St. Antony’s College Avrupa Çalışmaları Merkezi Direktörü Dimitar Bechev imzalı değerlendirmede, transatlantik ittifakın giderek sert bir çıkar ortaklığına dönüştüğü belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Trump gibi ‘düzen bozucu’ imajından keyif alan bir liderle birlikteyken sıkıcı bir an neredeyse hiç yaşanmaz. Oysa Avrupalıların müttefik olarak umduğu ve adeta dua ettiği şey, tam da kazasız belasız, sakin ve sıkıcı bir NATO zirvesidir. Şimdi ise kıta liderleri bunu sağlamak için Erdoğan’a bağımlı kalmak gibi garip bir durumda olabilirler.”
Foreign Policy, Erdoğan’ın zirveyi Türkiye’nin Avrupa güvenliğindeki kritik rolünü göstermek ve ABD’den F-110 jet motoru satışı gibi önemli kazanımlar elde etmek için “stratejik bir platforma” dönüştürebileceğini yazdı.
“TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ AVRUPA’NIN MERKEZİNE YERLEŞİYOR”
Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), Türkiye’nin savunma sanayisindeki hızlı yükselişini mercek altına aldı.
Haberde, Türk savunma şirketlerinin üretim kapasitesi, teknoloji seviyesi ve maliyet avantajı sayesinde Avrupa’nın savunma planlamasında giderek daha kritik rol üstlendiği vurgulandı.
“VAZGEÇİLMEZ BİR PARÇA HALİNE GETİRMEYİ ETKİLİYOR”
Analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi yalnızca silah ihraç eden bir ülke olmaktan çıkarıp NATO savunma sanayi zincirinin vazgeçilmez bir parçası haline getirmeyi hedeflediği belirtildi.
FAZ ayrıca, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin ASELSAN ziyaretinde Türk savunma sanayisindeki gelişmelere övgüde bulunduğunu hatırlattı.
Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek NATO zirvesiyle eş zamanlı savunma sanayi forumunun, Ankara’nın teknolojik kapasitesini uluslararası vitrine taşıyacağı ifade edildi.
“ALMAN ORDUSU TÜRKİYE’DEN SİLAH MI ALACAK?”
FAZ’ın bir diğer analizinde, “Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) yakında silahlarını Türkiye’den mi satın alacak?” sorusu öne çıkarıldı.
NATO Genel Sekreteri Rutte’nin ASELSAN ziyaretinde Türk savunma sanayisindeki “devrimi” övdüğü hatırlatılırken, Türkiye’nin Avrupa için stratejik bir güvenlik ortağına dönüştüğü kaydedildi.
Uluslararası Güvenlik Enstitüsü Direktörü Nico Lange ise Türk savunma şirketlerinin Avrupa’da daha fazla tedarikçi rol üstlenebileceğini belirterek şunları söyledi:
“Mesele sadece hazır Türk ürünlerini almak değil; Türk şirketlerinin Avrupa’daki büyük savunma sanayi projelerine ana tedarikçi olmasıdır. Türkiye’de yüksek kalitede ve yüksek adetlerde üretim yapan devasa savunma şirketleri var.”
AVRUPA’DA SAVUNMA KRİZİ
Alman basınına konuşan uzmanlar, Avrupa’nın ciddi bir üretim ve insan kaynağı krizi yaşadığını vurguladı.
Bir uzman değerlendirmesinde şu ifadeler dikkat çekti:
“Tüm Avrupa aynı yapısal sorunu yaşıyor: Genç nesil savunma sanayisi için çalışmak istemiyor. Türkiye’de ise en yetenekli mühendisler savunma sanayisini kariyer olarak seçiyor.”
Türkiye’nin özellikle İHA, SİHA, elektronik sistemler ve savunma teknolojilerinde Avrupa’ya önemli avantaj sunduğu ifade edildi.
TÜRKİYE NATO’DA KALICI AKTÖR OLMA YOLUNDA
Haberde Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğu ve savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltarak önemli bir üretim gücü haline geldiği hatırlatıldı.
Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bazı Avrupa savunma projelerine Türkiye’nin katılımına mesafeli durduğu belirtilirken, Ankara’nın Avrupa güvenlik mimarisinde daha güçlü rol talep ettiği aktarıldı.
Ayrıca Türkiye’nin Karadeniz’deki stratejik konumu, Montrö Sözleşmesi kapsamındaki yetkileri ve enerji güvenliğindeki rolünün Batı açısından önemini artırdığı vurgulandı.
ZİRVEDE TÜRKİYE-ABD DENGESİ
Analizlerde, NATO zirvesinin en kritik başlığının Türkiye ile ABD arasındaki denge olacağı yorumuna yer verildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem Trump ile ilişkilerinin hem de Avrupa güvenliğindeki rolü sayesinde zirvede belirleyici aktörlerden biri olacağı ifade edildi.
Uzmanlara göre, bu senaryoda kilit rol yine Ankara’ya düşerken Avrupa için temel beklenti ise net:
“Krizin değil, sessiz ve kontrollü bir NATO zirvesinin gerçekleşmesi.”