Yakın zamanda yayınlanan önemli bir sosyal medya araştırması genç kadınların yüzde 92,4’ünün sosyal medyada yanlış sağlık bilgisine maruz kaldığını gösterdi. Ailenin sağlık kararlarının önemli bir bölümünü kadınların aldığına dikkat çeken uzmanlar, bu durumun toplum sağlığını tehdit ettiği uyarısında bulunarak, sosyal medyaya ciddi düzenlemeler getirilmesini savunuyor.
ZİYNETİ KOCABIYIK - Yapılan istatiksel çalışmalar, sosyal medyada yayılan bilim dışı bilgilerin, sahte tedavi yöntemlerinin ve “wellness”(sağlıklı yaşam) adı altında pazarlanan trendlerin en büyük hedef kitlesi ve mağdurunun kadınlar olduğunu ortaya koyuyor.
Kadınların hem dünyada hem de Türkiye’de ailesi ve kendisi ile ilgili tıp ve sağlık kararlarının yaklaşık yüzde 80’ini veren grup olduğuna dikkat çeken uzmanlar, kadınları hedef alan yanlış internet bilgilerinin toplum sağlığını tehdit ettiği uyarısında bulunuyor.
Genç kadınların sosyal medyadaki sağlık içeriklerine maruz kalma oranlarını inceleyen yeni bir çalışma genç kadınların yüzde 92,4’ünün sosyal medyada dolaşırken algoritmalar yüzünden tesadüfi olarak sağlık bilgileri ve iddialarıyla karşılaştığını, kadınların yüzde 65,5’inin ise sağlık sorunlarına çözüm bulmak için sosyal medyayı doğrudan bir arama motoru gibi kullandığını gösteriyor. Bu durum kadınları kilo verme sektörünün, sahte anti-aging (yaşlanma karşıtı) trendlerinin ve tıp karşıtı akımların bir numaralı hedefi hâline getiriyor.
Türk Alman Jinekoloji Eğitim Araştırma ve Hizmet Vakfının (TAJEV) Van’da düzenlediği “Kadın Sağlığına Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu” öncesinde düzenlenen basın toplantısında sosyal medyanın kadın sağlığı üzerindeki etkileri de masaya yatırıldı.
EN ÇOK GEBELİK VE LOHUSALIK SORULUYOR
Türkiye’de yapılan e-Sağlık okuryazarlığı ve sosyal medya araştırmalarında da benzer sonuçlar görüldüğünü söyleyen TAJEV Vakfı Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü “Ülkemizde de sağlık ve beslenme içerikli sosyal medya hesaplarını takip eden, buradaki diyet ve detoks kürlerini uygulayan kitlelerin yüzde 65’ten fazlasını kadınlar oluşturuyor. Özellikle gebelik ve lohusalık döneminde bilgi ihtiyacı artan kadınlar, sosyal medyadaki “aşırı aşı karşıtlığı”, “bitkisel kürlerle doğum kolaylaştırma” veya “bebek beslenmesinde bilim dışı katı gıda trendleri” gibi dezenformasyonlara erkeklere kıyasla çok daha fazla maruz kalıyor ve hedef alınıyor. Yanlış bilgilendirmeler kadınların anne olma umudunu da elinden alıyor. Buna örnek olarak yurt dışında yapılan bir çalışmayı verebiliriz. Sosyal medyadaki yanlış iddialar yüzünden çikolata kisti (endometriozis) hastası olan kadınların yüzde 50’den fazlasının, “asla anne olamayacaklarına” dair bilim dışı bir karamsarlığa kapıldığı ve psikolojik olarak ciddi zarar gördüğü saptandı” dedi.
Türk Derneği ile Ortadoğu ve Akdeniz Jinekolojik Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Faruk Köse, sosyal medyada yayılan yanlış sağlık bilgilerinin özellikle HPV aşısı ve gebelikte şeker yükleme testi konusunda toplumda ciddi kafa karışıklığına yol açtığını belirterek vatandaşları bilimsel kaynaklara güvenmeleri konusunda uyardı. Prof. Dr. Faruk Köse, HPV aşısının güvenliği konusunda dünya genelinde 25 yılı aşkın bilimsel deneyim bulunduğunu belirtti.
ALÜMİNYUM FOLYODAKİ TEHLİKE
Bilim dışı iddiaların başta kadın ve gebelerin aşılanma oranlarına zarar verdiğini ifade eden Prof. Dr. Köse “Aşıların içinde alüminyum olduğu söyleniyor. Oysa aşıda 0,1 oranında alüminyum varsa her gün yiyeceklerimizi sardığımız alüminyum folyolardan aşılarda bulunan 10 kat daha fazlasını vücudumuza alıyoruz ve çocuklarımıza yediriyoruz. Bu tür söylentiler yüzünden dünya çapında gurur kaynağı olan yüzde 98 oranındaki aşılamada çok gerilere düştük” diye konuştu.
Sosyal medyadaki tıklanmalarda en büyük rakamların sağlık konusunda olduğu bilgisini veren Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Üstün, sosyal medyanın sağlık okuryazarlığını yanlış bilgilendirme yönünde artırdığını söyledi.
İnsan hayatını kolaylaştıran teknolojinin çoğu zaman kullanıcının elindeki cep telefonlarından kötüye kullanıldığına değinen Prof. Dr. Üstün “Son dönemde ortaya çıkan problemlerden biri de ChatGPT’ye bakarak kendi kendine teşhis koymak. Oysa tıpta hastalık yok hasta vardır. Dünya bireyselleştirilmiş tıp dönemine girerken, diğer taraftan genelleme yapan bir teknoloji ile teşhis koymak son derece tehlikeli bir durum. Bu teknolojiyi doktora gelirken ona soracağınız soruları çıkarmak için kullanın ancak kendi kendinize teşhis koymayın” uyarısında bulundu.
2025 yılında Kanada’daki University of Waterloo araştırmacılarının yaptığı çalışmada, ChatGPT-4o’ya gerçek hasta sorularına benzetilen açık uçlu teşhis soruları yöneltildi. Sonuçta cevapların yalnızca yüzde 37’si doğru bulundu, yaklaşık üçte ikisinin ise yanlış veya belirsiz olduğu belirtildi. Araştırmacılar “yanlış bilgilendirme riskinin hâlâ yüksek olduğu” uyarısında bulundu.
Son dönemlerde kadınların tehlikeli bir sosyal medya akımına kapıldığını söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Özlem Pata, menopoz dönemindeki uygun kadınlara kalp ve kemik sağlığını korumak üzere önerilen östrojen jellerinin kozmetik amaçlarla yüz ve dekolte bölgesinde kullanılmaya başladığını belirterek, bu durumun meme kanseri riskini artırabileceği uyarısında bulundu.
Türk Alman Jinekoloji Eğitim Araştırma ve Hizmet Vakfının (TAJEV) Van’da düzenlediği “Kadın Sağlığına Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu”nda sorularımızı cevaplayan Prof. Dr. Pata, yüze sürülen östrojenin deriden emilerek kana karışabileceğini ve bu durumun vücuttaki hormon dengesini etkileyebileceğini belirterek “Bu ürünler tıbbi üründür, kadın doğum doktorlarının kontrolünde bacak ve ön kol içine sürülerek kullanılabilir. Ancak kozmetik amaçlarla göğüs bölgesine yakın sürüldüğünde özellikle yüksek dozlu ve kontrolsüz kullanımlar, meme kanseri başta olmak üzere östrojen duyarlı durumlar için risk faktörü oluşturabilir. Bu ürenler belirli markalarda yurt dışından getirtilerek kadın sağlığında kullanılıyor. Oysa ülkemizde merdiven altında bioeşdeğer ürün tanımlamasıyla üretilen ve sosyal medya aracılığı ile pazarlanan bu ürünlerin içinde ne kadar etken madde olduğu bilinmiyor. Bu yönüyle de kadın sağlığını tehdit ediyor” dedi.