Ana içeriğe geç

BM'nin Kıbrıs planındaki 22 yıllık gizli şifre: Amaç Annan Planı'nı masaya tekrar getirmek

Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği dönem başkanlığını fırsat bilerek yeni bir diplomatik hamle başlattığı konusunda uyarıda bulunan Prof. Dr. Ata Atun, 22 yıl öncesini hatırlatarak "Rum kesimi Annan Planı'nı yeniden masaya getiriyor" dedi.

Haber 7
16

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi tarafından Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik yeni bir plan hazırlandığı ve söz konusu planın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nezdinde istişareye açılacağı yönünde iddialar yeni bir krizin fitilini ateşledi. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, konuya dair açıklamalarda bulunarak "Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayan ve Ada’daki mevcut hassas dengeyi bozmayı amaçlayan hiçbir girişim Türkiye açısından kabul edilemez." değerlendirmesinde bulundu. Kısa bir süre önce de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa arasında imzalandığı açıklanan "Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi" (SOFA) de Doğu Akdeniz'de yeni bir diplomatik ve askeri tartışma başlatmıştı.

Girne Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Atun, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs ekseninde yaşanan son jeopolitik gelişmeleri, Türkiye’nin bu çerçevedeki rolünü Haber7’ye kapsamlı bir şekilde değerlendirdi.

Girne Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Atun Haber7'ye konuştu

"ASIL HEDEF TÜRKİYE'Yİ DOĞU AKDENİZ'DEN DIŞLAMAK"

Doğu Akdeniz'deki denklemin Amerika ve Avrupa Birliği ittifakının lehine çevrilmek istendiğini vurgulayan Prof. Dr. Atun, "Burada asıl hedef, asıl amaç Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamak. Bu gerçeği çok iyi görmek gerekir." ifadelerini kullandı.

"ANNAN PLANI'NIN ADINI DEĞİŞTİRİP YENİDEN MASAYA GETİRMEK İSTİYORLAR"

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Avrupa Birliği dönem başkanlığının birkaç gün sonra yani 30 Haziran'da sona ereceğine işaret eden Prof. Dr. Atun, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin şu anki durumu lehine kullanmak için elinden geleni yaptığını aktardı. "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti" adı altında bağımsız, iki kesimli ve federal bir devlet olarak birleştirilmesini öngören Birleşmiş Milletler (BM) planı 'Annan Planı'nı hatırlatan Prof. Dr. Atun, şunları kaydetti:

"Büyük bir olasılıkla Yunan temsilci ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin temsilcileri BM'de gayet iyi, baskın bir şekilde çalışıp Annan Planı'nın adını değiştirip yeniden masaya koymak istiyorlar."

"HRİSTODULİDİS BU DÖRT MADDE BENİM KIRMIZI ÇİZGİMDİR, DİYOR"

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Hristodulidis'in garantörlüklerin kaldırılması ve tek devlet yapısını dayatan dört maddelik kırmızı çizgisine değinen Prof. Dr. Atun, söz konusu şartların aslında geçmişte reddedilen Annan Planı'nın isim değiştirmiş hali olduğuna işaret etti. Atun, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hristodulidis'in dört maddelik bir açıklaması var ve diyor ki 'Bu dört madde benim kırmızı çizgimdir. Hiçbir koşulda, hiçbir şekilde bu kırmızı çizgiler değişmez. Birinci madde, hukuken adanın tümünde egemen olan ve tek devlet olarak tasarlanan 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devam etmesini kapsıyor. İkinci madde güvenlik ve garanti anlaşmalarının iptal edilmesini; üçüncü madde tek devlet, tek egemenlik, tek kişilik bir yönetim olmasını kapsıyor. Son olarak Hristodulidis'in dördüncü kırmızı çizgisi de Avrupa Birliği müktesebatının birebir eksiksiz adada uygulanacak olmasıdır."

GKRY lideri Hristodulidis

"TARİHİ GERÇEKLERİ YOK SAYMAK İSTİYORLAR"

Garantörlük anlaşmalarının iptali talebinin tarihi gerçekleri yok saymak olduğu konusunda net bir çizgi çizen Prof. Dr. Atun, "1960 Kıbrıs Anlaşması'ndaki ittifak ve garantörlük anlaşması nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti 1974'te Türk Silahlı Kuvvetleri adaya müdahale ederek Kıbrıslı Türklerin katliama uğramasını ve adadan sürülüp atılmasını önledi. Hristodulidis, bunun kaldırılmasını istemektedir." diye konuştu.

"BÖLGEDEKİ ASIL MÜCADELE ENERJİ KAYNAKLARI VE ZENGİNLİKLER ÜZERİNDEN ŞEKİLLENİYOR"

Geçmişte Annan Planı'nda görüşmeci olarak yer aldığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Atun, aradan geçen 22 yıldaki temel farkın Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Türkiye'nin Mavi Vatan ilanı olduğunu söyledi.

Olası bir anlaşmanın kabul edilmesi halinde gerçekleşecek senaryoyu paylaşan Atun, Kıbrıs Adası'nın Avrupa Birliği toprağı ve münhasır ekonomik bölgesi olacağını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Yunanistan'ın Girit Adası'yla Meis'i, Meis'le de Kıbrıs'ı birleştirerek Türkiye'yle Mısır arasındaki denizin yarısını da kaplayacak şekilde bir münhasır ekonomik bölge ilan edilecek. Bu da demektir ki bu bölgede yer alan bütün doğal gaz, bütün petrol rezervlerinin hepsi Avrupa Birliği'nin denetimi altına girecek."

"KIBRISLI TÜRKLERİN AZINLIKTAN ÖTEYE HAKLARI OLMAZ"

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in masaya getirdiği iddia edilen yeni Kıbrıs planında Kıbrıs Türklerinin haklarının gasp edildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atun, "Kıbrıslı Türklerin azınlıktan öteye hiçbir hakları yok. Tıpkı, Yunanistan'ın Trakya'sında yaşayan Türklerin hakları olduğu kadar bir hak olacak." dedi.

"ALLAH'TAN ANAVATANIMIZ VAR, ALLAH'TAN TÜRKİYE'MİZ VAR"

1960 ile 1974 yılları arasında yaşanan sistematik baskı ve altyapı ambargo dönemine de değinen uzman isim, "1963 ve 1974 yılları arasında gerçekten de biz inanılmaz bir katliama uğradık. Allah'tan anavatanımız var. Allah'tan Türkiye'miz var ve gelip bizi bu katliamlardan kurtardılar." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman

"KURUMLARIN İÇLERİ BOŞALTILIP KAPANMAYA MECBUR EDİLECEK"

Kurulması planlanan ortak devlette çoğunluğun Rum kamu görevlilerinde olacağını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki memurların işlerine son verilebileceğini öngören Prof. Dr. Atun, "Bizim yerel kuruluşlarımız var; Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu, KKTC Su İşleri İdaresi, Karayollarımız gibi. Bunların hepsi süreç içinde içleri boşaltılıp kapanmaya mecbur edilecek. Türk-Rum tarafındaki elektrik idaresi bütün adaya elektrik sağlasın, kontrol etsin istenecek." değerlendirmesinde bulundu.

"ANLAŞMA GERÇEKLEŞİRSE MAALESEF AYNI UYGULAMALAR BİZLERİ BEKLİYOR OLUR"

1974 Kıbrıs Barış Harekatı'na kadar Türk köylerinin yüzde 90'ında yol, su ve elektrik bulunmadığını da hatırlatan Atun, şu ifadeleri kullandı:

"Eski Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı III. Makarios hükümeti o denli baskı altında bu cumhuriyeti kullandı ki bütün yatırımları Rum tarafına gerçekleştirdiler. Bundan dolayıdır ki şimdi böyle bir anlaşma olursa aynı gelecek, aynı uygulamalar bizleri maalesef beklemektedir."

PROF. DR. ATUN BÜYÜK RESME DİKKAT ÇEKTİ

Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bu planı asla kabul etmeyeceğini belirten Atun, "Küçük resim budur, büyük resim Doğu Akdeniz'den Türkiye'nin dışlanmasıdır. Bu planın daha doğmadan reddedilmesi çok önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti müthiş güçlü, dışarıdan baktığınız vakit ağır, sağlam adımlarla ileriye doğru yürüyen, dünyanın sözü geçen 10 ülkesinin içinde yer alan bir anavatan. İyi ki var!" diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler