CUMHURBAŞKANI Yardımcısı Cevdet Yılmaz sunum 'Türkiye Raporu Alan Öngörüleri ve Politika Raporu' programına katıldı. Burada konuşan Yılmaz, "Ekonomide üretimi, sanayide, tarımda üretken sektörleri destekleyen bir perspektifle hareket ettik. Son 23 yılda dünya ekonomisi ortalama yüzde 3,5 büyüme sağlamış. Türkiye ekonomisi ise aynı dönemde yüzde 5,3 büyüme kaydetmiş. 23 yıldaki dünya ortalaması bazı yıllar yüksek, bazı yıllar düşük ama dünya ortalaması 3,5 iken bizim 5,3. Demek ki ekonomik olarak dünyadan 1,8 puan daha yüksek bir hızla büyümüşüz. Pandemi sonrası yeni bir dünya ekonomisi var. Daha az büyüyen, daha az ticaretin olduğu, daha kısıtlayıcı bir dünyaya doğru da gidiyoruz" dedi.
Cihannüma Derneği ve İslam Ülkeleri Akademisyenler ve Yazarlar Birliği (AYBİR ) iş birliği ile 'Türkiye Raporu Alan Öngörüleri ve Politika Raporu' sunum programı Fatih'teki AYBİR Genel Merkezi'nde düzenlendi. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra İslam Ülkeleri Akademisyenler ve Yazarlar Birliği Başkanı Ebubekir Ceylan, Cihannüma Derneği Başkanı Selim Cerrah, Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan ve çok sayıda davetli katıldı.
'GÜÇ SİYASETİNİN ÖN PLANA ÇIKTIĞI BİR DÖNEMDEYİZ'
Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dünyada olup bitenlerden bağımsız kendimizi değerlendirmemiz ve hedefler belirlememiz hiç gerçekçi olmaz. Maalesef dünyamız iyi bir dönemden geçmiyor. Karanlık bir dönemdeyiz. Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, güç siyasetinin ön plana çıktığı bir dönemdeyiz. Tabiri caizse dünya geçmişte yaptığı putları yiyor, böyle bir dönemdeyiz. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşmuş uluslararası sistem çatırdıyor. Bunu ayakta tutma çabası da var bir taraftan, dönüştürme çabası da var ama görünen o ki dünya farklı bir yere doğru gidecek. Şu anda baktığımızda tabiri caizse gücü gücü yetene. Kim güçlüyse istediğimi yaparım gibi bir havaya giriyor. Hukukun, adaletin hiçbir şekilde devrede olmadığı, güç siyasetinin egemen olduğu bir söylemle karşı karşıyayız. Bunu görmemiz lazım. Gerçekçi bir şekilde bu ortamda milletimizi, ülkemizi muhafaza etmemiz lazım ama aynı zamanda da bu siyaseti aşmaya çalışmamız lazım. Bunu da ben şöyle tabir ediyorum: Hem güçlü olacağız, hem haklı olacağız. Sadece haklı olmak maalesef yetmiyor. İşte görüyoruz, adaletsizlikle, hukuksuzlukla karşı karşıya bırakılıyorlar. Gazze'den başka bölgelere kadar bunun sayısı örneğini görüyoruz maalesef. Sadece güçlü olmanın da hiçbir değeri yok. Dolayısıyla biz hem güçlü hem haklı olmak durumundayız. İkisini bir arada başarmanın yollarını, yöntemlerini bulmak durumundayız" dedi.
'PANDEMİ SONRASI YENİ BİR DÜNYA EKONOMİSİ VAR'
Yılmaz, "Ekonomide üretimi, sanayide, tarımda üretken sektörleri destekleyen bir perspektifle hareket ettik. Son 23 yılda dünya ekonomisi ortalama yüzde 3,5 büyüme sağlamış. Türkiye ekonomisi ise aynı dönemde yüzde 5,3 büyüme kaydetmiş. 23 yıldaki dünya ortalaması bazı yıllar yüksek, bazı yıllar düşük ama dünya ortalaması 3,5 iken bizim 5,3. Demek ki ekonomik olarak dünyadan 1,8 puan daha yüksek bir hızla büyümüşüz. Pandemi sonrası yeni bir dünya ekonomisi var. Daha az büyüyen, daha az ticaretin olduğu, daha kısıtlayıcı bir dünyaya doğru da gidiyoruz. Ticaret savaşlarından tutun başka alanlara varıncaya kadar. Bu ortamda dünyanın genel ortalaması düştü. Dünya ticaretindeki gerileme daha hızlı. Büyümeden de daha çok etkilendi ticaret. O eski liberal küresel düzen çok kalmadı. Bu işte korumacı menfaatini ön plana çıkaran bir ekonomik anlayışın hakim hale geldiğini görüyoruz. Son 6 yılda 2020-2025 döneminde dünya sadece yüzde 19 büyümüş. Türkiye ekonomisi ise aynı dönemde yüzde 35 büyümüş. Zor bir dünyada reel ekonomilerin tüm dünyada sıkıntı yaşadığı bir dönemde Türkiye ekonomisini yüzde 35 büyütmeyi başarmış. Bugün geldiğimiz noktaya bakıyoruz. 2002 yılında 238 milyar dolarlık bir ekonomiymişiz. Geçen yıl bu 1.6 trilyon dolar olarak gerçekleşti. Kişi başına gelirimiz 3 bin 600 dolarlar seviyesinden geçen yıl itibariyle yine 18 bin doları aşan bir noktaya geldi. Geçen yıl itibariyle söylüyorum yine dolar bazında dünyanın 16'ncı büyük ekonomisiyiz, satın alma gücü paritesiyle dünyanın 11'inci büyük ekonomisi konumundayız" ifadelerini kullandı.
'İHRACATIMIZ GEÇEN SENE 10 MİLYAR DOLARI AŞTI'
Yılmaz, "Bundan 20-25 yıl önce 200 küsur milyon dolar ihracatı olan bir ülkeydi Türkiye savunma sanayisinde. Daha çok ithal ediyordu, yüzde 80'inden fazlasını ihtiyacının yurt dışından karşılıyordu. Bugün silahlı kuvvetlerimizin envanterine giren ürünlerin yüzde 80'inden fazlası yerli, milli ürünler. İhracatımız geçen sene 10 milyar doları aştı. Bu sene son 12 aylık verilere baktığınız zaman, 11 milyar doları geçmiş durumdayız. Savunma sanayisinde dünyanın 11'inci ihracatçısıyız. Yakın bir gelecekte ilk 10 arasına inşallah gireceğiz. İHA'larımız, SİHA'larımız, gemilerimiz, helikopterlerimiz, mühimmatlarımız, birçok unsuruyla çok güçlü bir savunma sanayi oluşturmuş durumdayız. Silahı aldığınız ülkelere karşı politikanızı da ona göre şekillendirmek durumundasınız. Dolayısıyla dış politikada Türkiye bugün böyle bağımsız hareket edebiliyorsa, kendi kararını verip kendi iradesiyle iş birlikleri kurabiliyorsa, politika ortaya koyabiliyorsa bu, savunma sanayiyle de çok yakın, hem ilişkili. Çok şükür belli bir yere geldik, daha da iyi bir noktaya inşallah savunma sanayimizde ulaşacağız. savunma sanayii ilk defa bir resmi faaliyet olarak NATO bünyesine girmiş oldu ve Türkiye'nin savunma sanayiine dünyanın dört bir yanından ne kadar takdirle yaklaştığını bir kez daha görmüş olduk" diye konuştu.
'MECLİS EN GENİŞ MANADA MİLLİ İRADEYİ YANSITAN BİR KURUM'
Cevdet Yılmaz, "15 Temmuz'u daha yeni andık diyelim. Özellikle o gece Külliye'nin ve Meclis'in bombalanmasını ben çok önemli buluyorum. Bunlar milli iradenin sembolü. Meclis, yasamada tüm partileri içine alan, en geniş manada milli iradeyi yansıtan bir kurum; milli iradenin tecelligahı diyoruz. Külliye ise yürütmede, özellikle de direkt seçimlerden sonra yürütmede milli iradenin tecelli ettiği bir makam. Buradan hareketle tüm darbecilerin esas hedefi millettir. Milletin iradesidir, o iradeyi kırmaktır" dedi.