeki temel duruşunun tarihî ifadesinde yer aldığı gibi "Bu uğurda anasız, babasız, yârsız kalınır lakin vatansız kalınmaz." diyerek gül bahçesine giren kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, bağımsızlığı karakter edinen aziz Türk milletinin bir ferdi olarak hepinizi en kalbî duygularımla saygıyla selamlıyorum.