Rojin Kabaiş’in ailesinin avukatı, ölüm nedeninin aydınlatılması için diatom testi yapılmasını ve ATK raporunun yeniden incelenmesini isteyecek. Gerekirse mezarın açılması da (fethi kabir) talep edilecek. Rojin'in suda mı boğulduğu yoksa boğulup mu göle atıldığını belirleyecek olan diatom testinin çok önceden yapılması gerektiğini de adli tıp profesörleri açıklayıp eleştirdi.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma sürüyor. Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, ölüm nedeninin bilimsel verilerle belirlenmesi için savcılığa yeni talepler sunacaklarını açıkladı.
Karabulut, diatomtesti yapılmasını, Adli Tıp Kurumu raporunun üç kişilik uzman heyeti tarafından yeniden incelenmesini ve gerekli görülmesi hâlinde “fethi kabir” kararı verilmesini isteyeceklerini söyledi.
ADLİ TIP HOCASI EKSİKLİK DEYİP ELEŞTİRDİ! NEDEN BU ZAMANA KADAR YAPILMADI BU TEST?
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü’nden Prof. Dr. Emel Hülya Yükseloğlu ise diatom testinin ilk incelemelerde yapılmamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi. Yükseloğlu, "Bu test, Rojin'in suda boğularak mı öldüğünü yoksa öldürüldükten sonra mı suya atıldığını ortaya çıkarabilirdi" dedi.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kaldığı KYK yurdundan ayrıldıktan sonra kayboldu. Kabaiş’in cansız bedeni, 18 gün süren arama çalışmalarının ardından 15 Ekim 2024’te Van Gölü’nün Mollakasım sahilinde bulundu.
Ölümü "şüpheli" olarak kayıtlara geçen Kabaiş’in dosyasına ilişkin adli süreç devam ediyor.
AİLE TESTİ İSTEDİ
Kısa Dalga’dan Gülseven Özkan'ın haberine göre; ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, ATK raporundaki boğulma değerlendirmesinin kesin bir bilimsel veriye dayanmadığını savundu.
Karabulut, rapora ilişkin şunları söyledi:
"Adli Tıp raporunda ‘boğularak, yani suda boğulma sonucu öldüğü değerlendirmesi kabulü gerekir’ şeklinde bir ibaret var. Bu kabul bilimsel bir veriye dayanmıyor. Net değil. Bunun bir kere netleşmesi gerekir. Bunun netleşmesinin en önemli yolu da diatom testidir. Diatom testinin bugüne kadar yapılmamış olmasının önemli bir eksiklik. Testin mutlak surette yapılması gerekirdi şu ana kadar.”
Testin mevcut kan ve eküvyon örnekleri üzerinden yapılabileceğini belirten Karabulut, bunun mümkün olmaması hâlinde mezarın açılmasının gündeme geleceğini söyledi.
Karabulut, "Elimizdeki mevcut kan örnekleriyle ve Rojin'in cesedinden alınan eküvyon örnekleriyle, halihazırda olanlarla test mümkünse fethi kabir olmayabilir. Ancak aradan uzun zaman, iki yıla yakın bir zaman geçmiş. Fethi kabir yapmak zorunda kalacağız. Kemiklerden de numuneler alınacak. Her halükarda diatom testini talep edeceğiz. Yani ölümün neye bağlı olduğu... Öldürüldükten sonra mı göle atılmış yoksa göle atıldıktan sonra mı boğulma olayı gerçekleşmiş?" ifadelerini kullandı.
Aile avukatı, ATK raporunun alanında uzman üç profesörden oluşan bir bilirkişi heyeti tarafından baştan sona incelenmesini de talep edeceklerini açıkladı.
Karabulut, şu ifadeleri kullandı:
“Van Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuracağız. Adli Tıp raporuyla ilgili baştan sona kadar alanında uzman olan üç profesöre inceletilmesini talep edeceğim. Bilirkişilerden doyurucu olmayan kısımlar açısından incelenilmesini ve görüş bildirmesini talep edeceğim. Ciğerlerine su çıkmadığı için bu da boğularak ölmediği anlamına gelir. Adli tıpın bu anlamda bize doyurucu, net bir bilgi vermesi gerekir.
Bana göre kesinlikle intihar ihtimali yok. Yani bu da katledilmiş, cinayete kurban gitmiş bir kızımız söz konusu. Bu konuda benim kanaatim nettir. Ama daha bilimsel verilere dayandırılarak maddi hakikatin ortaya çıkartılması açısından bu önemli.”
SAVCILIK 5 KRİTİK TALEBİ KABUL ETTİ
Karabulut, önceki cuma günü faillerin ortaya çıkarılması amacıyla Van Cumhuriyet Başsavcılığına beş ayrı talepte bulunduklarını açıkladı. Taleplerin tamamının kabul edildiğini belirten Karabulut, soruşturmanın zarar görmemesi için ayrıntıları paylaşmadı.
Karabulut, “Cuma günü failleri ortaya çıkarmaya yönelik beş önemli hususta talepte bulunduk. Beş hususta da talebimiz karşılandı. Bununla ilgili çalışmalar var. İçeriğini söylememiz soruşturmaya zarar verebilir. Savcılık taleplerimiz konusunda çok hassas ve bütün taleplerimizi de yerine getiriyor bu aşamada. Yani reddedilen bir talebimiz yok” dedi.
BU TEST HANGİ SORUYA YANIT VERİYOR?
Prof. Dr. Emel Hülya Yükseloğlu, diatom testinin şüpheli suda ölüm vakalarında uygulanan temel incelemelerden biri olduğunu söyledi. Testin, kişinin canlıyken suda bulunup bulunmadığının anlaşılmasına yardımcı olduğunu belirtti.
Yükseloğlu, testin amacını şu sözlerle anlattı:
"Suda canlı boğulup boğulmadığını anlamak için yapılır. Yani bir insan öldürülerek mi suya atıldı yoksa gerçekten suda boğuldu mu? O yüzden özellikle şüpheli suda boğulma vakalarında ölümün boğulmadan mı yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığını anlamak için yapılır."
Diatomların suda yaşayan tek hücreli algler olduğunu belirten Yükseloğlu, inceleme sırasında sudan ve kişinin akciğerlerinden alınan örneklerin karşılaştırıldığını söyledi.
Yükseloğlu, “Eğer canlıysa, nefes alıyorsa suyu yutmuş olmalı. Dolayısıyla akciğerlerinden ve boğulduğu sudan örnek alınarak bu diatom dediğimiz aslında tek hücreli bir alg mikroskop altında karşılaştırılır” dedi.
Testin cansız beden bulunduğu sırada yapılması hâlinde daha sağlıklı sonuç alınabileceğini belirten Yükseloğlu, “Eğer bu kız, ceset yeni geldiğinde alınsaydı çok başarılı bir sonuç olurdu” diye konuştu.
Yükseloğlu, testin soruşturmada yanıtlayabileceği temel soruyu şöyle açıkladı:
"Diatom testi, o suyu yuttuğunu yani suda canlı olduğunun, boğularak öldüğünün kanıtı olurdu. Biz bilmiyoruz şimdi bu kızcağız gerçekten boğularak mı öldü yoksa bir yerde öldürülüp atıldı mı suya, onu ortaya çıkarıyordu."
SUYUN TÜRÜ BİLE BELİRLENİYOR
Diatom incelemesinin yalnızca boğulma ihtimaline ilişkin bilgi vermediğini belirten Yükseloğlu, kişinin bulunduğu suyun türünün de belirlenebileceğini söyledi.
Yükseloğlu, "Özellikle tatlı su mu, tuzlu su mu farkını da diatom yoğunluğundan anlarsınız. Böylece su farkına da bakabiliyorsunuz. Yani bu bir deniz suyu mu yoksa bir göl suyu mu bunu da anlatıyor size. Pek çok şey çıkarıyor ortaya." dedi.
KEMİK İLİĞİNDEN ALINABİLİR
Rojin Kabaiş’in ölümünün üzerinden uzun süre geçtiği için akciğer ve karaciğer gibi yumuşak dokuların incelenmesinin zorlaştığını belirten Yükseloğlu, kemik iliğinin hâlâ önemli veriler sağlayabileceğini ifade etti.
Yükseloğlu, ”Şu anda Rojin'in akciğerleri çürümüştür. Karaciğer de çürümüştür ama kemik iliğinden alınabilir. Kemik iliği en korunaklı, sağlam doku. Organlar, yumuşak organlar çabuk çürür ama kemik öyle değildir. Mesela DNA için de çok korunaklıdır. DNA sonuçları da güzel çıkabilir. Eğer organlarda, kemik iliğinde bulunan diatomlar özellikle boğulma suyu ile eşleşiyorsa kişinin canlıyken su yuttuğunu ve boğulduğunu anlarız burada” dedi.
MEZARI AÇILSA DA KESİN SONUÇ ELDE EDİLMEYEBİLİR
Yükseloğlu, mezarın açılarak yeniden örnek alınması hâlinde kesin sonuç elde edileceğinin garanti edilemeyeceğini belirtti.
Prof. Dr. Yükseloğlu, bu ihtimali "Fethi kabir yapılsa istenilen şey çıkmayabilir de. Ama yine de bir denemek lazım. Buna ben net olur ya da olmaz diyemem” sözleriyle değerlendirdi.
Otopsi sırasında alınan dokuların durumuna da değinen Yükseloğlu, “Elde akciğer dokusu varsa mikroskop altında incelenebilir. Ama akciğer dokusunu ya da alınan dokuları genelde toksikolojik analizler için kullanıyorlar” dedi.
Eküvyon örneklerinden sonuç alınıp alınamayacağının kesin olmadığını belirten Yükseloğlu, "Eküvyon dedikleri swap gibi alınan örneklerdir. Ama bunun içinde var olup var olmadığını söyleyemem. Hem üzerinden zaman geçmiş. Literatüre bakıp konuşmak lazım. Dünyada bunun bir örneği var mı, ne kadar zamana kadar diatom bulunuyor, ona bakıp konuşmak lazım” ifadelerini kullandı.
"EN DOĞRUSU BULUNDUĞUNDA ÖRNEĞİN ALINMASIYDI"
Diatom testinin şüpheli boğulma vakalarında standart incelemeler arasında bulunduğunu belirten Yükseloğlu, testin son dönemde yeterince uygulanmadığını söyledi.
Yükseloğlu, ”Normal şartlarda çok önemli bir şey. Atlanılmaması gerek ama nedense son zamanlarda bu diatom testi çok yapılmıyor. Aslında yapılması gerek. Özellikle bu bir standart. En doğrusu ölüm gerçekleştiği an hem o sudan örnek almak hem de kişinin akciğerlerinden örnek almak en doğrusuydu. Hele ki suda boğulmalarda gerçekten çok önemli bir veriydi. Bunun yapılmaması, çok yazık olmuş, önemli eksiklik” diye konuştu.
Testin zamanında yapılması hâlinde soruşturmanın daha sağlam bilimsel veriler üzerinden yürütülebileceğini belirten Yükseloğlu, “Kesinlikle en azından oradaki genç kızın suda boğularak ölüp ölmediğini anlardık. Canlı suyu yutup boğulduğunu anlardık. Yani oraya taşındı mı yoksa suda boğuldu mu?” dedi.