Ana içeriğe geç

Masumiyet Müzesi dizisi severlere müjde: Orhan Pamuk’tan yeni senaryo sürprizi

Orhan Pamuk'un yeni yayımlanan Kelimeler ve Resimler kitabında, yıllar önce hazırlanmış ancak hiç çekilmemiş bir senaryo var.

Masumiyet Müzesi dizisi severlere müjde: Orhan Pamuk’tan yeni senaryo sürprizi
Medyaradar
16

Masumiyet Müzesi romanının Netflix dizisine uyarlanmasıyla ardından dikkatleri yeniden üzerine çeken yazar Orhan Pamuk, son kitabında yer alan alternatif senaryo metni ile merak uyandırdı.

Odatv'de yer alan habere göre; Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Kelimeler ve Resimler – Seçme Hatıralar, Yazılar ve Bir Hikâye adlı kitapta yer alan "Kelimeler ve Resimler (Çekilmemiş Bir Video İçin Senaryo)" başlıklı bölüm, Pamuk'un hiç çekilmemiş bir video için hazırladığı senaryoyu gün yüzüne çıkardı. Kitapta kişisel anılarından yazarlık serüvenine, resim tutkusundan Masumiyet Müzesi'nin hikâyesine kadar birçok konuya yer veren Pamuk, bu bölümde edebiyat ile resim arasındaki ilişkiyi bir film diliyle anlatmayı deniyor.

Masumiyet Müzesi dizisi severlere müjde: Orhan Pamuk’tan yeni senaryo sürprizi - Resim : 1

“AĞAÇ” İLE BAŞLAYAN HİKAYE
İki sütun halinde tasarlanan metnin sol tarafında anlatıcı, sağ tarafında ise kamera hareketleri ve sahne notları yer alıyor. Pamuk, ilkokul yıllarında öğretmenin tahtaya "AĞAÇ" yazdığında zihninde bir ağaç resmi belirdiğini, daha sonra resim dersinde çizilen ağacı gördüğünde ise kafasında bir fikrin oluştuğunu anlatıyor.

Senaryoda küçük Orhan'ın zihnindeki kelimeler ile resimlerin birbirine karışması görsel olarak tasarlanırken, yazarın çocukluğundan itibaren yaşadığı yaratıcılık sürecinin izleri sürülüyor.

RESİMDEN YAZIYA
Pamuk, senaryoda gençlik yıllarında ressam olmak istediğini, ancak 22 yaşındayken resim yapmayı bırakıp roman yazmaya başladığını anlatıyor.

Metin ilerledikçe Kara Kitap, Masumiyet Müzesi, Kafamda Bir Tuhaflık ve Veba Geceleri gibi eserlerine göndermeler yapan yazar, edebiyat ile resim arasındaki ilişkiyi Horatius ve Lessing'in fikirleri üzerinden yorumluyor.

MÖ 1. yüzyılda yaşayan Romalı şair Horatius, "Edebiyat resim gibidir" sözüyle şiir ve resmin aynı estetik amaca hizmet ettiğini savunuyordu. 18. yüzyılda yaşayan Alman yazar ve sanat kuramcısı Gotthold Ephraim Lessing ise iki sanat dalı arasındaki farkı vurgulayarak, edebiyatın zaman içinde ilerleyen bir anlatı kurduğunu, resmin ise mekan içinde donmuş bir anı gösterdiğini ileri sürmüştü. Pamuk da kendi yazarlık serüvenini anlatırken bu iki yaklaşımı bir araya getiriyor.

KELİMELER Mİ, RESİMLER Mİ
Senaryonun finalinde ise Pamuk'un Columbia Üniversitesi'nde öğrencileriyle yaptığı bir deney yer alıyor.

Öğrencilerinden gözlerini kapatıp belirgin bir düşünceyi zihinlerinden geçirmelerini isteyen Pamuk, ardından akıllarından düşünce olarak resmin mi yoksa kelimelerin mi geçtiğini soruyor. Yazar, öğrencilerinin bu soruya kesin cevap veremediğini anlatırken kendisinin de hala bilmediğini aktarıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler