Piyasalarda yılın ikinci yarısında içeride dezenflasyon süreci, TCMB para politikası ve TL’de reel değerlenme odak noktasında olacak. Orta Doğu’daki gelişmelerin ardından cari denge, büyüme ve ihracatla ilgili gelişmeler de takip edilecek. Küresel tarafta ise yapay zekâ rallisi, petrol fiyatları ve jeopolitik riskler izlenecek. Garanti BBVA Yatırım tarafından yayımlanan strateji raporunda, piyasanın 9 kritik gündemi öne çıktı.
TÜRKİYE GAZETESİ/Ekonomi Servisi- Piyasalarda yılın ikinci yarısı başlarken hem içeride hem dışarıda önemli gelişmeler takip edilecek.
Garanti BBVA Yatırım tarafından yayımlanan "2026 İkinci Yarı Finansal Piyasalar Strateji Raporu”na göre, yılın ikinci yarısında piyasaları etkileyecek önemli gelişmeler şöyle özetlendi:
1-PARA POLİTİKASI VE FAİZ
Son toplantıda Kevin Warsh başkanlığındaki FED, faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutacağı bir ortamın sinyalini verdi. Piyasalar, en erken eylülden itibaren faiz artışlarını fiyatlamaya başladı. Rapora göre ABD’de kısa vadeli tahvil faizlerinin %4,00'ün altına gelme ihtimali zayıf görülüyor.
TCMB tarafında ise; enflasyon görünümündeki risklerin azalmasıyla birlikte, eylülden itibaren ortalama fonlama maliyetinin politika faizi seviyesine (%37) düşeceği öngörülüyor.
2-PETROL FİYATLARI
Küresel ölçekte enflasyonu ve para politikalarını şekillendirecek en temel unsur petrol başta olmak üzere enerji fiyatları olacak. ABD ile İran arasındaki anlaşma ihtimalinin artmasıyla petrol fiyatlarının 80 doların altına gerilediği, yeni bir jeopolitik gerginlik olmazsa yılın kalanında 70-75 ABD doları bandına yerleşebileceği tahmini öne çıkıyor.
Mart ayında Körfez bölgesinde yükselen tansiyon küresel ekonomide görünümü kırılganlaştırdı, enflasyon beklentilerini bozdu ve ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturdu. Haziran ayında ABD ve İran arasındaki mutabakat piyasada olumlu algılansa da jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekiliyor.
Yurt içinde yılın ikinci yarısında ana belirleyici unsurun ise dezenflasyon sürecinin başarısı olacağı vurgulandı. Enerji fiyatlarının seyri nedeniyle enflasyondaki iyileşmenin öngörülenden daha kademeli gerçekleşebileceği ve Mayıs 2026'da %32,6 olan TÜFE'nin, yıl sonunda %30’a düşeceği tahmin ediliyor.
Küresel aktivitenin zayıflaması, yüksek faizler ve belirsizlik ortamı nedeniyle Türkiye'nin 2026 GSYH büyüme tahmini, raporda %4,0'ten %3,0 seviyesine doğru revize edildi.
Yılın ilk yarısında yüksek seyreden petrol fiyatları enerji ithalatı maliyetini artırdığı için, cari işlemler açığının 2026'da beklentilerin üzerinde gerçekleşerek 63 milyar doları (%3,5 GSYH oranı) bulacağı öngörülüyor.
Raporda, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa'da büyüme görünümünün zayıf kalmaya devam etmesinin, ihracatçı şirketler üzerinde baskı unsuru olarak öne çıkabileceği aktarılıyor.
Rapora göre; sıkı para politikasının korunmasıyla birlikte TL'de reel değerlenme trendinin ve reel faiz avantajının sürmesi, TL varlıkları, ABD dolarına göre daha cazip tutmaya devam edecek.
Küresel piyasalarda ise yapay zekâ yatırımlarının artık somut gelir artışına ve kalıcı kurumsal verimlilik kazanımlarına dönüştürülme kapasitesi takip edilecek. Raporda, hisse senedi piyasalarının (özellikle S&P 500’ün) yönü ve kâr momentumunun sürdürülebilirliği açısından, yapay zekâ sektörünün ana belirleyici olmaya devam edeceği öngörüldü.