Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitimcilerin, velilerin ve öğrencilerin tüm itirazlarına karşın 2024-2025 eğitim öğretim yılı itibarıyla kademeli olarak hayata geçirildi. Model, 2025-2026 eğitim öğretim yılında ortaokul kademesine de taşındı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, “Öğrenci odaklı ve değerler eğitimini merkeze alan müfredat” olarak tanımladığı Maarif Modeli’ne yönelik eleştiriler, “Bilimsellikten uzak ve iktidarın ajandası doğrultusunda hazırlanıyor” noktasında yoğunlaştı.
ANAYASA’YA AYKIRILIK
Müfredata tepki gösteren kurumlar arasında Laiklik Meclisi de yer aldı. Meclis, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin iptali istemiyle Temmuz 2024’te Danıştay’a dava açtı. Başvuruda, müfredat programında felsefeye 67 sayfa, din konulu derslere ise 572 sayfa ayrıldığı vurgulandı. Laiklik Meclisi’nin başvurusunda öte yandan, müfredatın Anayasa’ya aykırı olduğunun da altı çizildi.
TEMYİZ BAŞVURUSU
Laiklik Meclisi’nin Türkiye Yüzyılı maarif Modeli’nin yürütmesinin durdurulması talebi, Danıştay 8’inci Daire tarafından reddedildi. Meclis, Danıştay 8’inci Daire’nin ret kararına karşı temyiz başvurusunda bulundu. Başvuruda, modelin Anayasa’nın laiklik ilkesine aykırı olduğu kaydedildi.
TELAFİSİ ZOR SONUÇLAR
Dava dilekçesinde, Anayasa’nın ikinci maddesine atıf yapılarak, MEB’in her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildi. Davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunun altını çizen Laiklik Meclisi dilekçesinde, şu ifadelere yer verildi:
“2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27’nci maddesi uyarınca, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilecektir. Anayasal güvence kapsamında olan eğitim hakkında telafisi zor zararların ortaya çıkmaması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması sonucunda yürütmenin durdurulmasına karar verilmelidir.”