Kemal Kılıçdaroğlu taraftarı değilim. Hiç sempatim yok kendisine.
Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik söylenen “sokağa çıkamaz” sözü hiç benlik değil. Sevmiyorum bu yaklaşımı, fena halde yadırgıyorum.
Kılıçdaroğlu’na “sokağa çıkamaz” diyenlerin günü geldiğinde Özgür Özel için de aynısını demeyeceklerinin garantisi yok.
Baykal’a neler dediklerini biliyoruz. Muharrem’e neler yaptıklarını biliyoruz. Kemal’e nasıl yaklaştıklarını görüyoruz.
En minik bir kusurda, en küçük bir yalpalamada Özgür Özel’e neden torpil geçsinler ki?
Gün gelir de Özgür Özel için de “sokağa çıkamaz” denirse...
Bende oluşacak duygu değişmez, antipatiyle dopdolu olurum.
Çünkü ben bu “sokağa çıkamaz” tehdidinin kendisini sevmiyorum.
Çünkü bu sözde...
- Gerekçesiz bir kibir.
- Dayanaksız bir nobranlık.
- Gerçeklikten kopuk bir özgüven.
Görüyorum.
“Sokağa çıkamaz” yaklaşımının arkasında... Kendini “sokağın sahibi” olarak görme hastalığı var.
Sokak yekpare değil ki.
Sokakta bambaşka duyarlılıklar, bambaşka anlayışlar, bambaşka yaşam tarzları var.
“Sokağa çıkamaz” diyenler, sokaktaki herkesin kendileri gibi olduklarına en keskin biçimde iman ediyorlar.
Sosyal medyadaki yankı odalarının büyüsüne kapılarak sokaktaki herkesin...
Kendileri gibi nefret ettiklerine, kendileri gibi öfkelendiklerine, kendileri gibi hayata baktıklarına inanıyorlar.
Bir / iki sosyal medya videosu yetip de artıyor bu inanca sahip olmalarına.
“Sokağa çıkamaz” diyenler, Kılıçdaroğlu sokağa çıktığında neyle karşılaşacağını düşünüyorlar acaba?
Öldürüleceğini mi düşünüyorlar? “Vurun Kemal’e” diyerek linç edileceğini mi düşünüyorlar? Kafa göz dalınacağını mı düşünüyorlar?
En fazla bazıları tarafından protesto edilebilir Kılıçdaroğlu.
YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ