Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz ve geçim sıkıntısı, ne yazık ki en çok çocukları vuruyor. Aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla eğitim hayatını yarıda bırakıp ağır ve güvencesiz iş kollarında çalışmak zorunda kalan çocukların sayısı her geçen gün artıyor. TÜİK'in çocuk verileri üzerinden bir açıklama yapan ÇYDD, acı tabloyu net rakamlarla ortaya koydu.

ERKEK ÇOCUKLARINDA ÇALIŞMA ORANI YÜZDE 36,5’E ULAŞTI
TÜİK verilerini referans göstererek çocukların fırsat eşitliğinden mahrum kaldığını belirten ÇYDD, resmi hesabından şu sarsıcı gerçeği paylaştı:
"Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) çocuk verilerine göre, 15-17 yaş grubundaki çocuklarda çalışma oranı kız çocuklarında %13,9, erkek çocuklarında ise %36,5'tir. Açıklanan veriler; çocukların eğitim, gelişim ve sosyal yaşam haklarına eşit ölçüde erişemediğini gösterirken, çocuk işçiliğinin boyutlarını da gözler önüne seriyor."
SERMAYENİN ÇARKINDAN OKUL SIRALARINA
Çocuk işçiliğinin sadece ekonomik bir sorun değil, bir insan hakları ihlali olduğunu vurgulayan dernek, yıllardır sessiz sedasız yürüttükleri Üretimden Yeniden Eğitime Projesi (ÜYEP) ile çocukları fabrikalardan ve tarlalardan çekip aldıklarını duyurdu. 2013 yılından beri pes etmeden mücadele ettiklerini belirten ÇYDD, projeye dair şu bilançoyu açıkladı: "Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak, çocuk işçiliğinin son bulması ve her çocuğun eşit, nitelikli eğitime erişmesi için mücadelemizi sürdürüyor; bu amaçla başlattığımız Üretimden Yeniden Eğitime Projesi’ne (ÜYEP) 2013 yılından beri devam ediyoruz. Proje kapsamında, 157 çocuğun yeniden eğitim hayatına dönmesine katkıda bulunduk."

ÇYDD, her vatandaşın bu mücadeleye omuz vermesi gerektiğinin altını çizdi. Paylaşım, şu duygu dolu ve kararlı sözlerle son buldu:
"Çocukların çalışma yaşamında değil; okulda, bilimle, sanatla ve oyunla büyüdüğü bir gelecek için dayanışmayı büyütüyoruz. Katkılarınızla daha fazla çocuğun eğitimine destek oluyor, yarınlarına umut taşıyoruz. Çünkü her çocuk; eşit, nitelikli ve çağdaş bir eğitimi hak eder. Çocukların yükü çalışmak değil, düş kurmak olmalıdır."