Bazı gerçek hayatlar da dışarıdan bakıldığında masal gibi görünür. Bazıları gerçekten öyle sürüp gider. Ama bazen bu tür pırıltılı, ışıltılı hayatlar bir anda bambaşka bir hale bürünebilir. O peri masalı biter, kahramanları için hayat karanlık bir kabusa dönüşür.
Bu tür öykülerin kahramanları da genelde tahtta oturan monarşi ailelerinin üyeleri olur.
25 YILDIR İYİLEŞMEYEN HASTALIK... EVLAT ACISI
İşte son zamanlarda yine savaşla gündemde olan İran'ın son imparatoriçesi Farah Diba'nın ya da evlendikten sonraki adıyla Farah Pehlevi'nin hayatı da böyle.
İşin o kısmını az sonra kısaca hatırlayacağız ama şimdi Farah Pehlevi'nin yüzüne yerleşen o büyük acının sebeplerinden birine değinelim. Daha doğrusu bundan 25 yıl önce yaşadığı ve asla dinmeyen acısına. Farah Diba'nın bu büyük acısı daha iki gün önce bir kez daha tazelendi.
Farah ve İran'ın son şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin dört çocuğundan en küçüğü olan Leyla Pehlevi, bundan 25 yıl önce 10 Haziran 2001 günü kendi isteğiyle hayata veda etti.
O sırada sadece 31 yaşındaydı.
Leyla Pehlevi, 10 Haziran 2001 günü hayata veda etti. Elbette onu hiçbir gün unutmuyor ama annesi için en zoru ölüm yıldönümü.
DÜNYANIN EN ŞANSLI KADINIYDI... ÇEKMEDİĞİ ACI KALMADI
1979 yılında yaşanan devrim nedeniyle 9 yaşındayken ailesiyle birlikte ülkesini terk eden Leyla, Londra'daki Leonard Otel'de kiraladığı odada cansız halde bulundu.
Leyla, zaten uzun süredir anoreksiya nedeniyle zaten iyice güçten düşmüştü. Onun ölümü elbette annesi için büyük bir darbe oldu. Zaten daha öncesinde kocası Muhammed Rıza 1980 yılında hayata veda etmişti.
İşte bir zamanlar dünyanın en güzel giyinen, en şanslı kadınlarından biri olarak kabul edilen Farah Pehlevi, kocasından sonra hayatının en büyük ikinci acısını böyle yaşamış oldu.
Farah Pehlevi, anılarını kaleme aldığı kitabında aradan kaç yıl geçerse geçsin evlat acısının hiç dinmediğini bu acıdan iyileşmenin bir yolu olmadığını yazmıştı.
Farah Pehlevi, gencecik bir kızken İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi ile evlendiğinde o dönemin "peri masalı prensesi" ilan edilmişti..
DEPRESYONDAN BİR TÜRLÜ KURTULAMADI
İran'dan kaçan Şah ve ailesi ülkeden ülkeye dolaştı. Sonunda ABD'ye gittiler ve öğrenim hayatını da orada tamamladı. Aslında iyi eğitimli bir çocuktu Leyla. Kendi ana dili Farsça'nın yanı sıra akıcı şekilde İngilizce, Fransızca konuşuyordu. Biraz da İspanyolca ve İtalyanca biliyordu.
Hayatını da artık kendi ayakları üzerinde durabilen bir genç kadın olarak İngiltere ve Fransa arasında sürdürüyordu.
Üniversite eğitimi hakkında ise söylenceler farklı. Bazılarına göre Rphode Island'daki Brown Üniversitesi'nde edebiyat ve felsefe eğitimini tamamladı. Bazılarına göre de bozuk olan sağlığı yüzünden üniversiteyi bıraktı.
Londra'da yaşarken Valentino için kısa süre modellik yaptı. Ama anoreksiya, kronik yorgunluk ve şiddetli depresyondan bir türlü kurtulamamıştı.
Ölümünden sadece bir yıl önce söylediği sözler ise özellikle ailesinin hafızasından hiç silinmedi. Leyla: "Evimden hiç ayrılmamış gibi İranlı kalmaya devam ediyorum" demişti.
AYNI ACIYI İKİNCİ KEZ YAŞADI
Onun ölümü tüm ailesini ama en çok annesi Farah Diba'yı yıktı. Yine de en küçük çocuğunun ölümü onun son büyük acısı değildi.
Çünkü ondan tam 10 yıl sonra bu kez Muhammed Pehlevi ile evliliğinden doğan küçük oğlu Ali Rıza hayata veda etti. O da kardeşi gibi "dayanılmaz" diye tanımladığı hayatına kendi elleriyle son vermişti.
Bir zamanlar dünyanın en şanslı kadını olarak bilinen Farah Diba'nın şu anda 63 yaşında olan Farahnaz adında bir kızı daha bulunuyor. Ama o ortalarda görünmüyor ve münzevi bir hayat yaşıyor.
Küçük oğlunu da kaybeden Farah Pehlevi'nin büyük kızı Farahnaz ise inzivada yaşıyor.
TEK DAYANAĞI EN BÜYÜK OĞLU
1959 yılında gencecik bir kızken kendisinden 19 yaş büyük Muhammed Rıza Pehlevi ile evlenen Farah Diba'nın en büyük oğlu Rıza ise onun en büyük dayanağı artık. Aslında babasının yerine Şah olacakken bunu kaybeden Rıza Yasmine Pahlavi ile bir evlilik yaptı. Üç kızı ile birlikte ABD'de yaşıyor.
Ülkesinin geleceği için veliahtlar doğurması için İran sarayına gelin giden Farah Diba ise artık 87 yaşında.
Geçmiş hayatının pırıltılarına sonradan yaşadığı acıları katık eden eski imparatoriçe, büyük oğlu, gelini, torunlarıyla birlikte günlerini geçiriyor.
VELİAHT DOĞURMADILAR DİYE İKİ KARISINDAN DA BOŞANMIŞTI
Bu arada küçük bir hatırlatma... Muhammed Pehlevi ilk evliliğini Mısır Prensesi Fevziye ile yaptı. Bir kız çocukları oldu. Ama tahta veliaht için erkek çocuklar gerekiyordu. Bu yüzden Fevziye, Şahnaz adlı kızıyla birlikte sürgüne gönderildi.
Şah ikinci evliliğini Süreyya İsfendiyari ile yaptı. Bu güzeller güzeli genç kadın da çocuk doğuramadığı için ondan boşandı. "Hüzünlü prenses" olarak anılan Süreyya, Paris'te yapayalnız hayata veda etti.
Şah, ilk karısı Mısır Prensesi Fevziye'yi de erkek değil kız doğurduğu için sürgüne yolladı.
AMA DOĞAN VELİAHTLARIN KADERİ DE ONUN HAYALİNDEKİ GİBİ OLMADI: Farah Diba ise dört çocuk dünyaya getirdi. Bunlardan ikisi erkek ikisi kızdı. Yani artık ailenin veliahtları vardı. Ama onlar da ülkelerinin tahtına hiç ulaşamadılar. İran Şahı'nın ailesinin yaşadığı bu trajedilerin Pehleviler'in üzerinde bir lanet olduğu şeklindeki şehir efsanesini tetiklediğini de not düşelim.