Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ile SETA Vakfı iş birliğinde düzenlenen "Müttefikler Ankara'da" programında yaptığı konuşmada, NATO'nun kritik bir süreçten geçtiğini belirtti.
İttifakın karşı karşıya olduğu güvenlik ortamının giderek daha karmaşık hale geldiğini ifade eden Güler, "İttifak için önemli bir dönemden geçiyoruz. NATO için önemli bir noktadayız. Avrupalı müttefikler daha fazla sorumluluk üstlenmeli. Türkiye'nin deneyimi bu süreçte büyük önem taşıyor" dedi.
"Son çatışmalar küresel riskleri gözler önüne serdi"
İran, İsrail ve ABD arasında yaşanan son gerilimin yalnızca bölgesel değil küresel sonuçlar doğurduğunu söyleyen Güler, füze ve insansız hava aracı saldırıları ile deniz ulaşımındaki aksaklıkların tehditlerin birbirine ne kadar bağlı olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
Bakan Güler, "İran-İsrail-ABD'yi kapsayan son çatışma, bölgesel krizlerin nasıl küresel sonuçlar doğurabildiğini göstermiştir" ifadelerini kullandı.

Öncelik hava savunması ve uzun menzilli sistemler
Türkiye'nin önümüzdeki dönemde savunma yatırımlarına hız vereceğini belirten Güler, NATO'nun kabiliyet hedefleri ile milli ihtiyaçların birlikte değerlendirildiğini söyledi.
Güler, "Önümüzdeki üç yıl içinde hava ve balistik füze savunması, uzun menzilli atış sistemleri ile insanlı ve insansız sistemlerin tedarikine öncelik veriyoruz." diye konuştu.
"50 askeri geminin inşası sürüyor"
Türk savunma sanayiinin ulaştığı seviyeye dikkat çeken Bakan Güler, insansız sistemlerden elektronik harbe, mühimmattan deniz platformlarına kadar birçok alanda önemli ilerlemeler kaydedildiğini ifade etti.
Bugün ihracat projeleri de dahil olmak üzere Türkiye'de 50 askeri geminin yapımının sürdüğünü belirten Güler, bu kabiliyetlerin yalnızca Türkiye için değil NATO'nun üretim ve yetenek açıklarının kapatılması açısından da önemli katkılar sağlayacağını söyledi.
"Rekabet değil ortak üretim"
Savunma sanayiinde dışlayıcı yaklaşımların doğru olmadığını vurgulayan Güler, Türkiye'nin iş birliğini esas alan bir anlayışı savunduğunu belirtti.
Bakan Güler, "Türkiye, savunma sanayii alanında rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi ve kısıtlamalar yerine güvenliğe dayalı iş birliğini savunmaktadır. İttifak ruhu kısıtlamalarla değil, dayanışma ve ortak vizyonla güçlenmektedir." dedi.
"Avrupa'nın savunması NATO'yu güçlendirmeli"
Avrupa güvenlik mimarisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Güler, Avrupa'nın savunmaya daha fazla katkı sunmasını memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunun NATO ile rekabet eden bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini söyledi.
Avrupa güvenlik girişimlerinin AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini de kapsaması gerektiğini vurgulayan Güler, "Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayii, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye'nin dışlanması, Avrupa'yı daha güvenli hale getirmeyecektir." ifadelerini kullandı.
"Ankara Zirvesi kritik bir eşik"
Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığını belirten Güler, zirvede ittifakın birlik ve beraberliği, savunma yatırımları, savunma sanayii üretimi, Ukrayna'ya destek ve caydırıcılığın ele alınacağını söyledi.
Ankara'dan verilecek mesajın net olması gerektiğini dile getiren Güler, "5'inci maddeye olan bağlılığımız sarsılmazdır ve siyasi taahhütler güvenilir askeri güçle desteklenecektir." diye konuştu.
Yapay zekâ ve bilişsel harp vurgusu
Güler, NATO'nun geleceğinde yalnızca klasik askeri unsurların değil, yapay zekâ, bilişsel harp, yazılım tanımlı kabiliyetler, güvenli veri altyapısı ve stratejik iletişimin de belirleyici olacağını ifade etti.
"Günümüzde caydırıcılık yalnızca tanklar, uçaklar ve gemilerle inşa edilemez." diyen Güler, güvenilir tedarik zincirleri, korunan kritik altyapılar ve dayanıklı toplumların da güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.
"NATO'nun dönüşümünü destekleyeceğiz"
Konuşmasının sonunda Türkiye'nin NATO içinde sorumluluk üstlenen ve savunma yatırımlarına önem veren bir müttefik olduğunu belirten Bakan Güler, "Türkiye, NATO'nun yükünü paylaşan, sahada sorumluluk üstlenen ve geleceğin kabiliyetlerine yatırım yapan bir müttefiktir. Bundan sonra da NATO'nun savunma ve caydırıcılığına katkı sağlamaya ve NATO'nun dönüşümünü aktif şekilde desteklemeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.