Borsa İstanbul’un son dönemde 14.100-14.600 puan bandında dalgalandığını ifade eden Çakarer, bu seviyelerin teknik açıdan kritik olduğunu vurguladı.
Çakarer, “Borsa İstanbul son aylarda belirli bir bant içerisinde hareket ediyor. 14.600 puan seviyesi birkaç kez test edilmesine rağmen kalıcılık sağlanamadı. Ancak jeopolitik risklerin azalması ve ekonomik verilerin piyasa beklentilerini desteklemesi halinde Temmuz ayında 14.900- 15.000 puan bandının yeniden test edilmesini bekliyoruz” dedi.
Enflasyon verisi belirleyici olacak
Türkiye’de yarın açıklanacak enflasyon verisinin piyasalar açısından önemli bir eşik olduğuna dikkat çeken Çakarer, beklentilerin altında veya beklentilere paralel gelecek bir verinin risk iştahını destekleyebileceğini ifade etti. Çakarer, “Haziran enflasyonunun yüzde 1 civarında gerçekleşmesi halinde piyasalarda olumlu algının güçlenmesini bekliyoruz. Böyle bir senaryoda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın mevcut duruşunu koruması ve yılın son çeyreğinde faiz indirimlerinin yeniden gündeme gelmesi mümkün olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
“Petroldeki düşüş bazı sektörleri öne çıkarabilir”
Yılın son çeyreğinde faiz indirimlerinin konuşulmaya başlanabileceğini belirten Çakarer, bu beklentinin özellikle bankacılık sektörünü destekleyebileceğini söyledi. “Faiz indirimi beklentileri oluşmaya başladığında ilk fiyatlamanın bankacılık hisselerinde görülmesini bekliyoruz. Bunun yanında uzun süredir geride kalan sanayi şirketlerinde de yeniden toparlanma görülebilir” ifadelerini kullandı.
Enerji fiyatlarındaki düşüşün sektör bazlı fırsatlar oluşturduğunu belirten Çakarer, özellikle ulaştırma ve havacılık sektörlerinin bu süreçten olumlu etkilenebileceğini söyledi.
“Petrol fiyatlarının gerilemesiyle birlikte maliyet baskısı azalan ulaştırma ve havacılık şirketlerinin önümüzdeki dönemde pozitif ayrışabileceğini düşünüyoruz. Buna karşın petrokimya sektöründe ise daha yatay bir görünüm izlenebilir” diye konuştu.
Yatırımcıların dövize yönelimi sınırlı düzeyde
Evren Çakarer, Merkez Bankası rezervlerinin kur oynaklığı açısından önemli bir güven unsuru oluşturduğunu, yatırımcıların döviz mevduatına yöneliminde güçlü bir artış gözlenmediğini belirtti.
“Yurt içi yatırımcıların dövize yoğun bir geçiş yapmaması, kur tarafındaki istikrarı destekliyor. Mevcut görünüm Merkez Bankası’nın rezerv yönetimi açısından da önemli bir avantaj sağlıyor” şeklinde konuştu.