Ana içeriğe geç

İşte ABD'li şirketin gözünü çevirdiği il! Türkiye'nin petrol üssü

Türkiye'nin enerji bağımsızlığı yolunda Gabar ve Karadeniz keşiflerinin ardından, bu kez de Güneydoğu'dan küresel dengeleri değiştirecek devasa bir hamle geldi. ABD'li enerji devi TransAtlantic Petroleum, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve Continental Resources ortaklığında Diyarbakır Havzası'nda yürütülen çalışmaların detaylarını paylaştı. Yapılan açıklamada, bölgenin konvansiyonel olmayan (kayaç/şeyl) kaynak potansiyelinin dünya çapında bir fırsat olduğu vurgulandı.

İşte ABD'li şirketin gözünü çevirdiği il! Türkiye'nin petrol üssü
Posta
16

Mitchell, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve ABD'nin en büyük petrol üreticilerinden Continental Resources ile birlikte Diyarbakır Havzası'ndaki konvansiyonel olmayan petrol ve doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesine yönelik yürüttükleri çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin konvansiyonel olmayan hidrokarbon kaynağı potansiyeline dikkati çeken Mitchell, "Türkiye'de büyük ölçekli konvansiyonel olmayan kaynak potansiyeline sahip iki bölge bulunuyor. Bu kaynakların gözeneklilik ve geçirgenlik özelliklerinin daha düşük olmasını kastediyoruz. Bu iki bölge, Türkiye'nin güneydoğusundaki Diyarbakır Havzası ve kuzeybatısındaki Trakya Havzası. Her iki havzada da 18 yıldır faaliyet gösteriyoruz." bilgisini paylaştı.

Mitchell, şirketin TPAO ile uzun yıllara dayanan işbirliğinin son dönemde yeni bir boyut kazandığını ve Kuzey Amerika'da yaygın olarak kullanılan konvansiyonel olmayan petrol ve gaz kaynaklarının üretime kazandırılmasına yönelik tecrübeyi Türkiye'ye taşıdıklarını belirterek, "Bu işbirliği bilgi birikimi, sermaye ve kaynak paylaşımına dayanıyor." dedi.

BEŞ YILDA 25 SONDAJ KULESİ

Diyarbakır Havzası'nın bekledikleri şekilde gelişmesi halinde gelecek beş yıl içinde sahada yaklaşık 25 sondaj kulesinin faaliyet gösterebileceğini ifade eden Mitchell, "Her sondaj kulesi, yatay sondaj yapacağı için dört ya da beş dikey kuyunun verimliliğine eşdeğer olacaktır. Bu önemli bir husus, çünkü çok daha az yüzey alanı kaplar." değerlendirmesinde bulundu.

Mitchell, havzanın uzun vadeli potansiyeline ilişkin, şunları kaydetti:

"Diyarbakır Havzası yaklaşık 20 yıllık bir süreçte, Türkiye'nin mevcut durumdaki kuyularının toplamından daha fazla kuyuya sahip olabilir. Beş yıllık yavaş bir büyüme sürecinin ardından olgun bir üretim seviyesine ulaşılacağını düşünüyoruz. Zamanla, havzanın toplam potansiyelinin günlük 250 bin varil petrole kadar ulaşabileceğini düşünüyorum. Diyarbakır Havzası'ndaki doğal gaz üretim potansiyeli ise günlük 25 milyon metreküpten fazla olabilir. 25 ila 50 milyon arasında bir üretim oldukça iyi bir miktar. Bu, Türkiye'nin iç talebinin önemli bir kısmını karşılayacaktır."

Mitchell, TPAO'nun üretimin büyük kısmını gerçekleştireceğini, süreç ilerledikçe bazı sahaların tek başına sahibi ve geliştiricisi olarak faaliyet gösterebileceğini kaydetti.

"TÜRKİYE, YATIRIMCILARIN GÜVENEBİLECEĞİ BİR İSTİKRAR SUNUYOR"

Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Mitchell, ülkenin en büyük avantajının coğrafi konumu olduğunu söyledi.

Mitchell, Türkiye'nin enerjinin kesişim noktasında bulunduğunu belirterek, küresel enerji koridorlarındaki değişimlerin Türkiye'nin önemini artırdığını dile getirdi.

Enerji şirketlerinin artık yalnızca kaynak büyüklüğüne değil, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki istikrar ve öngörülebilirliğe de baktığını ifade eden Mitchell, "Türkiye belki bazı ülkeler kadar büyük enerji kaynaklarına sahip değil ancak yatırımcıların güvenebileceği bir istikrar sunuyor." diye konuştu.

Mitchell, ABD'li şirketlere Türkiye merkezli faaliyet göstermeyi, Türk enerji sistemine katılım sağlamayı ve Türkiye'yi bir merkez olarak kullanarak çevre ülkelere açılmayı tavsiye ettiklerini, iş yapmaya çalıştıkları ülkelerde ise Türkiye ile kurdukları işbirliğini referans göstererek güven inşa ettiklerini ve Özbekistan'ın da bu yaklaşımın uygulandığı örneklerden biri olduğunu aktardı.

"TPAO İLE KURDUĞUMUZ ORTAK GİRİŞİMİMİZ DÜNYA ÇAPINDA BİR FIRSAT"

Türkiye ile işbirliğini "çok büyük bir fırsat" olarak nitelendiren Mitchell, şunları kaydetti:

"Başarıya giden en iyi ve en hızlı yolu garanti altına alabilmek için diğer faaliyetlerimizi bir noktaya kadar sınırlıyoruz. TPAO ile kurduğumuz ortak girişim şu anda muhtemelen dünya çapında sahip olduğumuz en önemli fırsat. Mesele sadece başarılı olmak değil, aynı zamanda TPAO'nun bizi başka projelere de davet edeceği şekilde başarılı olmak. Bu, muhtemelen sahip olduğumuz en önemli ilişki ve şu anda şirketimiz için dünya çapında bir fırsat olarak görüyoruz."

Geçen yıl mart ayında TPAO, Texas merkezli TransAtlantic Petroleum ve Oklahoma merkezli Continental Resources arasında Diyarbakır Havzası'ndaki konvansiyonel olmayan petrol ve doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesi amacıyla ortak girişim anlaşması imzalanmıştı.

Söz konusu işbirliğini "Türkiye'de petrol aramacılığında yeni bir dönemi açan anlaşma" olarak tanımlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, en güncel çevresel ve teknolojik uygulamalarla yürütülecek projede yerli iş gücünün eğitimi ve teknik bilgi transferinin de sağlanacağını bildirmişti.

Türkiye'nin günlük ortalama petrol tüketiminin 1 milyon varil seviyesinde olduğu dikkate alındığında, havzanın tek başına söz konusu tüketimin yüzde 25'ini karşılayabilecek bir potansiyele sahip olduğu öngörülmektedir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler