İzmir — İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü logosunun yer aldığı ve öğretmenlere gönderilen bir afişle öğrenciler “Sabah Namazında Buluşuyoruz, Milli Takımla Kenetleniyoruz” etkinliğine çağrıldı. 14 Haziran saat 05.00’te Konak Meydanı’na yapılan çağrıda, sabah namazının ardından çorba ve boyoz ikram edileceği, ardından ise A Milli Futbol Takımı’nın saat 07.00’da oynayacağı maçın izleneceği duyuruldu.
Etkinlik ile ilgili okullara herhangi bir resmi yazı gönderilmezken, afiş velilerin Whatsapp gruplarında dolaştırılıyor, velilerden izin dilekçeleri toplanıyor. Etkinliğe tepki gösteren eğitim sendikaları ve öğretmenler ise okulların çözüm bekleyen pek çok sorun olduğunu vurguladı.
Konuya ilişkin görselin ulaştığı imam hatip ortaokulunda çalışan bir öğretmen, okul idaresinin attığı bir mesajla öğretmenlere ve öğrencilere duyuru yapıldığını belirterek, “Bize görsel atıldı ve otobüs tutularak öğrencilerin bu etkinliğe götürüleceği söylendi. İl Milli Eğitimin bu konuya ilişkin bir yazısı var mı diye baktım ama bir şey bulamadım. Bu, İl Milli Eğitimin resmi bir duyurusu değilse afişleri kim hazırladı, nasıl böyle bir duyuru yapılabildi” diye sordu.
“Öğrenciler ideolojik bir hatta yönlendiriliyor”
Öğrencilere, velilerinin imzalaması için izin dilekçelerinin dağıtıldığını ve velilerin de katılabileceğinin söylendiğini aktaran öğretmen, “Okulda bile çocukların güvenliğini sağlayamayanlar, sabah saat 05.00’te kocaman bir meydanda bunu nasıl sağlayacaklar? Bir dönem nasıl Türkçe Olimpiyatları’na itiraz ettiysek bugün de bu tarz uygulamalara ve etkinliklere tepki gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.
İktidarın kendi siyasal ve ideolojik faaliyetlerini dayattığını ifade eden öğretmen, “İtiraz ettiğimizde bize, ‘çocukların namaz kılmasından neden rahatsız oluyorsunuz’ diyorlar. Bizim itiraz ettiğimiz şey çocukların namaz kılması ya da milli maç izlemesi değil, ideolojik bir hatta yönlendirilmesi. Öğrencileri bir geziye götürmeye çalışsanız bir sürü yerden izin almak zorundasınız. Ama şu anda önümüzde resmi bir yazı olmamasına, bu etkinliği kimin düzenlediği bilinmemesine rağmen otobüsler tutulabiliyor, öğrencilere izin kağıtları dağıtılıyor” diye konuştu.
“İl Milli Eğitim, 'biz hazırlamadık' dedi"
Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube Başkanı İsmail Akyol, çağrının gittiği öğretmenlerin kendilerine ulaştığını belirterek, İl Milli Eğitim'e sorduklarında afişi kendilerinin hazırlamadığı yanıtını aldıklarını söyledi.
"Etkinliği kabul etmiyorlarsa afişin gruplarda dolaşmasına, öğrencilere çağrı yapılmasına neden engel olmuyorlar” diye soran Akyol, “Ramazan ayında dini duyguların kullanılması gibi burada da milli duyguları kullanmak istiyorlar" dedi. Akyol, Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitimi gericileştirmek, öğrencileri kendi siyasal ve ideolojik düşüncelerine göre şekillendirmek için her fırsatı kullandığını ifade etti.
Akyol, resmi bir yazı olmamasına rağmen Türkiye’nin birçok ilinde bu organizasyonların benzer şekilde yapılıyor olmasının bunların yerel inisiyatiflerle değil, bakanlık organizasyonuyla örgütlendiğinin göstergesi olduğunu ifade etti.
Akyol sözlerini şöyle sürdürdü: “Milli ve dini duyguları sömürmeyi kendine iş edinen Milli Eğitim yetkilileri, son olarak Milli Takımın Dünya Kupası maçlarını kullanarak öğrencileri istismar etme çabası içine girmiştir. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğünün resmi bir yazışmasının bulunmamasına rağmen, özellikle imam hatip okullarında okuyan öğrencileri sabah namazına çağırma, çorba ikramı ve maç izleme organizasyonunun bir merkezden planlandığı açıktır. Yine müftülüklerin de bu süreçte harekete geçtiği ve zaman zaman okulları yönlendirdiği görülmektedir. Bu koşullarda laik ve bilimsel eğitimden bahsetmek mümkün değildir. Bu tür süreçler öğrenciler üzerinde ciddi bir baskı ve zorlamayı da beraberinde getirmektedir. Çok kültürlü ve demokratik okul iklimini içermeyen bu girişimler, kimi kesimlerin dışlanmasına ve ötekileştirilmesine sebep olmaktadır.”
“İzmir Milli Eğitim kamu gücünü amacı dışında kullanıyor”
Eğitim-İş İzmir 3 No’lu Şube Başkanı Barış Düdü ise İl Milli Eğitim Müdürlüğünün resmi logosu ve kurumsal kimliğiyle vatandaşların belirli bir ibadet biçimine davet edilmesinin, devletin tarafsızlığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu söyledi.
Milli Eğitim Müdürlüğünün bütün öğrencilerin, öğretmenlerin ve yurttaşların kurumu olduğunu vurgulayan Düdü, “Bir kurum sabah namazına katılım çağrısı yapıyorsa, dini ritüeli milli birlik duygusuyla özdeşleştiriyorsa, kamu gücünü kullanarak belirli bir inanç pratiğini teşvik ediyorsa, laik devlet anlayışından uzaklaşma eleştirileriyle karşı karşıya kalması kaçınılmazdır. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun temel ilkeleri arasında; genellik ve eşitlik, fırsat ve imkan eşitliği, bilimsellik, Atatürk inkılap ve ilkelerine bağlılık ve laiklik yer almaktadır. Kanunun 12. maddesinde eğitimde laiklik ilkesi açık biçimde düzenlenmiştir. Bu nedenle İl Milli Eğitim Müdürlüğünün asli görevi; eğitim öğretim faaliyetlerini yürütmek, okulların ihtiyaçlarını karşılamak, öğrencilerin akademik gelişimlerini desteklemek ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak olmalıdır” ifadelerini kullandı.
“İkramlar hangi bütçe kaleminden karşılanacak”
İzmir’de eğitimin gerçek sorunlarının çözüm beklediğini belirten Düdü, “İl Milli Eğitim Müdürlüğünün önceliği eğitim sorunlarını çözmek mi olmalıdır, yoksa dini organizasyonlar düzenlemek mi? Madem böyle, bir sabah da eğitimin sorunlarının çözümü için namaza çağırın. Çünkü İzmir’de hâlâ; depreme dayanıksız, yıkılıp inşaatına başlanmamış okul binaları, bina ve derslik eksikliğinin sebep olduğu kalabalık sınıflar, temizlik personeli eksikliği, yardımcı hizmetli yetersizliği, taşımalı eğitim sorunları, yoksulluk nedeniyle okula aç gelen öğrenciler, öğretmen atama ve norm problemleri gibi çok sayıda temel eğitim sorunu bulunmaktadır” dedi. Düdü, okullarda şiddetin hızla arttığını, okul çevrelerinin mafya tarafından abluka altında tutulduğunu da ekledi.
İl Milli Eğitime sorular yönelten Düdü, şunları söyledi: “Afişte açıkça namaz sonrası çorba ve boyoz ikramı ifadeleri yer alıyor. Bu ikramlar hangi bütçe kaleminden karşılanacaktır? Eğer İl Milli Eğitim Müdürlüğü bütçesinden, okul aile birliklerinden, halk eğitimi, AR-GE veya proje bütçelerinden ya da döner sermaye kaynaklarından karşılanıyorsa bunun hukuki dayanağının kamuoyuna açıklanması gerekir.”
“Irmak öğretmenin cenazesine su göndermeyen Milli Eğitim halka boyoz dağıtacak”
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na göre kamu kaynaklarının yalnızca kanunlarda belirtilen kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla kullanılabileceğini vurgulayan Düdü, “Bir kamu kurumunun belirli bir dini etkinlik sonrasında yiyecek ikram etmesi için hangi ödenek tertibinin kullanıldığı, harcama yetkisinin hangi mevzuata dayandığı ve bu harcamanın hangi faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği açıklanmalıdır. Şayet ikramlar üçüncü kişiler veya sponsorlar tarafından karşılanıyorsa bunun da şeffaf biçimde duyurulması gerekmektedir” diye konuştu.
Daha da üzücü olan noktanın ise dün Torbalı’da toprağa verilen Ayşe Irmak öğretmen olduğunu vurgulayan Düdü, “Bir eğitim emekçisinin yaşamını yitirmesi eğitim camiasının ortak acısıdır. Ancak milli takım için sabah 05.00’te namaza kalkan İl Milli Eğitim Müdürümüz cenazeye katılmamış, seçtiği halka boyoz dağıtan Milli Eğitim cenazeye bir koli su bile göndermemiştir. Kurumsal bir taziye mesajı yayımlanmamış, öğretmenin ailesine yönelik kamuoyuna açık bir başsağlığı açıklaması yapılmamıştır. Bir tarafta sabah namazı organizasyonları için afişler hazırlanırken, diğer tarafta mobbing ve baskılar sebebiyle intihara sürüklendiği belirtilen öğretmenin vefatı karşısında kurumsal sessizlik sergilenmesi eğitim camiasını yaralamıştır” dedi