Ana içeriğe geç

Gıda egemenliği tehlikede

BM Genel Kurulu 2026 yılını “Uluslararası Mera ve Çobanlar Yılı” ilan ederken Türkiye acı bir tabloyla karşı karşıya: Son 60 yılda meraların yüzde 54’ü yok edildi. Hayvancılık çöküşte, ithalat kronikleşti. Hayvan yetiştirme uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı uyardı: “Çayır ve meralar doğanın yorganıdır. Bu yorganı yırtarsak gıda egemenliğimizi kaybederiz” dedi.

Gıda egemenliği tehlikede
Cumhuriyet
16

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, küresel gıda krizinin ve ekolojik çöküşün önüne geçebilmek amacıyla tarihsel bir adım atarak içinde bulunduğumuz 2026 yılını “Uluslararası Mera ve Çobanlar Yılı (IYRP)” ilan etti. Kararda, küresel ölçekte meraların ve çobanlık mesleğinin korunması için acil yapısal politikaların üretilmesi gerektiği vurgulanırken gözler, bir dönem kendi kendine yetebilen hayvancılık ülkesi olan Türkiye’ye çevrildi.

MERALARIN YÜZDE 54’ÜNÜ KAYBETTİK

Tarım ve hayvancılık politikalarının içinde bulunduğu yapısal krizi değerlendiren hayvan yetiştirme uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, meraların tasfiyesinin doğrudan Türkiye’nin gıda egemenliğini ve ulusal bağımsızlığını tehdit ettiğini vurguladı. Prof. Dr. Kaymakçı, meraların rant uğruna feda edilmesi ve çobanlık mesleğinin değersizleştirilmesi nedeniyle Türkiye’nin kırmızı et üretiminde tamamen yetersiz bir ülke konumuna sürüklendiğine ve et fiyatlarının arttığına dikkat çekti. Türkiye’nin üretim belleğini sarsan acı rakamları paylaşan Kaymakçı, “1960’lı yıllarda yaklaşık 29 milyon hektar olan çayır ve mera varlığımız, ne yazık ki yüzde 54’ünü kaybederek günümüzde 13 milyon hektar seviyesine kadar gerilemiştir. Bu açık bir ekokırımdır” ifadelerini kullandı. Meraların; tarım arazilerinin amacı dışında kullanımı, imar/yapılaşma baskısı, madencilik yağması, turizm etkinlikleri ve yasalardaki istisnalar nedeniyle vahşice eritildiğini belirten Kaymakçı, bu durumun ekosistemi de geri dönülemez biçimde bozduğunu aktardı.

SAMAN İTHAL EDİYORUZ

Hayvanların biyolojik yapısının ot odaklı olduğunu hatırlatan Kaymakçı, “Dünyanın her yerinde küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık çayır ve meraya dayanır. Türkiye’de bu temel gerçek unutuldu. Mera alanları küçülünce kaba yem üretimi çöktü. Maliyetler fırlayınca dışarıdan saman bile ithal etmek zorunda kaldık. Üretici sulu tarımla yonca ve mısıra yöneldi ancak bu kez de su ve enerji maliyetleri altında ezildi. Fabrika yemine yüklenen üretici ise hammaddede dışa bağımlılığın kurbanı oldu. Sonuçta karkas et ve canlı hayvan ithalatı kronikleşti; halk, eti fahiş fiyatlara almak zorunda kaldı” diye konuştu. Hayvancılıktaki çöküşün ikinci ayağını ise çobanlık mesleğinin yok oluşunun oluşturduğunu aktaran Kaymakçı, son yıllarda Türkiye’ye gelen sığınmacılardan ucuz işgücü yaratma ve bunları çoban yapma gibi tehlikeli bir alışkanlığın başladığına ve bunun sürdürülebilir olmadığına dikkat çekti. Meraları koruma çağrısı yapan Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, “Meralar sadece hayvancılık altyapısı değil; yaban hayatı, erozyonla mücadele ve su kaynakları için doğanın yorganıdır. Bu yorganı korumak, gıda egemenliğimizi korumaktır” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler