Tasnim Haber Ajansı hükümet muhabirinin bildirdiğine göre; İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İslam Devrimi'nin şehit liderini anma amacıyla düzenlenen "Amin-e Iran" (İran'ın Güveniliri) programında yaptığı konuştu.
Pezeşkıyan'ın açıklamaları şöyle:
"DÜŞMANIN 3 GÜNLÜK HAYLLERİNİ SİZ BİTİRDİNİZ"
"Bu 100 gün içinde düşmanların gözüne batan ve hiçbir siyasi analistin aklından dahi geçmeyecek sahneler yaratan aziz dostlarımız oldu. Düşmanlar, devrimi üç gün içinde kökünden kazıyabileceklerini ve hain niyetlerini ülkede uygulayabileceklerini sanıyorlardı; ancak sizler, gece gündüz demeden gösterdiğiniz varlık ve çabayla tüm bu hayalleri suya düşürdünüz."
"ÖNCELİK İÇ BÜTÜNLÜĞÜMÜZ"
"Öncelik, iç birlik ve bütünlüktedir. Düşman, ihtilafları körüklemeye çalışıyor ancak bir ülkeyi uçaklarla ve bombardımanlarla teslim olmaya zorlamak imkansızdır. O kadar küçük bir yüzölçümüne sahip olan Gazze'yi üç yıl boyunca teslim olmaya zorlayamadıkları halde, İran'ı tehditle teslim olmaya kesinlikle zorlayamazlar ve İran asla teslim olmayacaktır."
"HAMANEY GÜÇLÜ BİR DAYANAKTI"
"Şehit Ayetullah Hamaney (Makam-ı Muazzam-ı Rehberi) ile istisnasız her hafta bir araya geldiğim bir buçuk yıllık süre zarfında, kendisi yönetimimiz ve ülkede uygulanması gereken politikalar için gerçekten çok güçlü bir dayanak oldu."
"BU KADAR KOLAY ŞEHİT EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ"
"Şehadet büyük bir fazilettir; ancak düşmanın azizlerimizi ve komutanlarımızı bu kadar kolayca şehit edebilmesi kabul edilemez. Şimdi yetkililerin omuzlarında çok ağır bir sorumluluk yükü vardır.
"Biz onurlu, yaratıcı ve izzet sahibi bir İran istiyoruz. Çocuklarının geleceğe umutla baktığı ve aydınlık bir geleceğe sahip olduğu bir İran arzuluyoruz. Bu sorumluluk yükü, çocukların geleceğini aydınlatabilmesi ve bu geleceği inşa etmede onları güçlendirecek koşulları tasarlayabilmesi için hükümetin omuzlarındadır; çünkü savaş ve çatışma koşullarında yönetim sergilemek kolay bir iş değildir"
"NE SAVAŞ NE BARIŞ" DURUMU ÇÖZÜLMELİ
savaş ne barış' durumunun çözülmesi gerektiğini buyuruyordu. Devlet televizyonu (Seda va Sima) bazen müzakere karşıtı videolar yayınlasa da, kendisiyle yaptığımız iç görüşmelerde bu 'ne savaş ne barış' durumundan çıkmak ve müzakerelerin devam etmesi için ne yapılması gerektiği tartışılıyordu. Nihayetinde kendisi, meselenin çözülmesi için müzakerelerin sürdürülmesine izin verdi."
"'Ne savaş ne barış' durumundan çıkmalıyız. Savaş kesinlikle ülkenin çıkarına olmasa da, eğer düşmanlar İran'ın izzetine, toprağına ve vatanına tecavüz etmek isterlerse asla teslim olmayacak ve geri adım atmayacağız. Düşman böyle bir geri adımın rüyasını bile görmemelidir. Ülkenin ve vatanın geleceğini krizlerden ve fırtınalardan kurtaracak bir yolu izzetle yürütmeliyiz; bu da tüm kesimlerin, etnik kökenlerin, cinsiyetlerin birlikteliğini ve gururlu bir İran inşa etme iradesine olan inancı gerektirir."
"Bir yandan Müslüman olduğunu iddia edip, diğer yandan bir yöneticinin her gün karşı karşıya kaldığı ve çözmek için çabalaması gereken yoksulluk, sıkıntı ve problemler içinde yaşanması kabul edilemez. Aksi takdirde Allah katında hesap verilemez. Bu onların en büyük endişesidir. Halkın yardımı, eşliği ve dayanışması, Allah'ın izniyle ülkeyi içinde bulunduğu krizden ve içinde yer aldığı savaştan kurtaracak; onların birlik ve beraberliği, ülkeyi düşmanların hayal bile edemeyeceği bir noktaya taşıyacaktır."
Konuşmasını şu tarihi hatırlatmayla bitirdi:
"Resulullah'ın (s.a.v.) bizzat katıldığı, askerlerin yaralandığı ve şehit düştüğü savaşların ardından, kendisi 'Küçük Cihad'dan dönenlerin şimdi önünde 'Büyük Cihad' olduğunu buyurmuştur. Yönetici ve yetkin olmak, ardından toplumun sorunlarını çözmek için nefisle savaşmak; tüm nefsani, dünyevi, hizbi ve siyasi çıkarları bir kenara bırakıp sadece Allah, halk ve ülkenin başının dik olması için çalışmak kolay bir iş değildir. Mahcup olmamak için ilahi yardım talep edilmelidir."