Ana içeriğe geç

Yunan diplomatın "Bakan Gerapetritis, Hakan Fidan’a yalvardı" feryadının arkasındaki kirli kumpas ifşa oldu

Yunanistan’ın tecrübeli diplomatlarından Emekli Büyükelçi Giorgos Aifantis, katıldığı canlı yayında Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis’in, mevkidaşı Hakan Fidan’a "Mavi Vatan Yasası'nı erteleyin" diye yalvardığını öne sürdü.

Yunan diplomatın "Bakan Gerapetritis, Hakan Fidan’a yalvardı" feryadının arkasındaki kirli kumpas ifşa oldu
Türkiye Gazetesi
16

Yunanistan’ın tecrübeli diplomatlarından Emekli Büyükelçi Giorgos Aifantis, katıldığı canlı yayında Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis’in, mevkidaşı Hakan Fidan’a "Mavi Vatan Yasası'nı erteleyin" diye yalvardığını öne sürdü.

Yunanistan’da daha önce SYRIZA lideri Aleksis Çipras’ın diplomatik danışmanlığını da yürütmüş olan Emekli Büyükelçi Giorgos Aifantis, "N" kanalında katıldığı canlı yayında Atina-Ankara hattındaki gizli diplomasiye dair önemli açıklamalarda bulundu.

Haziran ayında Sofya’da düzenlenen Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (SEECP) Zirvesi marjında Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında gerçekleşen temasa değinen Aifantis, katıldığı programda şunları söyledi:

"Bugün basında üç güvenilir diplomatik kaynağa dayandırılarak aktarılan bilgiler doğrudur. Bakanımız Gerapetritis, Hakan Fidan’dan bir yasa tasarısı (Mavi Vatan Yasası) talep etti, adeta yalvardı. Bu ilk kez de olmuyor. Benzer bir durumu 2019 yazında Avrupa Konseyi Zirvesi’nde dönemin bakanı Katrugalos’un Çavuşoğlu’na seçimler öncesi gerginlik çıkmasın diye kanepeye oturup adeta yalvardığı süreçte Helsinki’de gözlerimle görmüştüm. Maalesef Yunanistan, seçim atmosferine girildiğinde diğerlerine ne yapmaları gerekiyorsa yapmaları için yalvarıyor."

"MAVİ VATAN İÇ HUKUK HALİNE GELİYOR, BİZSE HİÇBİR ŞEY YAPMIYORUZ"

Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki haklarını koruyan "Mavi Vatan" doktrininin Türkiye'de iç hukuk haline gelmek üzere olduğunu belirten Büyükelçi Aifantis, Atina'nın Temmuz ayındaki Ankara NATO Zirvesi öncesinde hiçbir strateji geliştiremediğine değinerek,"Bana Yunanistan’ın NATO Zirvesi'nde ne yapacağını soruyorsanız; cevap çok basit: hiçbir şey. Oturup önemsiz bir konuşma yapıp oradan ayrılacağız. Ciddi bir ülke, Ankara’daki masanın etrafında toplanan müttefiklere 'Ev sahibi beni Mavi Vatan stratejisiyle tehdit ediyor, askeri işbirliklerini onaylamam' derdi. Türkiye, F-35 programına yeniden dahil olmak istiyor, üreteceği KAAN combat uçakları için F-110 motorlarını alıyor, bölgesinde iki yeni NATO karargahı istiyor. Biz ise sahada bunlarla başa çıkamıyoruz. Subaylarımız ve bakanlarımız sadece kaybetmeye yetkinler." dedi.

"İRAN COĞRAFİ AVANTAJI KULLANIYOR, BİZ EGE’DE BUNU YAPAMADIK"

Hürmüz Boğazı krizine ve İran toplumunun direncine dikkat çeken Aifantis, Yunanistan'ın askeri doktrinini ve müttefiklik ilişkilerini şu çarpıcı kıyaslamayla eleştirdi:

"İranlıların Hürmüz Boğazı’nda yaptığı gibi, coğrafyanın sağladığı en büyük avantajı değerlendirmeliydik. Ege Denizi’ndeki coğrafi avantajımız, Türkiye’nin tek bir askeri harekatla adaların tamamını ele geçirmesine izin vermez ve adalardan saldırganın kıyılarına ateş yağdırılmasına imkan tanırdı. Ancak biz bunu yapamadık. Siyasi sistemimiz elindeki araçları kullanmıyor. Dışarıya, Başkan Trump’a, İngiliz veya İtalyan müttefiklerimize karşı 'Gerekirse taşlarla bile olsa topraklarımızı savunuruz' imajını vermediğimizde, o zaman herkes müttefik olarak senin yerine Türkiye ile birlikte hareket eder."

Emekli Büyükelçi Giorgos Aifantis’in ortaya attığı "yalvarma" iddiaları, aslında Yunanistan iç siyasetinin on yıllardır kurtulamadığı kronik bir korku hastalığının tipik bir dışavurumu. Gazeteci Özay Şendir de konuya ilişkin değerlendirmesinde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın muhataplarıyla her zaman güvene dayalı bağlar kuran, diplomasiye ve diyaloğa inanan ağırlıklı bir devlet adamı olduğuna dikkat çekmişti.

Diplomatik kaynaklar da bu rasyonel duruşu doğrularken; Bakan Fidan'ın, Atina'da iç siyasi ranta alet edilmek istenen "Türkiye karşıtlığı" furyasına tepki gösterirken bile sağduyulu çizgisini bozmayan Gerapetritis'i tamamen ayrı tuttuğunun altını çiziyor. Ankara'nın, bu yapıcı diyalog zeminini korumak adına Yunan mevkidaşını sert eleştirilerin ve polemiklerin tamamen dışında bıraktığı belirtiliyor.

Ankara, Yunanistan Dışişnel zemine inanan akıllı diplomatların iç siyasette yıpratılması, yerini kendi siyasi istikbali adına Türk-Yunan gerilimini tırmandırabilecek gerçeklikten kopmuş fanatiklere bırakabilir.

Yunanistan'da Mayıs 2027’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken, muhalif ve aşırı milliyetçi figürlerin "Türkiye ile savaş kapıda, topraklarımız elden gidiyor" korkutmacasını masaya sürmesi şaşırtıcı değil.

Oysa bugünkü gerçeklik oldukça farklı bir tablo sunuyor. Ege’deki adalarda Türk askeri değil, akın akın giden milyonlarca Türk turist bulunuyor. Atina’da gayrimenkul alarak oturma izni edinen Türk vatandaşlarının sayısı ise 20 bini aşmış durumda. Siyasetçilerin iddialarının aksine, ortada somut bir düşmanlık zemini bulunmuyor. Türkiye’nin Yunanistan’ın tek bir karış toprağında gözü olmadığı gibi, mevcut tüm deniz yetki alanları ve kıta sahanlığı uyuşmazlıkları tamamen uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınmakta.

Atina yönetimi için "Türkiye tehdidi" argümanı; ülkedeki düşük emekli maaşlarının, Batı Avrupa genelindeki en düşük asgari ücret sınırının, çiftçilerin bitmek bilmeyen sorunlarının, yolsuzluk iddialarının ve yargı mekanizmasındaki çürümenin üzerini örten kullanışlı bir siyasi şal işlevi görüyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler