Ana içeriğe geç

Yaş alırken yüzleşmek

Yaş almak kaçınılmaz. Yaş alırken bakımlı, sağlıklı ve kendin gibi kalmak ise bir tercihtir. Amaç yılları yüzümüzden silmek değil, yaşımızın en iyi hâlini taşımaktır.

Yaş alırken yüzleşmek
Hürriyet
16

Güzellik sektöründe yıllardır en sık duyulan cümlelerden biri şu: “Eskisi gibi görünmek istiyorum.”

Bu cümleyi yalnızca fiziksel bir değişim isteği sanıyordum.

Ancak zamanla fark ettim ki bu sözün altında çoğu zaman çok daha farklı duygular yatıyor.

İnsan bazen eski cildini değil, daha enerjik olduğu günleri, daha az yorulduğu dönemleri ya da kendine daha fazla vakit ayırabildiği zamanları özlüyor.

İşte tam da bu noktada kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Gerçekten eskisi gibi mi görünmek istiyoruz, yoksa yaşımızın en iyi hâlini mi yaşamak istiyoruz?

Çünkü ikisi arasında çok büyük fark var.

Bugün sosyal medya ve gelişen teknoloji sayesinde her gün kusursuz görünen yüzlerle karşılaşıyoruz.

Farkında olmadan kendimizi 20’li yaşlarımızdaki hâlimizle bile kıyaslamaya başlıyoruz.

Oysa 20 yaşındaki bir cilt ile 40 yaşındaki bir cildin aynı görünmesini beklemek, doğanın akışına karşı çıkmaktır.

Ama bu, şu anlama da gelmez: 40 yaşındaki bir cilt ışıldayamaz.

Düzenli bakım yapan, güneşten korunan, doğru ürünler kullanan ve kendine özen gösteren 50’li yaşlardaki birinin cildi, ihmal edilmiş birçok genç ciltten çok daha canlı ve sağlıklı görünebilir.

İşte bu yüzden güzellikte yaşın değil, özenin belirleyici olduğuna inanalım.

Son yıllarda güzelliğin yalnızca genç görünmekten ibaret olduğu gibi yanlış bir algı oluştu. Bu tamamen yanlış. Çünkü yaş almak, mimiklerimizi kaybetmek demek değildir.

YÜZÜMÜZÜN KARAKTERİ KAYBOLMAMALI

Bizi biz yapan şey yalnızca pürüzsüz bir cilt değildir.

Gülüşümüz, bakışımız, şaşırdığımızda yükselen kaşlarımız, yıllar içinde oluşan mimiklerimiz...

Bunların hepsi karakterimizin bir parçasıdır.

İşte tam da bu yüzden genç görünmeye çalışırken yüzümüzün karakterini kaybetmeyelim.

İnsanlar size baktığında “Ne yaptırmış” yerine, “Nasıl oluyor da her geçen yıl daha da iyi gözükmeyi başarabiliyor” demeli.

Bir diğer önemli konu ise şu:

Bazen yaş almayı doğal halimizle karşılarken, kendimizi ihmal etmiş gibi hissediyoruz.

Üzerine bir de kendimizi suçluyoruz, vakit ayıramadığımız için bahaneler üretiyoruz.

Dışarıda gördüğümüz kötü örneklerden haklı olarak korkup, güzellik salonlarına adım atmaktan korkuyoruz.

Ve tüm bu bahanelerle aslında kendimizi ihmal ediyoruz.

Oysa yaş almak başka, kendini ihmal etmek bambaşka bir şey.

Yıllar hepimiz için geçiyor.

Ancak cildimize gösterdiğimiz özen, yılların yüzümüzde nasıl iz bırakacağını büyük ölçüde belirler.

Bazen tek bir uygulamadan mucize bekliyoruz.

Oysa cilt de tıpkı spor yapmak gibidir.

Bir gün spor yaparak istediğimiz sonuca ulaşamayacağımız gibi, tek bir bakım uygulaması da yılların etkisini ortadan kaldıramaz.

Asıl değişimi sağlayan şey istikrardır.

Düzenli cilt bakımı, doğru içeriklerle desteklenen ev rutinleri, güneş koruyucu kullanımı, kaliteli uyku, yeterli su tüketimi, stres yönetimi ve ihtiyaç duyulduğunda alınan profesyonel destek...

Bunların hiçbiri tek başına mucize değildir.

Ama yıllar boyunca düzenli uygulandığında aynaya baktığınızda farkı siz de görmeye başlarsınız.

Belki de bu yüzden güzellikte en sevdiğim kelime “ölçüden” sonra “istikrar”dır.

Çünkü bir gün yapılan yoğun bakım değil, yıllarca sürdürülen doğru alışkanlıklar cildimize gerçek yatırımı yapar.

Belki de kendimize yaptığımız en büyük haksızlık, aynaya sadece kusurlarımızı görmek için bakmamız.

Ve kendimiz için bizi mutlu edecek ufak dokunuşların öneminin farkında olmamak...

Aynaya baktığınızda yılların geçtiğini görmekten korkmayın.

Asıl görmek istemediğiniz şey, kendinize göstermediğiniz özenin izleridir.

Zamanı durduramayız ama izlerini tamamen silmeden, en soft haliyle yüzümüzde taşıyabiliriz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler